Yorumlar (0)

Adil Hacıömeroğlu


KAR GELİYOR, HAVA SOĞUYOR


Karakış (zemheri), geleli günler oldu. Havalar gittikçe soğuyor. Soğuklar artınca karın yağması da kaçınılmaz. Ülkemizin büyük bölümünde kışın kar yağışı görülür. Bu da bizim için doğal bir varsıllık…

Birkaç gün öncesinden birçok ilimizde, kar yağışı olacağını televizyonlar hava durumunda haber verdiler yurttaşlarımıza. Yurttaşlarımızın kimi karın yağmasına sevinirken kimi de üzülüyor. Özellikle başta çocuklar olmak üzere birçok kişi için kar yağışı, karla oynamak ve onun tadını çıkarmaktır. Ancak kimileri için de büyük bir eziyet kar ve kış… Çünkü karın yağıp havaların soğuması, birçok kişinin yaşamını olumsuz yönde etkilemekte. Çünkü ısınmak büyük para… Ne yazık ki yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu, dar gelirli. Yaşamda kalmak için çok çetin bir savaşımın içinde bu kesim. Bir de artan soğukla gelen sayrılıklar birçok kişiye yaşamı zehir etmekte. Özellikle kışın bazı sayrılıklar, salgına dönüşmekte.

Kış, içinde baharın ve yazın umudunu alevlendirir yüreklerde. Çoğu kişi, kar yağışını izlerken ya da soğukta titrerken deli bir baharın ve sıcak bir yazın düşünü kurar. İnsanoğlu umut etmese, düş kurmasa zorluklara nasıl dayanır? Yaşadığı kötü günleri aşmak için güçlü istencini nasıl egemen kılar?

Ben, kış geldiğinde hep sobayı düşünürüm. Gürül gürül yanan bir soba… Üstünde lıkır lıkır kaynayan bir bakır güğüm… Kaynayan suyun buharıyla buğulanan camlar… Buğulanan camlara yazılan umut sözcükleri ya da çizilen iç açıcı resimler… Kızgın sobanın üstünde pişen kestaneler… Eğer sobamız kuzine ise içinde doğal maya ile yapılmış ekmeğin pişerken yaydığı iştah açıcı koku… Bir de olmazsa olmazım sobanın üstünden eksik olmayan çaydanlık… Kimi zaman o çaydanlıkta ıhlamur, çoğu zaman da demlenen tavşankanı çay… Odayı sarıp sarmalayan çay ya da ıhlamur kokusu…

Saçaklardan sarkan buz sarkıtları… Yem arayan serçelerin cam önündeki nöbetleri… Onların yem yemesini sevecen bakışlarla doyasıya izlemek… Çatılardan düşen kar kütleleri…

Sobalı bir evin önünde karla oynarken ıslanıp üşümek bir başka… İyice üşüyünce girersin içeri, hemen sobanın başındaki yerini alırsın. Sobanın sıcağı, birden ısıtır tüm bedenini. Islanan giysilerden buharlar çıkar. Buharlar çıkarken insanı, bir uyku basar. İşte, uyku bastırdığında postu serersin sobanın önüne. Post yoksa bir peykenin üstüne kıvırılır dalarsın düşlerle dolu uykuya.

Kış dediğin biraz soba, biraz da onun üstünde pişen kestanedir. Kar yağsın istediği kadar, ancak benim bir sobam olsun ısınacağım. Yaşamımdaki amaçtır sobanın gürül gürül yandığı, yanan odunların çatırtısının ezgiye dönüştüğü bir kır evi. Kışı, en doğal durumuyla yaşamaktan güzel olan ne var şu dünyada?

Toprağa, kentlerimize, köylerimize kar yağsın hem de bolca; ancak yüreğimize, ocağımıza kar yağmasın. Havalar soğusa da yüreklerimiz hep sıcak kalsın.

                                                               Adil Hacıömeroğlu

                                                               11 Ocak 2026