“Okuduklarını bir davranış haline getirirseniz işte kalite budur.”
Bu cümle, çağımızın en büyük çelişkisini özetliyor. Çünkü bilgiye hiç olmadığı kadar yakınız; ama o bilgiyi hayatımıza taşımakta bir o kadar uzağız. Kitaplar okuyor, seminerler izliyor, altı çizili cümleler biriktiriyoruz. Fakat günlük hayatın sıradan anlarında aynı sabırsızlıkları, aynı kırıcı dili, aynı tutarsızlıkları tekrar ediyoruz.
Demek ki mesele okumak değil; dönüşmek.
Bilgi zihni besler. Davranış karakteri inşa eder. Ve insanın gerçek kalitesi, sahip olduğu bilgilerle değil, o bilgilerin hayata nasıl yansıdığıyla ölçülür. Empati üzerine sayfalarca okuyup karşısındakini dinlemeyen biri bilgili olabilir ama kaliteli değildir. Dürüstlük üzerine konuşup küçük çıkarlar karşısında eğilen biri kültürlü olabilir ama güvenilir değildir.
Kalite, görünür olmak değil; tutarlı olmaktır.
Bugün en büyük yanılgımız, doğru kavramları kullanmayı erdem sanmamızdır. Oysa doğru kelimeleri seçmek kolaydır; doğru davranışı seçmek zordur. Özellikle kimse bakmıyorken… Alkış yokken… Çıkar devredeyken… İşte o anlar kaliteyi belirler.
Çünkü kalite bilgiyle değil, tercih anıyla ölçülür.
Bir kitabı bitirmek başarı değildir; o kitaptan bir cümleyi hayatına yerleştirebilmek başarıdır. Sabır hakkında okumak değil, trafikte sabırlı kalabilmektir mesele. Adaleti savunmak değil, işine gelmediğinde de adil davranabilmektir. Merhameti anlatmak değil, öfke anında merhameti seçebilmektir.
Toplum olarak gelişimi çoğu zaman diploma, sertifika ve unvanla ölçüyoruz. Oysa insanın gerçek diploması davranışlarıdır. Söylediği ile yaptığı arasındaki mesafe ne kadar kısaysa, kalitesi o kadar yüksektir.
Kalite sessizdir. Gösterişe ihtiyaç duymaz. Küçük ama doğru alışkanlıklarla kendini belli eder: verilen sözü tutmakta, sıraya riayet etmekte, emeğe saygı göstermekte, hata yaptığında özür dileyebilmekte…
Bilmek zekâyı gösterir.
Uygulamak karakteri.
Sürdürmek ise kaliteyi.
Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
Son okuduğum şey beni hangi davranışımda değiştirdi?
Hangi alışkanlığımı dönüştürdü?
Eğer hayatımızda somut bir karşılığı yoksa, bilgi hâlâ zihnimizde misafirdir. Kalite ise misafirlikle değil, sahiplenmekle başlar.
Çünkü gerçek kalite, çok bilmek değil; bildiğini yaşamaktır.