Doğum Sonrası Halk İnanışları: Kırk Basması, Al Karısı ve Dine Sonradan Eklenen Uygulamalar
Bidat, İslam’ın özünde bulunmayan; zamanla dinî gereklilikmiş gibi benimsenen, ekleme veya bozulmuş uygulamalar anlamına gelir. Bu yazı dizisinde amacımız, toplumda yaygın olan fakat sahih kaynaklara dayanmayan inanışları açıklığa kavuşturmak; ibadet ve inanç alanını hurafelerden arındırmaktır. Bu bölümde doğum sonrası anne ve bebekle ilgili yaygın fakat hatalı uygulamaları ele alıyoruz.
Kırk Basması İnanışı
Halk arasında annenin ve bebeğin ilk kırk gün boyunca dışarı çıkmasının sakıncalı olduğu, “kırk basması” denilen görünmez bir zararın anne ve çocuğa dokunacağı düşünülür. Bu nedenle bazı aileler kırk gün boyunca belli dualar okur, suya çeşitli nesneler bırakır veya kapının girişine sembolik objeler koyar.
Bu inanışın İslam kaynaklarında hiçbir karşılığı yoktur. Kırk gün dışarı çıkmama, kırk gün boyunca özel bir musallat olacağı düşüncesi tamamen kültürel bir mirastır; dinî bir dayanak taşımaz. Hz. Peygamberimiz’in döneminde lohusa kadınlar günlük hayatlarına devam etmişlerdir.
Al Karısı (Albastı) İnancı
Tarihsel olarak Orta Asya’dan günümüze taşınmış bir inanıştır. Lohusa kadınlara ve yeni doğan bebeklere musallat olduğu iddia edilen kötü bir varlık olduğuna inanılır. Bazı bölgelerde lohusanın başına kırmızı tül bağlanır, yastığının altına bıçak, makas veya demir nesneler konur.
Bu uygulamaların hiçbirinin İslam’da yeri yoktur.
Demirle korunma, kırmızı tül, bıçak koyma gibi ritüeller tamamen hurafe niteliğindedir. Müslüman, korunmayı Allah’a dua ederek, Fatiha ve Muavvizeteyn (Felak ve Nas) gibi sahih surelerle talep eder; nesnelere kutsiyet yüklemez.
Lohusa Anneyi Gece Yalnız Bırakmama İnancı
Bazı toplumlarda lohusa kadının gece yalnız kalmaması gerektiğine inanılır; aksi hâlde görünmeyen varlıklar tarafından zarar göreceği söylenir. Bu anlayış da dinî değil, tamamen kültürel kökenlidir.
İslam’da lohusa kadın hastalık sürecinde olan bir insandır ve ihtiyaç duyduğu şey tıbbi bakım, destek ve istirahattır. Gece yalnız kalmamasının nedeni mistik tehlikeler değil, sağlık ve psikolojik ihtiyaçlardır.
Kırk Suyu Hazırlama Ritüeli
Anne ve bebeğin kırkı çıkarken 40 taş toplama, suya para, yüzük veya gümüş atma, suyu okunmuş hale getirme gibi uygulamalar yaygındır.
Bunların hiçbiri dinî değildir.
Kırk suyu dökme geleneği kültürel bir temizlik sembolüdür; ibadet veya dini bir ritüel değildir. Bu tür uygulamalar, dinin parçasıymış gibi sunulduğunda bidate dönüşür.
Sonsöz
Doğum, İslam’da büyük bir nimettir; anne ve bebeğin korunması ise tıbbi ve sosyal ihtiyaçlarla ilgilidir. Bu süreci görünmez varlıklarla, hurafelerle ve tılsımlı nesnelerle ilişkilendirmek hem akideyi zedeler hem de toplumu yanlış yönlendirir. Müslüman, tedbirini alır, Rabbine dua eder, ama kültürel eklentileri dinin bir parçası hâline getirmez.
Necat KACAN
Eğitimci Araştırmacı Yazar