Yorumlar (0)

Vahit Özdemir


İRAN İLE İLGİLİ BİR TELEVİZYON KANALINA VERDİĞİM DEMECİN ÖZETİNİ YÜKSEK BİLGİLERİNE SUNUYORUM.



Muhabir:Bugün çok değerli bir konuğumuz var.
Sayın Vahit Özdemir. Kendisi kıdemli emekli diplomatlarımızdan birisi.
Efendim  yayınımıza hoş geldiniz.
VÖ:Çok teşekkür ederim. Sağolun.
Muhabir :Siz uzun yıllar İran'da hizmet verdiniz
değil mi efendim? 
VÖ:Evet. 1978-1982 yılları 
arasında İran'da 4 yıl görev yaptım. 
Şah zamanı, Humeyni'nin gelişi, ciddi toplumsal olaylara,İran - Irak savaşı ve Tahran’daki ABD Büyükelçiliğinin işgali dahil hepsininin canlı şahidiyim.
Muhabir:Hepsini biliyorsunuz tabii. Bir de Sayın
Vahit Özdemir'in Çarıklı Diplomat diye
bu diplomasideki tecrübelerini aktardığı
bir de bir eseri var. Bir kitabı var.
Gerçekten kendisini kutluyoruz.
Çok önemli bir eser.
Yani tarihin her noktasına, bizim siyasi
tarihimizin her noktasına orada değinmişsiniz ve dokunmuşunuz. 
Efendim  Siz 
dış siyaseti iyi biliyorsunuz. Özellikle İran konusu.
Bugün izin verirseniz İran
konusunda bir takım sorularım olacak Size.
Şimdi İran'ın kendi iç dinamikleri vesaire ondan ziyade şimdi artık
Amerika'nın bu Ortadoğu'da yeniden
dizayn etmeye çalıştığı, yeniden
yapılandırmaya çalıştığı bir girişimleri
var. 
Bunu gözlemliyoruz hep birlikte.
İşte İsrail'le birlikte İran'a bir
saldırı gerçekleştirdiler
ve her gittiği yerde de şunu söylüyor.
İşte ben  Size demokrasi getireceğim.
İnsan haklarını buraya
getireceğim. Ama öbür taraftan bakıyoruz
geçen işte Amerikan güvenlik güçleri bir
masum vatandaşı yolun ortasına vurdular.
Şimdi önce Sen bir kendi iş işini  dizayn
et de ondan sonra demokrasi , insan
hakları dersini vermeye ondan sonra
başlarsın. 
Şimdi bir de bu son protesto
gösterilerinde birden Şah Muhammed Rıza 
Pehlevi'nin oğlu da sürgündeki oğlu da
kendisi ön plana çıktı. 
Hatta  Trump'ın
yardımcısıyla bir görüşme yapmışlar.
İşte bunu haber bekle bizden diyorlar.
Ne oluyor efendim İran'da bu çercevede 
baktığımızda? 
Yani bu tamamen
Amerika'nın böyle yönlendirdiği ve
altını doldurduğu bir girişim midir bu?
Nasıl değerlendiriyorsunuz
Efendim? 
VÖ:Şimdi önce şunu söyleyelim.
Amerika bana göre bir devlet değil, bir menfaat şirketi. Yani 72,5 millet toplanmış. Yağlı ve etli bir pilavın başına
oturmuşlar. 
Türkiye'yi ve dünyayı kendilerine göre dizayn
etmeye çalışıyorlar. Şimdi işte Amerika
gitti Vietnam'a orada rezil oldu.
Afganistan'ı parçaladı. Irak'ta
rejim değişikliği yaptı. Suriye'ye
girdi. Fakat İran'a bir türlü gücü yetmedi. Mesela ABD'nin Tahran
Büyükelçiliğini öğrenciler işgal etti. 
ABD İran’a operasyon yapmaya kalkıştı.
İşte uçakları ,helikopterleri kum
fırtınasına yakalandı. uçak ve helikopterleri düştü. Havada birbirleriyle çarpıştı
filan.
Uzun süre ABD'li
diplomatlar Tahran'da rehin kaldılar.
Amerika onlara bir operasyon yapamadı.
Şu anda Amerika Birleşik
Devletleri'nin, Kanada'nın Tahran'da Büyükelçiliğ yok. İran vatandaşları Kanada veya Amerika
Birleşik Devletleri'ne gitmek için
Türkiye'ye geliyorlar. 
3 ay, 5 ay burada
kaldıktan sonra güçlükle vize alıp
istedikleri ülkelere gitmeye
çalışıyorlar. 
İran'ın 2.559 yıllık bir 
devlet geleneği var. 
1925 yılına kadar yönetim
Türklerdeydi , Kaçar hanedanındaydı.
Sonra  bunu çoğu
bilmez veya bilenler de kullanmak
istemez.  
Şah Rıza Pehlevi henüz 14-15 yaşındayken bizim
Tebriz'deki konsolosluğumuzda Kavas yani
odacı olarak çalışıyor. Sonra bakıyor ki
odacılıkta kavaslıkta bir gelecek yok.
Kazak gönüllü alayına yazılıyor er
olarak. 
Kısa sürede onbaşı  , çavuş başçavuş ve sonunda 
Albaylığa kadar yükseliyor. İri yarı bir
adam. 
2 metre boyunda. Çok cesur ve gözü kara.
Okuma - yazma bilmiyor (bisavad) ama her türlü yetenek var.
Korkunç cesareti  var. Savunma Bakanı  iken   Başbakan oldu ve Kaçar hanedanı da
ülkeyi terk etmeye mecbur etti.

1925'ten 1941’e kadar Pehlevi
soyadıyla, hanedanlığıyla İran'ı
yönetti. Alman yanlısı olduğu
gerekçesiyle İngiltere'nin
de baskısıyla ülkeyi terk etti.  
Yerine 1919 doğumlu Muhammed Rıza Şah Pehlevi 22 yaşında İran’ın Padişahı oldu
Sonra Baba
Şah'ı  Maurice Adası'na , daha sonra da
Güney Afrika’ya sürgün ettiler .

Baba Şah Güney Afrika’da vefat
etti. 
Sonra biliyorsunuz Şah'ın
maceralı bir hayatı var. 1953 yılında bir arabanın bagajında önce Tahran havalimanına
gitti. Beraberinde eşi Prenses Süreyya olduğu
halde Bağdat'a , Bağdat'tan sonra da Roma'ya gitti.
General Zahid'i bir karşı darbeyle
CIA ve M16'nın desteğiyle Şah'ı aldı  Roma’dan ve Tahran’a getirdi.
Şah da bu önemli hizmete bir cemile
olarak General Zahidi'nin oğlu Ardeşir Zahidi'ye ilk eşi Mısır Prensesi 
Fevziye’den olan kızı Şehnaz'ı verdi.

Yani böyle bir geçmişi var.

1973 yılından sonra petrol çok
kıymetlendi. 
Fiyatı arttı. İran çok büyük bir ülke. 
Petrol ve doğalgaz bakımından
zengin. 
İşte bunları  kullanmaya
kalkıştı. Silahlandı. Irak'taki
Molla Mustafa Barzani güçlerini silahlandırdı. Sonra
1975 yılında Saddam Hüseyin ile Cezayir Devlet Başkanı Huari Bumedyen’in gözetiminde  Cezayir’de bir
anlaşma yaptılar. 
Şah Kürtlere verdiği desteği
çekti. 
Iraklı Kürtler, Barzani ve Peşmergeleri İran’a sığındılar. (1975)
Yani
işte bu Körfez krizinden sonra
biliyorsunuz bu Kürtlerin durumu bir gelişme kaydetti.
Humeyni 1 Şubat 1979'da
Paris’ten Tahran'a geldi. Humeyni’nin daha önce bir Türkiye
macerası var .
Ankara’da Hacı Bayram 
civarında MİT’e ait bir yerde kalıyor, Bursa'da
kalıyor. 
Daha sonra Şiilerce kutsal
sayılan Necef’e gidiyor. O da ne zamana kadar?
1978 Eylülüne kadar. 1978'de Saddam
Humeyni’yi Irak’tan  sınır dışı etti. 
Paris'e
gitti. Gitmesi de lehine  oldu. Çünkü
İran'da olaylar başlamıştı. Dünya
medyasını iyi kullandı. ve 1 Şubat
1979'da
İran'a geldi. İran İslam Cumhuriyeti 
ilan edildi.
Amerika Saddam'ı
kışkırttı ve İran'a saldırdı. İran Irak ile 8 yıl savaştı. (1980-1988) İki tarafında
ciddi kayıpları oldu. 
Şimdi 1979 yılında
doğan bir çocuk herhalde 47 yaşında mı
oluyor? 
Yani
beyni yıkanmış. Adam şehit olacağım
diyor.
İran'ın birliğini, beraberliğini
sağlayan Şii mezhebi. 
Onlar Şia
diyorlar. Biz Şii diyoruz. Çoğu
bilmeyenler Alevilikle karıştırıyor.
Alakası yok. Yani onlara göre ayrı ayrı
bir mezhep Alevi demek.
Hazreti Ali'yi seven, sayan demek. Yani
Türkiye'de Aleviler var ve
bunların rejimde öyle bir şeyleri yok,
sorunları yok. 
Dolayısıyla İran yurt
dışına Şiiliği ihraç etmeye kalktı.
Dış ülkelere yardım etti. Mesela
Yemen'e, başka ülkelere, Suriye ile
Suriye ile yakın ilişkileri vardı.
Suriye ve Lübnan’da ciddi bir nüfuzu vard.
İran'ın şöyle bir kompleksi de var
Türkiye üzerinde. 
1514'teki
olayı Yavuz Sultan Selim'in başarısını,
savaşı kazanmasını
hazmedemiyorlar. 
Halbuki Şah İsmail de
Türk, Yavuz Selim de Türk. Yani işte 8
yıllık bir padişahlığı var Yavuz’un
Ondan
dolayı Şiiler ve Aleviler Yavuz Sultan
Selim'i de sevmezler. Yani hilafeti
getirdi diye.
Ona karşı bir tepkileri var. Evet.
Tepki var. 
Mesela:Boğaz 3. Boğaz
köprüsüne Yavuz Sultan Selim adı
verildi. 
Aleviler büyük tepki gösterdi.
Hükümet yerinde bir karar aldı.
Nevşehir'deki bizim Nevşehir'deki
üniversitenin adını Hacı Bektaş Veli
Üniversitesi adını verdiler biraz
durumu yumuşatmak için. Halbuki bir
Alevi dedesi de Diyanet İşleri
Başkanlığı'nda başkan yardımcısı
olarak görev alabilir. Sonuçta bunlar da
bizim kardeşlerimiz. Yani eğer
tabii tabii öyle bir ayrım olmaz
olmaması lazım. 
Alevilere  ben
soruyorum  Alevilere, Alev dedelerine
cem evine ihtiyacımız var diyorlar.
Varsa onların cem evine yardımcı
olmamız lazım. 
Elektrik, su, gaz parası
almamak lazım. Yani camilere destek olduğumuz gibi cem evlerine destek olmamız lazım.
Camilere ne gibi destek
veriliyorsa yani cemevlere de verilmeli.
Hatta kiliselere de verilmeli. Yani bu
ülkenin vatandaşı yani insanları zorla
işte camiye cemevine gönderilmemesi gerekir.
Hristiyansa kiliseye gitme ihtiyacı
var. İstanbul'da biliyorsunuz
Yeşilköy'de Süryaniler  için 
kilise inşa edildi. 
İşte İstanbul'da 25
30.000 civarında Süryani vatandaşı
olduğu söyleniyor. Kadıköy'deki Süryani
kilisesi ihtiyaca cevap vermiyormuş. 
Bu kilisenin, Süryani kilisesinin inşası
konusunda Şanlıurfa milletvekilimiz
Seyit Mahmut Kaplan’ın ciddi
katkısı oldu.
Ben rica ettim
kendilerine.
Vakıflar Genel Müdürüyle
bizzat görüştü ve o kilise hizmete açıldı. 
Yani
bunların yapılması lazım. Tabii. Şimdi
İran işte son dönemlerde
işte özellikle bu emperyalist batı
dünyasının menfaatlerine aykırı birtım
girişimler yaptı ve o yüzden de sürekli
bir saldırı ve tehdit altında. Mesela:
1950’liö yıllarda bu petrol kaynaklarını
kamulaştırınca işte bir siyasi 
darbeyle karşılaştı.
İşte Türk kökenli Başbakan Musaddık’ı
düşürdüler. Evet.
Evet. Onu düşürdüler vesaire.

Muhabir:Yani hep
böyle gidiyor. Mesela şöyle bir proje de
vardı. İşte Irak'ın işgalinden önce.
Hatta Irak işgalinin sebeplerinden
birisi olarak bunu da açıklarlar,
belirtirler. Şimdi İran petrolü veya
doğalgazı işte Irak, Suriye üzerinden
Lübnan'a gelecek. Oradan da Beyrut Limanından 
işte Avrupa'ya bunun sevkiyatı yapılacak
gibi böyle proje. İşte bunu şunun için
hayata geçirmeye çalıştılar. bölge
insanları biraz refaha kavuşsun diye,
ekonomik rahatlığa kavuşsun diye. Ama
şimdi bu hiç de Batı dünyasının arzu
ettiği bir girişim değil. Çünkü en
sevdikleri şey bütün yeraltı
kaynaklarının ve özellikle petrolün
kendi kontrollerinde olabilmesi. Bu
amaçla çaba sarf ediyorlar. Ve son
dönemlerde baktığımız zaman da İran'da
işte Rusya'yla ve Çin'le ve daha doğrusu
Asya ülkeleriyle böyle birbirleriyle 
yakınlaşma var.
Böyle bir şeye
giriştiler. Böyle bir politika izlemeye
başladılar ve ondan sonra da bu
saldırılar arttı İran'a karşı. Şimdi bir
de öyle bir şey oldu ki şuna katılır
mısınız? İran vatandaşların siyah beyaz
diye ikiye bölündü. Şimdi bir kısmı
orada. Ben buradayım diyor. Ülkemi
kimseye teslim etmem diyor. Bunun
mücadelesi veriyor. Ama diğer bir kısım
da işte gideyim Avrupa'da yaşayayım,
Amerika'da yaşayayım, rahat olayım işte.
Özellikle hali vakti yerinde olanlar.
Evet.
Hali vakti yerinde olanlar. O taraflara
gideyim diye bir çaba içerisinde. Şimdi
İran vatandaşlarının şu bu dış
politika anlamında sizce nasıl
yorumluyorlar? 
Yani oradaki
tecrübelerinizle birlikte ya bunlar
hakikaten yurtsever mi? Vatansever mi?
Toprağına, birliğine, bayrağına sahip
çıkan bir kesim mi? Nasıl görüyorsunuz
İran vatandaşlarını?
VÖ:Şimdi şu petrolle ilgili bir konuya
açıklık getirelim. 60'lı yıllarda
İran'la bizim çok yakın ilişkimiz vardı.
İran'la, Pakistan'la dost ve kardeş idik.
Sık sık İran Şah’ı Türkiye'ye
geliyordu. Bizim devlet adamları İran'a
gidiyordu. Ahvaz-İskender'un petrol boru
hattı projesi vardı. Yani
Ahvazdan ham petrol borularla
İskenderun’a gelecek. Oradan yurt dışına
ihraç edilecekti. O olmadı. Belki
Amerika istememiştir. Bilemiyorum. Ama sonuçta beceremedik. 
Fakat şimdi şöyle,
İran'da, Farslardan sonra en fazla
nüfus Türklerde. Azerbaycan Türkleri
var, Kaşkaylar var. Türkmenler var.
Yani  İran Şah’ı diyordu ki ülkeyi
terk etmeden önce ben İran'dan
ayrılırsam İran İranistan'a döner.
Diyordu. Yani parçalanır diyordu ve işte
mecbur kaldı. 
16 Ocak 1979'da
Mısır'a kaçmak durumunda kaldı.
Muhabir:Oradaydınız değil mi?
VÖ: Evet. Oradaydım. Şimdi tabii şöyle
Şiilik mezhebi İran'ın birliğini,
beraberliğini sağlıyor. Yani İran'daki
Azerbaycan Türklerinin, İran'dan
ayrılıp bir devlet kurmaları mümkün
değil, öyle bir niyetlerinin de ben
olacağını zannetmiyorum.
İstek de yok. Belki münferit 
bir grup olabilir.
Şimdi devlet
kurmak bir çadır kurmaya benzemez.
Diyelim ki işte Güney Azerbaycan yani
Tebriz ve Urumiye’deki Azerbaycan Türklerinin yaşadığı
topraklarda bağımsız bir devlet kuruldu. 
Bunlar
nasıl ayakta kalacaklar? O bölgede
petrol yok. Tarımla, 
hayvancılıkla, çiftçilikle ayakta
kalmaları mümkün değil. Öyle bir
niyetleri de yok. Yani şimdi Allah var.
Tahran’dakiTahran'daki o pazar denilen
yer de bizim kapalı çarşı veya Tahtakale gibi bir yer.
Oradaki iş insanları, döviz işi
yapanların büyük çoğunluğu Azerbaycan
Türkleri. Yani orada ticarette  ve  siyasette
de çok etkinler. Mesela dini lider
Hameney bir Tebrizli Türk.
Urumiyeli Dr. Pezeşkiyan Türk
Zaten
kendisi deklare etti. Benim anam da
babam da Türktür diye.
Mahabat doğumlu.
Babası albaymış. 12-13 yaşına kadar
Mahabat'ta yaşıyor.
Muhtemelen Kürtçeyi de öğrenmiştir.
Hatta Pezeşkiyen Cumhurbaşkanı
seçildiğinde Kürtler çok sevindiler. Bu
Kürt filan diye. Sonra ben sordum.  
Urumiye’deki dostlarımıza. Bu Urumiye’nin yerlisi Tebriz
Tıp Fakültesi'ni bitirmiş. İyi bir kalp
cerrahı olduğunu söylüyorlar.
Uzun süre Sağlık
Bakanlığı yapmış. Eşini trafik
kazasında kaybetmiş. Hala evlenmemiş ve bekar.
Yani 
çocuklarını üvey bir anneye teslim etmek istemiyor olabilir.
Yani 
aklı başında birisi ve seçimi de
kazandı. 
Ondan önce ilk cumhurbaşkanı
vardı  Fransa'da öğretim üyesiydi.
Ebul Hasan Beni Sadr.
O da Hemedanlı
bir Türk ailenin çocuğuydu. Yani bizde nasıl
Kürtler her türlü mevki makama
geliyorsa İran'dakiler de geliyor.
İran'daki Türkler. Niye? Birincisi
mezhepleri Şii. Hatta rahmetli Özal bir
ara bir pot kırmıştı ya işte bu İran
Azerbaycan olayları falan oldu.
Sovyetler Birliği zamanında onlar Şii.
Biz  Sünniyiz onlar İran'a daha yakın
falan demişti. Halbuki adam Özbe öz Türk
yani bana göre mezhep ikinci
planda gelir.
Tabii ki
yani şey yapmaları
kesinlikle. Dolayısıyla 
İranlıların eğer bir saldırı olursa
ciddi şekilde direniş göstereceğini
düşünüyorum. Ama şimdi Amerika buraya
nasıl bir saldırıda bulunacak? 
Eğer 
bir kara ordusuyla giriş yapamazsa
başarı sağlaması mümkün değil.
Muhabir:Türkiye'ye rol veriyor mu sizce Amerika?
Bu anlamda bir talepte bulunuyor mu?
Vahit Özdemir:Yani
vallahi benim endişem inşallah İncirliği
falan kullanmaya kalkmaz Amerika. Yani
bizimkiler de izin vermez diye
düşünüyorum. Eğer Türkiye İncirliğin
İran'a karşı kullanılmasına izin
verirse rahmetli Menderes'in deyimiyle
fahiş bir hata yapmış olur. Yani izin
vermemek lazım. Bizim bu konuda tarafsız
kalmamız lazım. Eğer orada ciddi olaylar
olursa, bir iç savaş çıkarsa, Amerika
bilmediğimiz silahları kullanırsa,
İran'dan Türkiye'ye ciddi bir göç olması
kuvvetle muhtemel. Uzun uzun bir sınır
hattımız var. Gerçi duvar çekildi
ama mesela bazı köyler sınırda içinde
küçük bir dere geçiyor. Bir tarafı İran,
bir tarafı Türkiye. Yani gidip gelmek
son derece kolay.
Muhabir:Bir de şeyle zamanla gördük değil mi
Vahit Bey? Yani şimdi öncelikle
komşularla doğru diplomasinin
yürütülmesi gerekiyor. Komşusunuz çünkü
Amerika rahat işte 5.000 km öbür tarafta
ama biz bunlarla bir aradayız. Aynı
coğrafyayı paylaşıyoruz. Aynı kültürü
paylaşıyoruz.
güvenliğimizi bozuyor.
VÖ:Tabii tabii. Önemli değil mi? Yani dış
politikamız anlamında komşularımızla iyi
ilişki kurmak önemli. 
Yani
şimdi mesela Suriye'de olan gelişmeler
veya işte İran özeli. Yani biraz da bu
Batı dünyası sanki bizi bir jandarma, uç
jandarma gücü gibi İsrail'i yaptıkları
gibi bizi de o niyetle kullanmak
istiyorlar gibi değil mi? 
Öyle zaten ABD eski Dışişleri Bakanı
Bayan Condela Rice Ortadoğu'da haritalar
değişmeli demişti. Yani bu yeni bir
proje değil. Şimdi Suriye'nin
tabii Suriye'nin istikrarsızlaştırması
bizim aleyhimize .
Irak hakeza öyle. Şimdi
sıra İran'a gelirse ondan sonra da
Allah korusun herhalde sıra şey Türkiye’ye gelebilir mi?
Gelebilir ülkemize
gelebilir yani.
Tabii tabii. 
Yeniden ediyor her şey şey müsait. Üstelik 
insanları kitleleri galeyana getirmek çok kolay.
İşte
Gezi olayında bunu gördük. Buna benzer
hadiseler yapmak her zaman mümkün. Yani bunun için gördüğüm kadarıyla
hükümet bu konuda ciddi bir çaba sarf
ediyor. İşte Dışişleri bakanımız
meslektaşlarıyla telefonla görüşme yapıyor.
Bakacağız yani artık Trump da böyle
acımasız bir köy ağası  gibi  her tarafa
saldırıyor.
Sovyetler Birliği'nin dağılması ABD’nin önünü açtı. 
Evvelce bir denge
unsuru vardı. Şimdi adam istediğini
yapıyor işte karısının koynunda
Venezuela 
cumhurbaşkanını alıp işte götürüyor
hapse atıyor. Mahkemeye çıkaracaklar.
Yani
kimse de ağzını açmıyor. Avrupa Birliği
ağzını açmıyor. Açamıyor yani. Hepsini
sindirmiş. Şimdi Danimarka'ya bağlı özerk Gröland adasınınalacağım diyor. Alır mı?
Alır. İşte Rusya diyor ki halk oylaması
yapılsın filan diyor. Rusya’nın da iştahı 
kabarıyor ama şimdilik gücü yok. Çin'in de öyle
fazla gücü yok. Belki ekonomik gücü var
ama yani Amerika'ya karşı kafa tutacak,
ona posta atacak bir güç yok. Yani
şimdi ekonomik anlamda Amerika'yı biraz
daralttılar çerçevesini. İşte Çin mesela
birçok alışverişin artık dolar üzerinden
yapmıyor veya diğer ülkelerin ulusal para
birimleri üzerinden yapıyor. Bu
Amerika'nın hiç arzu etmediği bir
yaklaşım. Tabii
Rusya da aynı şekilde. Şimdi o da kendi
ağırlığını koymaya çalışıyor. Her ne
kadar Ukrayna'da bir şeyle uğraşsa da
bir saldırıyla uğraşsa da orada ben onu
hani Rusya'nın Ukrayna işgali değil de
Batı dünyasının Rusya'ya çerçeveye
çalışması diye okuyorum o tabloyu.
Peki önümüzdeki süreçte ne olacak sizce
Ortadoğu'da? Yani bugün bugün Ortadoğu
ülkeleri bu milletler yani gelip de ya
yeter artık biz kendi refahımıza,
bağımsıza kavuşmak istiyoruz ve senin bu
işgallerine artık bir izin vermeyeceğiz
diye bir araya gelebilecekler mi yoksa
Amerika saldırganlığı karşısında sadece
böyle seyirci olarak kalacaklar mı?
Seyirci olarak kalırlar. Belki ufak bir
cılız bir protesto olur. Şimdi efendim
şim bizim istihbaratımız herhalde
gereğini yapıyordur. ABD büyükelçisinin
konutunda sabah kahvaltısında kimler var?
Akşam yemeğinde kimler var? Bakın
bunların sayıları 500 kişiyi geçmez. Yani
bunlar adı konmamış  ABD
istihbaratına onlara çalışan işte
casluk yapan insanlar. Fakat
devletimizin de bunların üzerine gitmesi
lazım. Gidemiyor. Karşısında de bir güç
var. Ağzımızı açamıyoruz.
Mesela: Tom Barrack’ın yaptıkları.
Şimdi
Tom Barrack’ın yaptıkları yani bu diplomasi
geneline uyuyor mu bunun yaptıkları?
diplomasiyle bir şey içinde adam hareket
içinde kendisi Lübnan doğumlu Hristiyan
bir Arap sanki müstemleke valisi
gibi hareket ediyor. Normal Viyana
diplomatik sözleşmesine uysak bunun 48
saat içerinde ülkeyi terk etmesi
istenmeyen adam ilan
edilmesi gerekir.
Neden irade göstermiyoruz peki?
Ya bunu yaptığınız zaman tabii bir de siyasi ve ekonomik 
sonuçları var. Eee ona katlanmanız
lazım. Yani bizim Türkçe'de çok güzel
bir söz var . Bekara karı boşamak kolay
diye. Yani onu gönderdiniz. Bu sefer başımıza ambargo belası çıkar .
Görüyorsunuz elimizdeki uçaklar bile miadını doldurmuş .
Elimizdeki F-16 belki 40 yaşında.
Parasını ödediğimiz F35'leri
vermiyorlar. Parasını ödememize rağmen
sağdan soldan uçak temin etmeye
çalışıyoruz. Biz NATO üyesiyiz. Yani
Rusya'dan aldığımız  işte S400'leri satın
aldık. Parasını peşin verdik.
Kullanamıyoruz. A D kullanamazsın
diyor.
Peki NATO ile geleceğimizi nasıl
yorumluyorsunuz? 
Yani NATO bize huzur mu
getirecek bundan sonraki süreçte?
Şimdi tam tersine yani Türkiye
biliyorsunuz NATO'ya niye girdi? 
Birleşmiş Milletler işte kurucu üye
olabilmemiz Sovyet tehdidine marşı filan bunlara bir şey
taviz verdik. Bir de Rus Sovyetler
Birliği karşısı Ardahan'ı Kars’ı istedi. O da
bir senaryo muydu? Gerçek miydi? O da
belli değil. Eee, bir noktada çaresiz
kaldık. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin
onayı olmadan  bir tugay asker gönderdik
Kore'ye. 
Pek çok şehit, ölü, yaralı ve kayıp askerimiz var.
Yani bunun hesabını da kimse vermedi.
Yani belki  Yassıada’da da bir şeyler oldu
ama kimse hesabını vermedi.
Dolayısıyla
bazen şartlar insanları o hale
getiriyor. Şimdi Ukrayna Devlet
Başkanı Zelenski bir gün savaş suçlusu
olarak da yargılanabilir. Putin Zelenski’yi 
arıyor diyor ki ben senin her türlü
ihtiyacını karşılayacağım. diyor. 
Petrol
vereceğim, doğalgaz vereceğim. Sen
Avrupa Birliği ve NATO sevdasından
vazgeç diyor. İşte onun bir tarafı
Yahudi, anası Yahudi. Avrupa Birliği,
Amerika dolduruşa getirdi. Ülkenin başına
gelmeyen kalmadı. Bizim işte Kırım Tatar
Türklerinden eee Abdülcemil  Mustafa 
Kırımlıoğlu onu arıyor. Putin bizzat 
işte ona Türkçe Mustafa Aga diyor
Stalin'in yaptığı hatayı telafi
edeceğim. Ben size sahip çıkacağım. Sen
bize destek ver diyor. Destek vermiyor.
Onun da  ABD ile işbirliği yaptığı dahi 
söyleniyor. Bilemiyorsunuz. Ben Mustafa Aga’nın evinde
de misafir kaldım Kırım'da. onun
yardımcısı  Rifat Çubarov’un .Yani biz
öğrenciyken  Mustafa Aga’ya tapıyorduk. Hatta biz
onu böyle iri yarı 2 metre boyunda bir
adam biliyorduk. Ufak defek bir adam. O
da yanlış bir politika izledi. Şimdi Kırım'a gelemiyor. Kırım
zaten elden gitti. Bazen siyaset
bizim Kayserilerin,  Aksekililerin yaptığı gibi at
pazarlığına benzer. Yani oturup bir
pazarlık yapacaksınız. Pazarlık yapma
kabiliyeti çok önemli. Diplomaside pazarlık çok
önemli  ve pazarlığı yapmak için yapabilmek için 
sinirlerinizin kuvvetli olacak. Yabancı dili
iyi bileceksin. Kendine güveneceksin.
Mesela ben Gürcistan'dayken Süleyman
Demirel'in mesajını devlet başkanı Şevardnadze’ye götürdüm. Şevardnadze 
dünya çapında tanınmış bir siyaset adamı.
Bir ara dedi ki sohbet sırasında
Türkiye'de 7 milyon Gürcü var dedi.
Benim tepem attı. Yok sayın başkan  Türkiye’de 20 milyon 
Gürcü var dedim.Ben bacak bacak üstüne
atmayı hiç sevmem. Bacak bacak üstüne
attım. Gürcülerin çok güzel armut suyu
var. Armut suyunu aldım açtım. Sigara
hiç kullanmam. Bir de sigara yaktım
filan. Böyle adam şaşırdı. Çıkarken bana
dedi ki sen Gürcistan'ın dedi yapısını, 
etnik yapısı biliyor musun? Biliyorum
dedim. Rakamları tek tek sıraladım. Çıkarken elini omzuma
koydu . Bana tam danışman olacak
adamsın falan. Benim gönlümü aldı. Yani
düşünün dünya çapındaki bir devlet adamı
dahi aşırı milliyetçilik yapabiliyor.Elindeki bilgiler kesinlikle  yanlış.
Türkiye'de 1993 yılında 7
milyon Gürcü var mıydı? Öyle diyor
o zaman. Gürcistan nüfusu kaçtı geç? 3,5
milyon falan. Yani onun da 500.000'i
bizim Azerbaycan Türkü. 500.000'i
Türkçe konuşan eee Hristiyan Türk ama
rahmetli Gürcistan’daki hrıstiyan Türkleri  
Karaman Türkü diye tarif ediyordu.Yani eee orada
bir miktar da şeyi var. Ermeni var.
Hatta Kürtlerin de sayısını verdim.
35.000 Ezldl Kürt var dedim Gürcistan'da.
Bunların büyük çoğunluğu dedim işte
pazarda çalışıyorlar. Eee işte tren
garında yapıyorlar filan dedim.
Bir de rakamları tek tek sıraladım.
Rakamları ezbere biliyordum. Yani biz de
ne yapıyoruz? O tarihlerde eee Gürcistan
devlet adamları hep Türkiye üzeri yurtdışına gidip geliyorlar.Onların uçak biletlerini
alıyoruz. Yurt dışındaki her türlü masrafını masrafını biz
karşılıyoruz. Yani buna rağmen Gürcü milliyetçiliğini de elden bırakmıyorlar.
İşte Trabzon'da bir Gürcü kralı varmış
da onun mezarlığında bilmem neden
bahsediyorlar. Böyle
yani değişik akıl akıl mantık almıyor.
Evet. Yani düşünün dünya çapında  bir devlet adamı.Sovyetler Birliği’nin efsane Dışişleri Bakanı. Batı dillerini bilmeyen Şevardnadze çok iyi
bir dışişleri bakanlığı yaptı ve  Gorbaçov ile bunlar çocuk arkadaşıymış. Yani
ciddi bir eğitimi de yok Şevardnadze’nin 
ama kendisini iyi yetiştirmiş akıllı bir adam
filan yani çok iyi dostluğumuz var. Abi 
kardeş ilişkimiz vardı ya adam durduğu
yerde böyle diyor. Türkiye’de 7 milyon  Gürcü var
diyebiliyor.Bunu ÇARIKLI DİPLOMAT kitabımda yazdım herhalde.
Yazmış olmam lazım.
Muhabir:Efendim size yayınımıza katıldığınız
için çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten
sizinle bir sohbet etmek, birlikte
program yapmak bizim için
çok keyifli oldu.
Şimdi müsaadenizle
bu çarıklı diplomat kitabınızı da
göstermek isterim. Yani Vahit Özdemir
beyefendi hakikaten yani devlet
genelinin içerisinde yetişmiş. Orada
birçok görevler almış. Dış misyonumuzda
önemli görevler yapmış kendileri. Bundan
sonraki yaşantısında başarılar diliyoruz.
VÖ:Sağ çok teşekkür ederim. Sağ olun.
Muhabir:Değerli izleyenlerimiz, elimizden
geldiğince hem Türkiye'nin bulunduğu
coğrafyada veya bu dış dünyada olan
bütün bu gelişmeleri böylesine konu
hakkında bilgi sahibi olan insanları
aktarmaya devam edeceğiz. Sizlerden de
şu konuda bir destek rica ediyoruz.
Lütfen yayınlarımızı beğenilerinizle,
yorumlarınızla ve abone olmak suretiyle
desteklemenizi rica ediyoruz sizlerden.
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

NEREDEN NEREYE?

Vahit Özdemir
16 Ocak 2026