* Kalpteki Haset Yangını Ömürlük Amelleri Bir Anlık Öfkeyle Kül Ediyor!
* Ateşin Odunu Yediği Gibi!

İmam Gazâli’ye sormuşlar: "Hocam, kalbimizde haset olup olmadığını nereden anlayacağız?"
Büyük âlimin cevabı, bugün modern psikolojinin "sosyal kıyaslama" dediği çıkmazı tek bir cümleyle özetler:
"Yanında bir arkadaşın övüldüğünde kalbinde bir rahatsızlık hissediyorsan, sende haset var demektir."

Gazâli, adeta günümüz insanının mânevî röntgenini çekiyor. Bu "rahatsızlık" aslında rûhun alarm vermesidir. Haset; başkasının sahip olduğu nimetin, başarının veya güzelliğin onda olmasını hazmedememek, hatta o nimetin ondan geri alınmasını istemektir. Oysa hayat bir yarış değil, her birimiz için ayrı ayrı kurgulanmış bir yolculuktur.

​Bugün sokaklarımızda, iş yerlerimizde, sosyal medyada, hatta en yakın dost meclislerimizde bu “gizli sızının” esiri olmuş durumdayız. Başkasının başarısı, bizim başarısızlığımızmış gibi karalar bağlıyoruz. Oysa asıl tehlike, bu hastalığın bazen en "dindar" görünen kalplere bile sızmış olmasıdır.

​Mekân Değişiyor, Peki Ya Huy?

​Şüphesiz; haccını ve umresini tam bir teslimiyetle edâ eden, kutsal topraklardan döndüğünde adeta yeniden doğmuş gibi ahlâkını güzelleştiren, kalbindeki kini ve nefreti Beytullah’ın eşiğinde bırakıp gelen o güzel ruhlara selâm olsun. Onlar, ibadetin sadece bir şekil değil, bir "mânevî inkılap" olduğunu bize kanıtlayan canlı örneklerdir. Onların bu samimi dönüşümü, toplumumuzun mânevî harcıdır ve başımızın üstünde yerleri vardır.

​Ancak öte yandan öyle bir tablo var ki; adam Hacca gitmiş, defalarca Umre yapmış... Ama içindeki o sinsi kıskançlık hastalığını Mekke’nin sokaklarında bırakıp geleceğine, valizine koyup memleketine geri getirmiş. Eğer Kâbe’nin gölgesi bile senin kalbindeki haset dikenlerini söküp atamamışsa, sen kutsal toprakları bir mümin gibi değil, sadece bir “turist” gibi gezip gelmişsin demektir. Yazık değil mi o harcanan onca emeğe, dökülen paraya? Eğer ibadet, bizi başkasının mutluluğuyla mutlu olan "kâmil bir insan" yapmıyorsa, yolu mu şaşırdık diye sormanın vaktidir.

​Ateşin Odunu Yediği Gibi...

İslâm medeniyetinde haset, sadece ahlâkî bir zayıflık değil, insanın manevî sermayesini tüketen bir yangın olarak görülür.

​Sevgili Peygamberimiz (sav) boşuna uyarmıyor: “Hasetten sakının! Çünkü ateşin odunu yakıp tükettiği gibi haset de iyi amelleri yakıp tüketir.” (Ebû Dâvûd).

Namazımız, orucumuz, zekâtımız, haccımız, umremiz, hayrımız, hasenâtımız ne kadar çok olursa olsun; haset ateşi kalbe düştüğünde, o güzel amellerden geriye sadece kül kalır.

​Düşünün; koca bir ömür biriktirdiğiniz namazlar, hayırlar, haclar, umreler... Bir bakıyorsunuz başkasının başarısına duyduğunuz o anlık “hazımsızlık” ateşiyle kül olup gitmiş.

Kur’ân-ı Kerîm, bu duygunun kökenine ve tehlikesine dikkat çekerken, hasedi insanın fıtratındaki bir imtihan olarak sunar. Nisâ Sûresi 54. âyet adeta bizleri silkeler:
“Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanları kıskanıyorlar mı?”

Bu âyet bize şunu hatırlatır: Birinin başarısı veya mutluluğu, Allah’ın o kuluna bir ikramıdır. Bir başkasının nasibine göz dikmek, aslında "Neden ona verdin de bana vermedin?" diyerek İlâhî iradeyi sorgulamaktır.

İslâm âlimleri hasedi, sahibini dünyada da mutsuz eden "karşılığı olmayan bir azap" olarak tanımlamıştır.
* Hz. Ali (ra): "Hasetçinin huzuru, dalkavuğun dostluğu, yalancının ise mürüvveti (yiğitliği) olmaz." diyerek hasetçinin en büyük cezayı kendi içinde, huzursuzlukla çektiğini belirtir.
* Mevlânâ: Hasedi "yol kesen bir eşkıyâya" benzetir ve insanın kendi kemâlâtına ulaşması için bu eşkıyâdan kurtulması gerektiğini vurgular.

Haset” Etiketinin Arkasına Saklanmak: Hakikâte Direnç

​Günümüzde karşılaştığımız en acı tablo ise, bir kardeşimize hakkı hatırlattığımızda veya yanlışına karşı uyardığımızda aldığımız o meşhur savunma refleksidir:

“Beni kıskandığı için böyle söylüyor!”

Bu, nefsin kurduğu en kurnazca tuzaktır. Kişi, kendi hatasının ağırlığıyla yüzleşmek yerine, nasihat edeni “hasetçi” ilan ederek zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışır. Oysa doğru tektir ve söyleyenin niyetinden bağımsızdır. Hakikâti dile getireni kıskançlıkla suçlamak, aslında vicdanın sesini kısmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

Unutulmamalıdır ki; gerçek dost, sizin dünyalık parıltınızdan rahatsız olan değil, o parıltının içinde kaybolup ebedi hayatınızı tehlikeye atmanıza razı olmayandır. Nasihati "haset" sanmak, uçuruma giden birine "dur" diyeni, yolunu kesiyor diye şikayet etmeye benzer.

Başkasının Mumunu Söndürme!

​Hasedin panzehiri basittir: Gıpta. Yani “Onda var, Allah mübârek etsin; bana da nasîp etsin” diyebilmek. Başkasının mumunu söndürmek, sizin karanlığınızı aydınlatmaz; sadece dünyayı daha karanlık bir yer yapar.

İmam Gazâli’nin uyardığı o "içsel rahatsızlığı" hissettiğimiz an durup düşünmeliyiz: Biz, Allah’ın her kula ayrı bir güzellik takdir ettiğine inanıyor muyuz? Cevabımız "evet" ise, haset ateşi kalbimizde tutunacak yer bulamayacaktır.

​Selâm olsun; ibadetiyle ahlâkını süsleyenlere, başarısını gördüğü kardeşi için "Allah mübârek etsin" diyerek kalbini ferahlatanlara...

Unutmayalım ki; Allah katında asıl makbûl olan ibadet; dili yalandan, eli haramdan, kalbi ise hasetten arınmış bir ruhla edâ edilendir. İbadet, sadece kuralların yerine getirilmesi değil; içi dışı bir, rûhu ve özü kavranmış, sahibini mânen dönüştürerek olgunlaştıran bir disiplindir.

Gelin, kalplerimizdeki o gereksiz yükleri, o sinsi yangınları bırakalım. Çünkü cennete, başkasının sırtındaki yükü hafifletenler girecek; başkasının elindekine göz dikip kendi içini yakanlar değil.

Mithat Güdü


İçimizdeki Gizli Düşman: Haset!

Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

4.02.2026 13:49:00

GENÇ DADAŞLAR DURMUYOR..

Tazgül’den Başkan Koçak’a hayırlı olsun ziyareti…

Palandöken’de başıboşluğa müsaade yok…

BERAT KANDİLİNİN TÜM EMEKÇİLERE HAYIRLAR GETİRMESİ TEMENNİSİYLE...

Af beklemek kadar affedici de olmalıyız…

SERKANDAŞ SİGORTA ERZURUM BÜYÜKLER AMATÖR KÜME'DE İKİNCİ DEVRE HEYECANI BAŞLADI

ERZURUM'UN KIZLARI EVİNDE COŞTU

Taşın altından bahane serisi çıkmaya başladı…

Havalar ısınmaya başladı çatılara dikkat…

Taziye ve Başsağlığı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 20 15 1 4 33 49
2.FENERBAHÇE A.Ş. 20 13 0 7 28 46
3.TRABZONSPOR A.Ş. 20 12 2 6 15 42
4.GÖZTEPE A.Ş. 20 11 3 6 15 39
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 20 10 4 6 10 36
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 20 8 6 6 13 30
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 20 7 4 9 3 30
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 20 6 7 7 -7 25
9.KOCAELİSPOR 20 6 8 6 -5 24
10.CORENDON ALANYASPOR 20 4 6 10 -2 22
11.GENÇLERBİRLİĞİ 20 6 10 4 -3 22
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 4 8 8 -6 20
13.HESAP.COM ANTALYASPOR 20 5 10 5 -14 20
14.TÜMOSAN KONYASPOR 20 4 9 7 -9 19
15.İKAS EYÜPSPOR 20 4 10 6 -12 18
16.KASIMPAŞA A.Ş. 20 3 10 7 -12 16
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 20 2 9 9 -25 15
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 20 2 15 3 -22 9

YAZARLAR