Rafet Ulutürk

HAZAR KAĞANLIĞI (HAZAR “İMPARATORLUĞU”): AVRASYA JEOPOLİTİĞİNDE TÜRK BİR GÜÇ

20.02.2026 23:51:00

Hazar Kağanlığı, 6.–10. yüzyıllar arasında Karadeniz’in kuzeyi, Kuzey Kafkasya ve Volga (İdil) havzasında etkili olmuş Türk kökenli bir siyasal organizasyondur. Bu çalışma, Hazarların jeopolitik konumunu, devlet teşkilatını (çifte krallık sistemi), şehirleşme ve ticaret ağlarını, Bizans ve İslam dünyasıyla ilişkilerini ve çöküş sürecini kronolojik bir bütünlük içinde ele almaktadır. Hazar elitinin Museviliği kabulü gibi tartışmalı başlıklar, kaynakların sınırları ve modern tarihçiliğin ihtiyat ilkesi gözetilerek değerlendirilmektedir. Çalışma ayrıca, Hazar mirasının Osmanlı tarih yazımında sınırlı görünürlüğü ile erken Cumhuriyet döneminde Hazar tarihine yönelik ilgi artışına değinmektedir.

1. Coğrafya, Zaman ve Kavramsal Çerçeve

Yaklaşık 1300 yıl önce Doğu Avrupa’nın en stratejik kuşaklarından birinde — Kafkaslar ile Volga (İdil) Irmağı arasındaki geniş sahada — Türk kökenli bir güç yükselmiştir: Hazar Kağanlığı. Popüler anlatımlarda “Hazar İmparatorluğu” olarak da adlandırılan bu siyasal yapı, yalnızca bölgesel bir otorite değil; ticaret yollarını denetleyen, diplomasi üreten ve büyük imparatorluklarla ilişki kurabilen bir Avrasya güç merkezi olarak tarihte yerini almıştır.

Hazarların yükseldiği coğrafya tesadüf değildir. Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki geçitler, bozkır–dağ–nehir hatlarının kesiştiği bir “kilit bölge” oluşturur. Bu kuşak; kuzeyin step dünyasını Kafkas geçitleri üzerinden güneye, Volga hattı üzerinden de doğuya bağlayan bir kapı niteliği taşımıştır. Dolayısıyla Hazar hâkimiyeti, yalnızca sınır genişletmekten ibaret olmayıp bölgesel güvenlik, ticaret ve jeopolitik dengeyi yönetme kapasitesi anlamına gelmiştir.

Bu çalışma, Hazar Kağanlığı’nı “Türk tarihi içinde unutulmuş bir sayfa” olmanın ötesinde; Orta Çağ Avrasya sisteminin etkin bir aktörü olarak değerlendirmeyi amaçlar.

2. Hazarların Tarih Sahnesine Çıkışı ve Süre Meselesi

Hazarların tarih sahnesindeki görünürlüğü konusunda popüler metinlerde çok geniş tarihler (ör. 2. yüzyıl–12. yüzyıl) verilebilmektedir. Ancak modern tarihçilikte genel kabul, Hazar siyasal varlığının özellikle 6. yüzyılın ortalarından 10. yüzyıl sonlarına dek güçlü biçimde sürdüğü yönündedir. Hazarların en parlak dönemi ise çoğunlukla 650–900 yılları arasında değerlendirilir. Bu dönem:

Bizans ile diplomatik ve askeri ilişkilerin güçlendiği,

Arap-İslam ilerleyişinin Kafkas hattında dengelendiği,

Volga ticaretinin yoğunlaştığı,

Kuzey Slav ve erken Rus toplulukları üzerinde nüfuzun arttığı

zaman dilimini kapsar.

“900 yıl” gibi uzun süre vurguları, çoğu kez Hazar mirasının farklı siyasal oluşumlarda sürmesini de içine alan geniş yorumlar olarak görülmelidir.

3. Köken ve Kimlik: Göktürk Mirası ve Bozkır Geleneği

Hazarların kökeni konusunda tarihçiler arasında yaygın kabul, onların Göktürk Kağanlığı’nın batı kanadıyla bağlantılı Türk bir topluluk olduğudur. Göktürk siyasi sisteminin çözülmesinin ardından batı bozkırında yeni güçler ortaya çıkmış; Hazar Kağanlığı bu dönüşümün en önemli halkalarından biri olmuştur.

Bununla birlikte “Batı Hun mirası” gibi daha eski bağlantılar, doğrudan bir “aynı devletin devamı” şeklinde değil; bozkır siyasal geleneğinin sürekliliği bağlamında değerlendirilmelidir. Bozkır dünyasında devletler yıkılsa da; askerî aristokrasi, yönetim kültürü ve hanedan meşruiyet pratikleri farklı adlar altında yaşamaya devam eder. Hazarlar bu sürekliliğin güçlü örneklerindendir.

3.1. Adlandırmalar ve Kaynak Sorunu

Antik yazarlarda her bozkır topluluğunu Hazar adıyla eşlemek doğru değildir. Örneğin Herodot’un metinleri, doğrudan “Hazar” adını net biçimde vermez; daha çok İskit dünyasını aktarır. “Khazar” adının Bizans ve Ermeni kaynaklarında belirginleşmesi 6. yüzyıl sonrası için daha anlamlıdır. Çin kaynaklarında görülen transkripsiyonlar ise filolojik dikkat gerektirir; benzer sesler otomatik kimlik eşleşmesi sayılmamalıdır.

4. Hâkimiyet Sahası ve Stratejik Kuşak

Hazar nüfuz alanı dönemlere göre değişmekle birlikte, güçlü zamanlarında Karadeniz’in kuzeyi–Kuzey Kafkasya–Volga havzası hattında geniş bir alanı kapsar. Bugünkü Güney Rusya, Ukrayna’nın bir bölümü, Kuzey Kafkasya, Dağıstan ve çevre sahalar Hazar siyasal etkisinin hissedildiği bölgelerdendir.

Bu coğrafyanın iki temel avantajı vardır:

1. Kafkas geçitleri: Güney-kuzey geçişleri kontrol eder.

2. Volga hattı: Kuzey ticaretinin omurgasıdır ve doğu-batı bağlantılarını taşır.

5. Şehirler, Başkentler ve Kentleşme

Hazar Kağanlığı yalnızca göçebe bir konfederasyon değildir; şehirleşme ve ticaret ile güçlenen bir devlet yapısıdır. Başkentlerin zaman içinde değişmesi, güvenlik ve ticaret dinamikleriyle ilgilidir.

5.1. Balancar

Erken dönem merkezlerden Balancar, Kuzey Kafkasya’da Arap-Hazar mücadeleleri bağlamında önem kazanmış bir savunma noktasıdır. Arkeolojik ilişkilendirmeler (ör. Verkhneye Chir-Yurt sahası) araştırma literatüründe yer alır.

5.2. Semender

8. yüzyılda öne çıkan Semender, bazı İslam kaynaklarında bağları-bahçeleriyle anılan; tarım ve ticaret kapasitesi yüksek bir şehir olarak betimlenir.

5.3. İtil (Atil)

750’li yıllardan itibaren başkent olarak öne çıkan İtil, Volga kıyısında Avrasya ticaretinin düğüm noktasıdır. Orta Çağ anlatılarında şehir, farklı toplulukların birlikte yaşadığı çok parçalı bir yapıya sahip görünür. İtil’in önemi yalnızca siyasal değil; aynı zamanda ekonomik ve hukukî düzenin merkezinde yer almasıdır.

6. Devlet Teşkilâtı: Çifte Krallık Sistemi

Hazar yönetim modelinin en karakteristik yönü, “çifte krallık” (dual kingship) olarak anılan düzenektir.

6.1. Kağan (Büyük Hakan)

Kağan, çoğu kaynakta kutsal/simgesel otoriteyi temsil eder. Günlük idarede doğrudan görünmemesi, bozkır geleneğindeki meşruiyet (kut) ve hanedan kutsallığıyla ilişkilendirilebilir. “Saltanat süresi” gibi konularda aktarılan dramatik unsurlar, dış gözlemcilerin abartısı olabileceğinden ihtiyatla ele alınmalıdır.

6.2. Bek / Hakan-Bek

Fiilî yönetim, ordu ve idare büyük ölçüde Bek’in elindedir. Bek; sefer, vergi, eyalet yönetimi, güvenlik ve adaletin uygulanması gibi icra alanlarını yönetir. Bu ikili yapı, hem hanedan meşruiyetini korur hem de yürütmeyi etkin kılar.

7. Ekonomi: Tarım, Hayvancılık, Kürk ve Balıkçılık

Hazar gücünü kalıcı kılan unsurların başında ekonomik yapı gelir. Volga havzası ve Kuzey Kafkasya, step coğrafyası içinde nehir vadileri sayesinde tarıma elverişlidir. Kaynaklarda arpa, buğday, pirinç, kenevir ve bazı sebze-meyvelerden söz edilir. Volga ve Hazar Denizi çevresinde balıkçılık önemli bir gelir kalemidir.

Kuzey ticaretinin temel mallarından kürk, Hazar ekonomisini Slav-İskandinav ve Orta Asya ağlarına bağlayan kritik bir üründür.

8. Ticaret Ağları: İpek Yolu’nun Kuzey Hattı ve Radhanitler

Hazar Kağanlığı, İpek Yolu’nun klasik güney hattının yanı sıra kuzey güzergâhının kontrolünde önemli rol oynar. Bu hattın taşıdığı mallar arasında ipek, kürk, balmumu, bal, gümüş sikkeler, mücevherat ve baharat sayılabilir. Arkeolojik buluntularda (özellikle Volga–Baltık hattında) görülen İslam dünyası dirhemleri, bu ticaret ağının genişliğine işaret eder.

İslam kaynaklarında anılan Radhanit tüccarlar, farklı coğrafyalar arasında dolaşabilen ve çok dillilik üzerinden ticaret yapabilen Musevi tüccar ağlarıyla ilişkilendirilir. Bu durum, Hazarların ticari düzeninin görece kapsayıcı ve pragmatik bir işleyişe sahip olduğuna işaret eder.

9. Din Politikası: Museviliğin Kabulü ve Hukukî Çoğulculuk

Hazar tarihinin en çok tartışılan konularından biri, yönetici elitin Museviliği benimsemesidir. Akademik literatürde genel eğilim, bu kabulün 8. yüzyıl civarında hanedan çevresinde gerçekleşmiş olabileceği yönündedir; ancak tarihlendirme ve kapsam konusunda kesinlik sınırlıdır.

Önemli nokta şudur: Bu dönüşüm, imparatorluk nüfusunun tümünü kapsayan bir toplu din değişimi olarak yorumlanmamalıdır. Hazar ülkesi, kaynaklarda çok dinli bir yapı olarak görünür: Müslüman tüccarlar, Hristiyan topluluklar, geleneksel inançlar ve Musevi elit çevre aynı siyasal çatı altında varlık gösterebilmiştir.

Bazı kaynaklar, başkentte farklı inanç gruplarının temsil edildiği bir yargı düzeninden söz eder. Bu durum, modern kavramlarla “laiklik” değil; imparatorluk pratiğine dayalı pragmatik hukukî çoğulculuk olarak anlaşılmalıdır.

10. Uluslararası Diplomasi: Bizans, Abbasîler ve Kuzey Toplulukları

Hazar Kağanlığı’nın diplomatik etkisi, Bizans ve İslam dünyasıyla ilişkilerde açıkça görülür. 7.–8. yüzyıllarda:

Sasani mirası sonrası dengeler,

Arap-İslam fetihleri,

Bizans’ın kuzey güvenliği arayışı

Hazarları kritik bir müttefik hâline getirmiştir.

10.1. II. Justinianus ve Hazar Evliliği

Taht mücadeleleri sırasında II. Justinianus’un Hazar çevresiyle kurduğu evlilik bağı, iki güç arasındaki diplomatik yakınlığın örneklerindendir. Eşinin vaftizle Teodora adını aldığı aktarılır.

10.2. Çiçek (Tzitzak/İrene) ve Bizans Sarayı

741 civarında Bizans veliahtı V. Konstantin’in Hazar prensesi Çiçek (Tzitzak) ile evliliği, Hazarların uluslararası prestijini yansıtır. Çiçek’in vaftizle İrene adını alması ve oğulları IV. Leo’nun “Hazar Leo” lakabıyla anılması, Hazar kökeninin Bizans anlatısında da görünür olabildiğini gösterir. “Tzitzakion” adı verilen bir giysi modasına etkisi ise kültürel etkileşimi işaret eder; ancak modanın süresi gibi detaylar ölçülemez.

10.3. İkonoklazm ve Hazar Etkisi İddiası

IV. Leo döneminin ikonoklazm tartışmalarıyla kesişmesi, bazen doğrudan Hazar etkisine bağlanır; ancak ikonoklazmın nedenleri çok katmanlıdır ve bu bağ için kesin kanıt bulunmadığından temkinli olmak gerekir.

11. Kaynaklar: İslam ve Bizans Literatüründe Hazarlar

Hazarlar hakkında başlıca İslam kaynakları arasında İbn Hurdâzbih (Mesâlik ve Memâlik), Ya‘kûbî (Büldân), Mes‘ûdî (Mürûc ez-Zeheb), İbn Fadlan seyahatnamesi, Hudûdü’l-Âlem ve Gırnâtî gibi isimler anılabilir. Bizans tarafında VII. Konstantinos’un De Administrando Imperio’su ve daha geç dönem kronikleri, kuzey politikaları bağlamında Hazarları ele alır.

Bu kaynakların her biri, gözlem ve amaç bakımından farklıdır; dolayısıyla anlatılar, dönemin siyasal gündemleri ve yazar bakış açısıyla birlikte okunmalıdır.

12. Çöküş Süreci: Rus Baskısı, Bozkır Konfederasyonları ve Ticaret Yolları

10. yüzyılın ikinci yarısında Hazar Kağanlığı’nın siyasal gücü zayıflamıştır. Bu süreç, tek bir nedenle değil; bir dizi faktörün birleşmesiyle oluşmuştur:

Kiev Rus knezi Svyatoslav’ın 960’lı yıllardaki seferleri,

Peçenek ve diğer bozkır konfederasyonlarının baskısı,

Ticaret yollarının değişmesi,

İç siyasi ve ekonomik çözülmeler.

Bu nedenle “bir anda çöküş” yerine kademeli çözülme daha doğru bir açıklamadır. Hazar topluluklarının bir kısmı farklı siyasal yapılara karışmış; Kafkasya–Kırım–Volga hattında farklı kimlik ve inanç haritaları içinde varlığını sürdürmüştür. Ancak nüfusun “kesin oranlarla” üçe bölündüğü gibi net dağılım iddiaları, kaynak yetersizliği nedeniyle ihtiyatla ele alınmalıdır.

13. Selçuklular ile İlişki Tartışması

Hazarların zayıfladığı dönem ile Selçukluların yükselişi zaman bakımından yakın görünse de bu durum tek başına doğrudan bir devamlılık kanıtı değildir. Selçukluların Oğuz boyları içinden çıktığı genel kabul görür. Dukak/Selçuk anlatıları, bozkır dünyasının akışkan siyasi ilişkileri bağlamında değerlendirilebilir; ancak “Selçuklular Hazarların devamıdır” gibi kesin hükümler modern akademide yaygın kabul değildir.

Selçuklu çevresinde Tevrat’ta da geçen isimlerin bulunması ise doğrudan Musevilik bağlantısı kurmaya elverişli değildir; bu isimler İslam geleneğinde de yer alır ve Orta Çağ Müslüman toplumlarında yaygın biçimde kullanılmıştır.

14. Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Hazar Algısı

Osmanlı kroniklerinde Hazar Kağanlığı’nın sınırlı görünür olması; Osmanlı tarih yazımının önceliklerinin daha çok İslam sonrası Türk-İslam devletleri ve hanedan merkezli anlatılar etrafında kurulmasıyla açıklanabilir. Bu, Hazarların “yok sayıldığı” değil; Osmanlı tarihçiliğinin kaynak ve ilgi alanlarının farklılaştığı anlamına gelir.

Erken Cumhuriyet döneminde ise Türk tarihinin erken evrelerine ilgi artmış; Hazarlar kongrelerde ve ders kitaplarında daha görünür hâle gelmiştir. Bu yönelim, yeni tarih anlatısının coğrafi ve kronolojik ufkunu genişletme çabasının parçasıdır.

15. Hazar Tezi (Aşkenaz Kökeni) Üzerine Akademik Not

1901 tarihli Jewish Encyclopedia gibi derleme eserler Hazarların Türk kökenli olduğunu belirtir; ayrıca elitin Museviliğe geçişi literatürde tartışılır. Ancak “Aşkenazların büyük çoğunluğu Hazar kökenlidir” türü geniş genellemeler, modern tarihçilik ve genetik araştırmaların ürettiği karmaşık tablo nedeniyle kesin hüküm olarak sunulmamalıdır. Bu başlık, araştırma alanında farklı görüşlerin bulunduğu bir tartışma zemini olarak görülmelidir.

Ayrıca Holokost gibi tarihsel felaketleri etnik yeniden tanımlamalarla açıklamaya çalışmak hem metodolojik hem etik açıdan sakıncalıdır; tarihsel gerçeklik, dönemin kimlik tanımları ve belgeli politikalar üzerinden değerlendirilmelidir.

Sonuç: Hazar Kağanlığı’nın Tarihteki Yeri

Hazar Kağanlığı, 7.–10. yüzyıllar arasında Avrasya’nın kilit güçlerinden biri olarak:

Kafkas geçitlerini ve Volga ticaret hattını kontrol etmiş,

Bizans ve İslam dünyası arasında denge kurabilmiş,

Çok dinli ve çok kültürlü bir nüfusu yönetebilmiş,

Şehirleşme, vergi ve ticaret düzenekleriyle kalıcı bir devlet modeli ortaya koymuştur.

Hazarları önemli kılan, yalnızca etnik aidiyetler üzerinden yürütülen tartışmalar değil; Orta Çağ Avrasya sisteminde oynadıkları jeopolitik rol, inşa ettikleri ekonomik ağlar ve geliştirdikleri yönetim biçimidir. Tarih, kimlik üretme amacıyla değil; geçmişi anlamaya dönük yöntemli bir çaba olarak ele alındığında, Hazar Kağanlığı Türk tarihinin olduğu kadar dünya tarihinin de dikkate değer bir parçası olarak görülmelidir.


Ve "TÖR" Değişiyor...

Erzurum’da Gönül Köprüleri Kuruluyor: MHP’den "Bir Sofra Bin Bereket" İftar Otağı…

BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ

Vedat Kan’la 25. Gün’ de Hayvancılık sektörünün sorunları vardı…

Ünilig Kış Oyunlarında Atatürk Üniversitesi Rüzgârı

HATTATOĞLU 40. SANAT YILINI KUTLADI

HATTATOĞLU 40. SANAT YILINI KUTLADI..

TYB Erzurum Şubesi Kültür Pınarı çalışmalarında şehir okumalarında Gülahmet vardı…

GENÇLERDE ZİRVE YARIŞI KIZIŞIYOR...

ERZURUM BÜYÜKLER AMATÖR KÜME'DE 12. HAFTA TAMAMLANDI…

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 22 17 1 4 40 55
2.FENERBAHÇE A.Ş. 22 15 0 7 31 52
3.TRABZONSPOR A.Ş. 22 13 3 6 17 45
4.GÖZTEPE A.Ş. 22 11 3 8 15 41
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 22 11 4 7 11 40
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 22 9 7 6 13 33
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 22 7 6 9 -2 30
8.KOCAELİSPOR 23 8 9 6 -3 30
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 22 7 8 7 -9 28
10.CORENDON ALANYASPOR 22 5 6 11 -1 26
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 23 5 9 9 -7 24
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 22 6 11 5 -5 23
13.HESAP.COM ANTALYASPOR 22 6 11 5 -13 23
14.TÜMOSAN KONYASPOR 22 4 10 8 -10 20
15.KASIMPAŞA A.Ş. 22 4 11 7 -12 19
16.İKAS EYÜPSPOR 22 4 12 6 -17 18
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 22 2 10 10 -26 16
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 22 3 16 3 -22 12

YAZARLAR