Yorumlar (0)

Yunus Uzun


“Hal­ka hizmet” deniyor.


Ama bedeli yine halk ödüyor. O zaman durup sormak gerekiyor: Bu hizmet ne?
Hizmet diyorsan, vatandaşın cebinden ikinci kez para çıkmayacak.
Hizmet diyorsan, aldığı maaş yetmeye başlayacak.
Hizmet diyorsan, insanlar ay sonunu düşünerek yaşamayacak.
Bugün yapılanlara bakıyoruz:
Hastaneye gidiyorsun, katkı payı.
Yola çıkıyorsun, geçiş ücreti.
Eğitime dokunuyorsun, masraf.
Isınmak istiyorsun, fatura.
Otelde de para veriyoruz, karşılığında hizmet alıyoruz. Orada kimse çıkıp “sana hizmet ettim” demiyor. Çünkü bedeli belli, hesabı açık. Ama devlet eliyle yapılan işte hem “hizmet” deniyor hem de fatura yine vatandaşa kesiliyor.
Bu hizmet değil.
Bu, bedeli halka ödetilen sistem.
Hizmet;
Vatandaşın sırtındaki yükü azaltmaktır.
Kazancını eriten değil, çoğaltandır.
İnsanları borca değil, güvene yaklaştırandır.
Eğer bir iş yapılıyor ama sonunda halk daha fakir hissediyorsa, adına ne dersen de hizmet olmaz.
Eğer yapılan her şey “parasıyla” ise, o zaman bunun adı ticarettir.
Kimseye kızmadan, bağırmadan soruyoruz:
Hizmet buysa, neden rahatlayan halk yok?
Hizmet buysa, neden herkes daha çok çalışıp daha az yaşıyor?
Gerçek hizmet, halkın cebinde kalan paradır.
Gerisi tabeladır.