Görselde sonsuzluğa uzanan dümdüz bir yol, altın sarısı bir gün batımı ve insanın içini titreten bir dua var. Modern çağın gürültüsü içinde, çoğumuz "nerede kalmıştık?" demeyi unuttuk. Oysa paylaşılan o kısa metin, aslında her sabah evden çıkarken yanımıza almamız gereken bir "insanlık pasaportu" gibi: “Ya Rabbi; varlığım kimseye yük, yokluğum kimseye bayram olmasın.”
Varlığın Zarafeti ve Görünmez Bir İz
Bizler, her şeyin "en çok" olduğu bir çağda yaşıyoruz. En çok konuşan, en çok görünen, en çok harcayan... Ancak gerçek asalet, varlığınla kimseye ağırlık vermemektir. Birinin hayatına dahil olduğunda ona omuz vermek, yükünü hafifletmektir. Bir insan girdiği odaya huzursuzluk değil, sükûnet getiriyorsa; dert anlatırken dermanı da içinde taşıyorsa, o kişi dünyadaki en büyük servete sahiptir: Ruhsal Nezaket.
Yokluğun Hüznü: Gerçek Bir Boşluk Bırakmak
Yazının en çarpıcı kısmı belki de burası: "Yokluğum kimseye bayram olmasın." Bir insan bu dünyadan göçüp gittiğinde (ya da sadece bir ortamdan ayrıldığında) arkasından derin bir "oh" çekiliyorsa, o hayatın muhasebesi ne yazık ki eksiktir. Gerçek başarı, sadece koltuklarda değil, kalplerde de yer tutabilmektir. Öyle bir iz bırakmalı ki insan; gittiğinde sadece bir isim silinmesin, bir güven, bir neşe, bir dostluk eksilsin.
Adalet ve Şeref: Tek Gerçek Miras
Yolun sonunda hepimizi bekleyen o büyük durak için bırakabileceğimiz tek geçerli akçe, unvanlarımız ya da mülklerimiz değil; karakterimizdir.
* Adalet, sadece hukuk kitaplarında değil, en yakınımızla olan iletişimimizde başlar.
* Şeref, rüzgarın estiği yöne göre değil, vicdanın pusulasına göre yön tayin etmektir.
Bu yolun sonunda dökülecek o samimi "İyi bilirdik" şahitliği, aslında bir insanın alabileceği en büyük ödüldür.
Hayat, görseldeki o asfalt yol gibi bazen dümdüz, bazen engebelidir. Ama önemli olan yolun uzunluğu değil, o yolda nasıl yürüdüğümüzdür. Heybemizde ne kadar mülk biriktirdiğimizden ziyade, kaç insanın gönlünde "iyilikle" yer edindiğimiz kalacak geriye.
Ömrümüzün adaletle, adımızın şerefle, sonumuzun ise rahmetle anılması; sadece bir dua değil, her gün yeniden kurmamız gereken bir yaşam manifestosu olsun.