Fânîden Bâkîye Uzanan Köprü
Bir Tohumdan Bir Çınar: Ömrü Bereketlendirmek
25.03.2026 16:26:00

Zamanın Bereket Kapısı: Fânîden Bâkîye Uzanan Köprü
Hepimiz aynı telâşın içindeyiz: Akıp giden zamanı durduramama kaygısı... Bir bakıyoruz çocukluk geride kalmış, bir bakıyoruz gençlik el sallayarak uzaklaşıyor, bir bakıyoruz yaşlılık kapımızı çalıyor. İnsan, doğası gereği 'ebediyet' istiyor; emeklerinin boşa gitmemesini, sevdiklerinin ve güzelliklerin tükenmemesini arzuluyor.
Peki, zaman hızla akarken, bu kısa ömrü nasıl paha biçilemez bir hazineye dönüştürebiliriz? Fâni dakikaları, bâkî seneler hükmüne geçirecek o büyük sır nedir?
Amellerin Rûhu: Niyet ve İhlâs
İşte o sır; niyet ve ihlâstır. Peygamber Efendimiz’in (sav) meşhur hadis-i şerifi bu hakikati en güzel şekilde özetler: “Ameller niyetlere göredir. Herkesin eline geçecek olan, niyet ettiği şeydir.” (Buhârî, Müslim).
Bir işi yalnızca Allah rızası için yaptığınızda, o amel görünen dar kalıplarından sıyrılır; Allah katında bereketlenir, katlanır ve ebedî meyveler veren bir çekirdeğe dönüşür.
Günlük hayatın sıradan rutinleri — yemek yemek, gezmek, çalışmak veya uyumak — eğer sadece dünya menfaati içinse, bittiği an yok olup gider. Ancak bu eylemlerin merkezine "Allah rızasını" koyduğunuzda, fâni olan her şey bekâ (ölümsüzlük) boyasına boyanır. İslâm âlimlerinin o meşhur kaidesi burada tecellî eder: “Âdetler, niyetle ibadete dönüşür.” Siz helâl rızık için ter dökerken, niyetiniz hâlis ise aslında secdedeymiş gibi sevap kazanabilirsiniz.
Allah İçin İşlemek ve Zamanın Genişlemesi
Bediüzzaman Said Nursî’nin veciz ifadesiyle:
“Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları seneler hükmüne geçer.”
Bu düstur; her davranışta, her bakışta ve her emekle sarf edilen çabada önceliği Allah’ın hoşnutluğuna vermektir. Bu hakikat, İmam Gazâlî gibi büyük zatların sözlerinde de yankılanır. Onlar ihlâsı “amellerin rûhu” olarak tanımlar; zira niyetsiz bir amel, bedensiz bir ruh gibidir.
Sahâbe-i Kirâm, en küçük işlerinde bile niyetlerini hâlis tutmaya azamî özen gösterirdi. Bir sadaka verdiğinizde, birine tebessümle selâm verdiğinizde, hatta helâl bir rızık peşinde koştuğunuzda, “Bunu Rabbimin rızası için yapıyorum” derseniz, o geçici ânınız ebedî bir yatırıma dönüşür.
Tükenmeyen Bir Kevser Havuzu
Eğer bir işi "Lillâh" (Allah için) yaparsanız, o iş artık zamana yenik düşmez. Bir bardak suyu bir muhtaca Allah rızası için ikram ettiğinizde, o su mecâzen hiç tükenmeyen bir Kevser havuzuna akar. Kur'an-ı Kerîm bu muazzam müjdeyi şöyle verir:
“Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katındaki ise kalıcıdır.” (Nahl Sûresi, 96).
Bu âyet bize şunu fısıldar: Sermayeni geçici dünyaya değil, iflas etmesi imkânsız olan "Bâkî" olanın hazinesine yatır.
Gelin, bu hakikati hayatın içinden örneklendirelim:
• Bir öğretmen: Sadece maaş için ders anlatırsa emeği dünyayla sınırlı kalır. Fakat “Allah’ın kullarına faydalı olayım, onların âhiretini mâmûr edeyim” niyetiyle anlatırsa, her kelimesi mîzanında dağlar kadar ağır basar.
• Bir anne; evladını sadece büyütmek için değil, 'Allah’a iyi bir kul; çevresine, vatanına ve milletine hayırlı bir evlat olsun' niyetiyle terbiye ettiğinde, her uykusuz gecesi cennet bahçelerinden bir fidan olur.
• Bir tüccar: Ticaretini “helâl kazanıp fakirlere el uzatayım” diye yaptığında, kasasına giren her kuruş bâkî bir servete dönüşür.
Bir Tohumdan Bir Çınar: Ömrü Bereketlendirmek
Kur’ân-ı Kerîm’de salih amel işleyenlere vaat edilen mükâfatlar bu sırrı aydınlatır: “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanır ve salih amel işlerse, onlar için Rableri katında mükâfat vardır; onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Bakara, 62).
Salih amel, sadece İslâm’ın temel rükünlerinden ibaret değildir; Allah rızası gözetilerek yapılan her türlü güzel davranıştır.
Bazı insanlar vardır; 40 yıl yaşar ama ardında 400 yıllık eser ve hayır duâsı bırakır. İşte bu, zamanın mânen genişlemesidir. İmam Gazâlî Hazretleri’nin buyurduğu gibi: "Dünya âhiretin tarlasıdır." Bu tarlaya ektiğiniz küçük bir tohum (bir saniyelik bir zikir veya küçük bir iyilik), öteki âlemde koca bir çınar olarak karşınıza çıkar.
Sihirli Anahtar
İnsan fıtratı bekāya (ölümsüzlüğe) âşıktır. Bu fâni ömrü bâkîye çevirmek ise bizim elimizdedir. Her sabah uyandığımızda, “Bugün neyi Allah için yapacağım?” diye niyet etmek yeterlidir. Namazı huşû ile kılmak, komşuya tebessüm etmek, helâl yoldan rızık aramak veya ilim öğrenmek... Hepsi, kısa dakikaları uzun senelere çeviren o sihirli anahtardır.
Madem bekâyı arzuluyoruz ve madem bu dünya misafirhanesinde vaktimiz kısıtlı; o halde çare bellidir:
• Allah için işleyiniz.
• Allah için görüşünüz.
• Allah için çalışınız.
Hayat kısa; fakat niyetimiz hâlis olduğunda o kısalık ortadan kalkar. Hayatın merkezine "Rızâ-yı İlâhî"yi yerleştirdiğinizde, en sıradan gününüz bile ebedî bir cennet meyvesine dönüşebilir.
Unutmayın ki O’na yönelen hiçbir şey kaybolmaz ve O’nun yolunda harcanan hiçbir saniye fedâ edilmiş sayılmaz.
Bir Niyaz, Bir Duâ
Yâ Rabbî! Bizleri nefsin eline, zamanın seline bırakma. Adımlarımızı rızana, niyetlerimizi ihlâsına râm eyle.
Fâni ömrümüzün her saniyesini Senin yolunda bereketlendir; her işimizi 'Lillâh' sırrıyla bâkîleştir. Bizleri dünyada hayırlı izler bırakan, âhirette ise ebedî meyvelerini toplayan kullarından eyle.
Evlatlarımızı rızana muvâfık yetiştirmeyi, rızkımızı Senin yolunda harcamayı ve her nefesimizi Senin hoşnutluğunla süslemeyi nasîp eyle Allah'ım. Âmîn.
Not: Mithat Güdü; beğeni toplamak için değil, bir idrak oluşturmak ve hakikati haykırmak için yazar. Hidâyet ise Allah’tandır. Bu hakikate omuz vermek ve bir kişinin daha bilinçlenmesine vesîle olmak için paylaşabilirsiniz.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar






