Bu yaşanan, sadece bir cinayet değildir.
Bu; 100 yıllık Cumhuriyet birikiminin, son çeyrek asırda "çağdışı ve çürümüş bir zihniyet" eliyle nasıl bir yıkıma sürüklendiğinin en acı belgesidir. 21. yüzyılın bilgi çağında, bir toplumun nasıl ilkel bir karanlığa hapsedildiğinin hazin sonucudur.
Eğitim Evde Başlar, Liyakatsizlikle Kurur Toplumsal çöküşün kökleri derinlerdedir. Eğitim sadece okulda değil, ailede başlar. Bir çocuk saygıyı, sınırı ve merhameti ilk kez evinde solumalıdır. Ancak evde verilmeyen değerlerin yükü okulların ve öğretmenlerin sırtına bindirilirse, sonuç ya şiddet ya kaos ya da işte böyle bir cinayet olur.
Bu Cumhuriyet’in bugünkü temel sorunu; liyakatsizlik ve bu liyakatsizliği besleyen çağdışı zihniyettir.
Yıllardır "din, iman, bayrak, ezan" gibi kutsal değerleri siyasi birer örtü olarak kullananlar; devrimlerle kurulmuş çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin vicdanını içten içe çürütmüşlerdir. Bugün Fatma Nur öğretmenimizin kanı, sadece bir öğrencinin elinde değil, bu cehalet iklimini bilinçli olarak besleyenlerin yakasındadır.
Okullar Suç Mahalli, Sokaklar Eşkıya Durağı Oldu 2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan o saldırı, sadece iki öğretmenimizi ve bir öğrencimizi yaralamadı; toplumun geleceğe dair son umutlarını da bıçakladı.
Hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik; sadece bir öğretmen değil, bir anneydi. Lösemi tedavisi gören evladına "Seninle biz bu yollardan geçtik" diyebilme hayali kuran bir kadındı.
Bu hayalleri çalan; öğretmenleri hedef gösteren, eğitim sistemini şikayet hatlarıyla birer baskı aracına dönüştüren ve liyakati yok sayan yönetim anlayışıdır. Okulları ve sokakları suç mahalli haline getiren bu düzen; yurttaşını koruyamaz hale gelmiş, halkı yoksullaştırarak umutsuz gençliği çetelerin ve mafyaların insafına terk etmiştir.
Münferit Değil, Politik Bir Sonuç!
Bugün alanlarda yükselen “Yusuf Tekin İstifa” feryatları tesadüf değildir. Milli Eğitim Bakanı’nın önceliği laik ve bilimsel eğitim değil, ideolojik dayatmalar olduğu sürece şiddet kaçınılmazdır.
Bu saldırılar asla münferit değildir! Bu; öğretmeni değersizleştiren, mesleki onurunu ayaklar altına alan politik eylemlerin doğal bir neticesidir.
Hukukun askıya alındığı, adaletin çürüdüğü ve toplumsal uzlaşının yerini çözümsüzlüğe bıraktığı bir düzende bedeli Fatma Nur öğretmen ödedi. Artık cümleler yumuşak, tavırlar esnek olamaz! Bu mesele bir "gençlik sorunu" denilerek geçiştirilemez; bu bir güvenlik, ahlak ve varoluş sorunudur.
Son Karar: Aydınlanma mı, Karanlık mı?
Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet diliyoruz ancak sadece rahmet dilemek yetmez. Kemalist devrimle kurulan bu Cumhuriyet’in onurlu evlatları olarak bir karar vermek zorundayız: Ya çocuklarımızı bu karanlığa mahkûm edeceğiz ya da laik, bilimsel ve çağdaş bir eğitimle yeniden ayağa kalkacağız.
Tek kurtuluş budur. Aksi takdirde yarın, bir başka öğretmenin adını ağıtlarla anmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet öğretmeni Fatma Nur Çelik’in ailesine, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı; yaralananlara acil şifalar diliyorum. #YusufTekinİstifa – Bu kadar net!
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı