
Günümüz Müslümanlarının yeniden uyanışı ve hakikâti kavraması, hayatın merkezine camiyi, caminin merkezine ise evlatlarımızı yerleştirmekle mümkündür. Camilerimiz sadece rükû ve sücûdun icrâ edildiği mekânlar değil; ilmin, irfanın ve neşenin hayat bulduğu birer yaşam merkezi, toplumun rûhunu inşâ eden birer kültür ocağıdır. Eğer bugün bir uyanıştan bahsedeceksek, bu yürüyüş cami kapısından içeri giren bir çocuğun tebessümüyle başlamalıdır.
Arka Saflarda Gülümseyen Bir Gelecek
İslâm medeniyetinin yarınlarını inşâ edecek olan asıl güç, bugün caminin halılarında yuvarlanan çocuklardır. Şunu asla unutmamalıyız: "Eğer bir caminin arka saflarında çocuk sesleri yankılanmıyorsa, o toplumun geleceği sessizliğe gömülmüş demektir." Çocuğun olmadığı bir cami, rûhu eksik kalmış bir camidir. Bizler camiyi sadece dört duvardan ibaret bir ibadethâne değil, hayatın her alanına yön veren bir merkez olarak görüyoruz. Hayat camiden inşâ edilir; yeter ki biz o kapıyı çocuklarımızın dünyasına uygun anahtarlarla, sevgiyle ve hoşgörüyle açmasını bilelim.
Çocuğun Kalbine Dokunmayan Her Hizmet Eksiktir
Bir çocuğun kalbine dokunmak, ümmetin geleceğine imza atmaktır. Camilerimizi birer "çocuk cennetine" dönüştürmek, her Müslümanın vatanına ve dînine olan vefâ borcudur.
* Oyun Alanları ve Sosyal Donatılar: Camilerimizi, çocuklarımızın dünyasına uygun oyun alanları ve sosyal etkinliklerle donatmalıyız. Cami, çocuk için "otur, sus, yapma" denilen bir yer değil; "oyna, öğren, sev" denilen bir yuva olmalıdır.
* Çocuk Marketleri: Her camide açılacak "çocuk marketleri", onlara sunulan ikramlar ve küçük hediyeler, camiyi onlar için hem fiziksel hem de manevî bir cazibe merkezi haline getirecektir. Bir çocuğun yüzündeki o saf gülümseme, milletimizin en sağlam temeli olacaktır.
Devlet, Millet ve Sorumluluk Makamındakilere Çağrı
Bu kutsal görev, sadece ferdî çabalarla değil, topyekûn bir seferberlikle başarıya ulaşabilir.
* Cami Görevlilerimiz: Sizler, geleceğin cemaatini yetiştiren baş mimarlarsınız. Sabrınız ve şefkâtinizle camiyi bir sevgi merkezine dönüştürmek en büyük sorumluluğunuzdur.
* Diyanet ve Yetkili Makamlar: Her bir caminin aynı zamanda birer eğitim ve kültür merkezi hâline getirilmesi, gençlerimizin mânevî boşluğa düşmemesi için hayatî bir görevdir.
* İmkân Sahipleri ve Hayırseverler: En güzel hayır, en iyi sevap ve en iyi hizmet; çocuklarımıza yapılan yatırımdır. Bu, sadece bir yardım değil, neslimizi koruma mücadelesidir.
* Aileler: Evlatlarımızı caminin huzur dolu iklimine alıştıralım. Onları bu mânevî sofradan mahrum bırakmak, geleceklerini eksik inşâ etmektir.
Geleceğimizi Camide İnşâ Etmek: Son Söz ve Sorumluluk
Devlet ve millet el ele vererek evlatlarımızı mânevî değerlerle donattığımızda, aslında sadece bir nesli değil, tüm milletimizin istikbâlini garanti altına almış oluruz. Unutmayalım ki; bugün çocuklarımıza yaptığımız her yatırım, yarının bilinçli, uyanık ve hakikâti kavramış Müslümanlarını yetiştirecektir. Zira en büyük hayır insana, en kutsal hizmet ise geleceğimizin teminatı olan yavrularımıza yapılandır. Bu bilinçle hareket etmek, sadece bir tercih değil; camiyi yeniden hayatın merkezi kılacak bir uyanışın en temel adımıdır. Şimdi, her bir fidanı mâneviyatla sulama ve geleceğin huzur dolu toplumunu bugünün çocuk kalplerinde büyütme vaktidir.