Ergenekon’un Ateşinden Mazlumun Ahına: Çifte Bayramda Yeniden Doğmak
21.03.2026 11:15:00
“Su durulsun, od ışısın, yel solusun, toprak güçlensin. Yenigün kut getirsin.”
Bu yıl bahar, kapımızı sadece çiçek kokularıyla değil, Ramazan’ın manevi iklimiyle birlikte çaldı. Bir yanda binlerce yıllık Türk töresinin mirası olan kadim Nevruz, diğer yanda İslam âleminin kutsal Ramazan Bayramı... Ancak bu "çifte bayram" coşkusuna, ne yazık ki insanlığın ortak vicdanını kanatan ağır bir keder eşlik ediyor. Emperyalist güçlerin ve çocuk katili İsrail’in İslam coğrafyasında yarattığı yıkım, bayram sevincimizin üzerine zifiri bir gölge gibi çökmüş durumda.
Dört Elementin Hikâyesi: Tabiatın Diriliş Takvimi
Nevruz, sadece bir takvim değişikliği değil; Türk’ün hayatta kalma stratejisi, Ergenekon’dan çıkışın kapısıdır. Iğdır’dan Azerbaycan’a kadar uzanan bu köklü gelenek, bir ay önceden başlayan "İlaxır Çerşenbeler" (Yılsonu Çarşambaları) ile ruhumuzu hazırlar:
* Su Çarşambası: Her şey suyla başlar. Sabahın seherinde akan sulara anlatılan rüyalar, geçmişin yükünden arınma arzusudur.
* Od (Ateş) Çarşambası: Ateş, güneşin yeryüzündeki gölgesidir. "Ağırlığım, uğurluğum odda kalsın" diyerek ateşten atlayan insan, aslında içindeki kötülükleri yakıp geleceğe yer açar. Tarih anlatır ki; Göktürkler, elçileri ateşle arındırmadan huzura kabul etmezdi. Ateş geçmişi yakar, geleceği müjdeler.
* Yel Çarşambası: Rüzgârın nefesiyle karlar erir, doğa uyanır. Yüksek tepelerde edilen dualar, özgürlüğün habercisidir.
* Toprak Çarşambası: Ve nihayet toprağın kalbi atmaya başlar. "Bahar kapıdadır" müjdesi, kışın bittiğinin, yaşamın galip geldiğinin ilanıdır.
Kapı Dinlemek: Vicdanın Eşiğinde Beklemek
Nevruz’un en zarif geleneği olan "Kapı Dinleme", bugünlerde bambaşka bir anlam kazanıyor. Akşamın gizeminde bir duvarın ardında durup hayata dair "iyi bir söz" duymayı bekleyen o umutlu yürekler, şimdi tüm dünyanın vicdan kapısına kulak kesilmiş durumda. Bugün o kapıların ardında ağlayan anneler, babasız kalan yavrular varken; duyacağımız ilk anlamlı sözcüğün "adalet" ve "huzur" olması için dua ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki, toplumun birbirine karşı bu denli nazik olduğu bir kültürün mirasçıları olarak, sessiz kalmak bize yakışmaz.
Umut, Demir Dağları Eritir
Nevruz; doğa ile insan arasındaki en eski anlaşmadır. Zaman değişir, toprak canlanır ama töre aynı çizgide devam eder. Bugün Gazze’de, Doğu Türkistan’da ve zulmün kol gezdiği her yerde mazlumların feryadı yükselirken; Nevruz’un ateşi bizim için sadece bir kutlama değil, bir uyanış meşalesi olmalıdır.
Nasıl ki Ergenekon’da o koca demir dağları eritip özgürlüğe yürüdüysek, bugün de etrafımızı saran zulüm dağlarını birliğimizin ateşiyle eriteceğiz.
Temennimiz; suların sadece temizlik için akması, ateşin sadece ocaklarda yanması ve toprağın sadece bereket fışkırmasıdır.
Bu güzel günde; su durulsun, od ışısın, yel solusun, toprak güçlensin. Yenigün, tüm mazlum coğrafyalara kut ve hürriyet getirsin.
Çifte bayramımız mübarek olsun.








