İsrail’in, ABD’yi İran’ı vurmaya zorlaması için tehdit amaçlı bu belgelerle Trump’ı tehdit ettiği haberleri basında yer aldı.
Trump “ Hiç görmedim, konuşmadım.” dese de;
Bu haberleri doğrularcasına; İran’la masaya oturmak içi gayret göstermesi ve bu gayretlerini sabote ederek, “Elimizde daha neler var, ayağını denk al.” demek istercesine, Trump’ın görüntülerinin basına verilmesi tehditlerin boş olmadığının ispatı niteliğinde.
Koskoca ABD Başkanı Trump’a “Sen İsrail’in ilk başkanısın” diyecek kadar Trump’ı alçaltan İsrail-Likud Partisi milletvekili Oren Hazan’a; “Ben, İsrail’in değil, ABD’nin başkanıyım” diyemeyen Trump;
Epstien ile ilgili soru soran CNN muhabirine o kadar çok sinirlendi ki cevap vermek yerine; basının önünde bağırıp çağırıp itten rezil etti.
Epstien Dosyası
Tek yetenekleri kral penisinden düşüp, herkes gibi üç milyar sperm arasından birinci olmak olan, İsrail’in ve Siyonizmin Avrupa temsilcisi İngiltere'nin, kraliyet ailesine de sıçradı.
İngiltere Prensi Andrew yayınlanan belgeler üzerine haklarından feragat edip ortalıktan sıvışarak suçlarını üstelese de; Kraliyet ailesinden çıt yok.
Hatta bugün İngiliz kraliyet sarayının önünde gösteri olsa da özellikle Kral Charles’tan şu ana kadar ses yok.
Kral deyince;
Dünyanın ekonomi, sosyal medya kralı olan, bu yüzden de İsrail ve Yahudilik ile ilgili habere ve paylaşımlara müdahale eden Munsk’ında adı geçiyor.
Epstein Adası’nın sahibi Jeffrey Epstein’in İsrail istihbaratıyla, eski Başbakan Ehud Barak ve Harvard’lı Profesör Alan Dershowitz’le bağlantısı olduğunun haberinin belgesiyle bugün Barınajans’ta yayınladık.
Kimin kimlerle ne bağlantıları varmış; buyurun bugünkü Barınajans haberimizden biri:
15 Temmuzu gerçekleştiren Fetö terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in avukatı Weingarten’ın, Epstein’i temsil ettiği ve hükümete resmi talepler içeren bir mektup gönderdiği ortaya çıktı.
Epstein ile Mossad ilişkisini yukarıda anlatmıştım.
ABD’nin Ankara büyükelçisi, İsrail’in desteklediği SDG-PYD’nin yoğun bulunduğu Suriye temsilcisi Tom Barrack ile Epstein ile yazışmalar da yayınlandı.
Barrack, "Umarım iyisindir. Görüşelim," diye yanıtlıyor. Epstein ise Barrack'a, "Çocukla fotoğraflarını gönder. Beni gülümsetiyor," diye yazıyor.
Ağustos 2016 tarihli mesajlarda Barrack’ın Epstein’e "Suudi bir arkadaşıyla" görüştüğünü aktardığı, Epstein’in ise Barrack’ı New York’ta yemeğe davet ederek şifreli mesajlaşma uygulaması Signal’i kullanmasını önerdiği görüldü. Barrack’ın bu öneriyi kabul ettiği mesajlaşmalarda kabak gibi duruyor.
Şifreli konuşmalarda neler geçtiğini tahmin ediyorum; siz de edersiniz!
E-postada bahsi geçen çocuğun kim olduğu ise bilinmiyor. Öte yandan Epstein'in reşit olmayan çocuklara cinsel istismarda bulunduğu iddiaları nedeniyle bu ifade basında büyük yankı uyandırdı. Barrack gazetecilerin sorularını ise yanıtsız bıraktı.
Jeffrey Epstein’in ortaya çıkan röportajında;
Röportajda kendisiyle ilgili çarpıcı bir itirafta da bulunan Epstein, kendisini birinci seviye “cinsel saldırgan” olarak nitelendirdi. “Şeytan’ın ta kendisi misin?” sorusuna ise, kendisiyle sağlıklı bir yüzleşme yaşadığını savunarak yanıt verdi.
Fazla yüzleşemeden de hapiste ölü bulundu.
Gene de aynaya yeterince bakıp ziyadesiyle vicdan azabı çekmiş olması dileğiyle!
Epstein röportajdaki anlatımına günah çıkarmak istercesine devam ediyor;
David Rockefeller’in kurduğu Üçlü Komisyon’u “İlluminati benzeri, ürkütücü bir yapı” olarak tanımladığı ve küresel elitlerin bu komisyonda yer aldığını söylediğine şahit oluyoruz.
Peki, her türlü sapkınlığın işlendiği adanın sahibi, organizatörü ve ev sahibi olarak, bu durumda sen kim ve ne oluyorsun diye sorarlar adama!
Bu kadar bilgiden sonra elitlerin kimler olduğu ve nereye bağlandığını anlamışsınızdır.
İster istemez insanın aklına şu soru geliyor:
Koltuk sahibi olup veya çok zengin olunca Siyonist olup bu sapkınlıklara karışmak mı yahut zengin veya koltuk sahibi olup zenginliği ve koltuğunu korumak için Siyonist olup, bu sapıklıkları görmezden gelmek mi gerekiyor?
Yoksa zaten taraflar böylelerdi de, tencere kapak misali birbirlerini mi buldular.
Bilmiyorum. Siz cevap verip bilmek istiyorsanız araştırma yapın. Ben ne kafa yormak ne de bilmek istiyorum!
“Yeşil Yol” filminde iki çocuğun vahşice öldürülmesinden alakası olmadığı halde suçlu bulunup idama mahkûm edilen; idam gününe yakın gardiyan (Tom Hanks) tarafından suçsuzluğu ispat edildiği halde ölmek istediği için idam edilmesini isteyen John Coffey’in sözleri aklıma geliyor:
"yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri olmamasından, insanların birbirine sürekli kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla acı var. Sanki her an kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun? "
İnsanların birbirine kötü davranmaması, acı duymamız, acı çektirenlere karşı mücadeleden yorulmamak için gittiğimiz yolda yalnız kalmamamız dileğiyle;
Sağlık, huzur ve saygıyla kalın!