Emperyalizmin Tuzaklarına Karşı Türkiye–İran Gerçeği
13.03.2026 23:50:00
Halil Mert’in Uyarıları Neden Hayati Önemdedir?
Ortadoğu dediğimiz coğrafya sıradan bir coğrafya değildir. Bu topraklar yalnızca petrolün, doğalgazın ya da jeopolitik hatların kesiştiği bir alan değildir. Bu topraklar aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük medeniyetlerinin doğduğu yerdir.
Ama ne yazık ki son yüz yıldır bu coğrafya bir medeniyet merkezi olmaktan çıkarılmaya çalışılıyor.
Bunun sebebi açıktır: Emperyalizm.
Birinci Dünya Savaşı'nın bittiğini zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Aslında o savaş hiçbir zaman bitmedi. Sadece yöntem değiştirdi.
Dün İngiliz orduları bu coğrafyaya fiilen giriyordu.
Bugün ise ABD, NATO ve İsrail farklı araçlarla aynı planı yürütüyor.
Ve bu planın merkezinde iki ülke vardır: Türkiye ve İran.
Türkiye ile İran Çatışırsa Kazanan Kim Olur?
Cevap çok nettir:
Emperyalizm kazanır.
Bölgenin iki büyük devleti Türkiye ve İran'dır.
Bu iki ülke tarih boyunca kimi zaman rakip olmuş, kimi zaman ittifak kurmuştur.
Ama bir gerçek vardır ki göz ardı edilemez:
Türkiye ile İran karşı karşıya getirildiği gün, Ortadoğu tamamen dış güçlerin oyun alanına dönüşür.
Bugün bölgede yürütülen psikolojik savaşın en büyük amacı budur.
Mezhepçilik…
Etnikçilik…
Provokasyonlar…
Bunların tamamı emperyalizmin klasik araçlarıdır.
Mezhepçilik: Bölgenin En Tehlikeli Zehri
Türkiye ile İran arasına sokulmaya çalışılan en büyük fitne mezhepçilik fitnesidir.
Bu fitne üzerinden hem halklar hem devletler kışkırtılmaktadır.
Oysa tarih bize şunu gösterir:
Türkler ile İran coğrafyası birbirine düşman değil, tarihi kader ortaklarıdır.
Bugün İran’ın demografisine baktığımızda çok çarpıcı bir gerçek görürüz.
İran'da milyonlarca Azerbaycan Türkü,
Kaşkay Türkleri,
Türkmenler ve diğer Türk toplulukları yaşamaktadır.
Yani İran sadece Farslardan ibaret değildir.
İran'ın içinde güçlü bir Türk nüfusu gerçeği vardır.
Bu gerçek görmezden gelinerek yapılan bütün analizler eksiktir.
Bölgeyi Karıştıran Ajan Savaşları
Bugün bölgede yalnızca ordular savaşmıyor.
Ajanlar, istihbarat operasyonları ve provokasyonlar da savaşın bir parçasıdır.
Yakın tarihte bunun örneklerini gördük.
Bir dönem Rus uçağının düşürülmesi krizi…
Rus büyükelçisinin suikast sonucu öldürülmesi…
Bu olayların arkasında kimlerin olduğu daha sonra ortaya çıktı.
Devletlerin arasını bozmak için FETÖ benzeri yapılanmaların nasıl kullanıldığı herkesin malumudur.
Aynı oyun bugün Türkiye ile İran arasında oynanmak isteniyor.
NATO Meselesi: Stratejik Bir Sorgulama
Türkiye’nin güvenlik meselesinde dış güçlere bağımlıymış gibi gösterilmesi de başka bir psikolojik operasyonun parçasıdır.
Türkiye gibi güçlü bir devletin, kendi hava savunma kapasitesi varken her meselenin NATO üzerinden anlatılması elbette sorgulanmalıdır.
Çünkü NATO yalnızca bir askeri ittifak değildir.
Aynı zamanda bölgesel dengeleri şekillendiren bir güç mekanizmasıdır.
Türkiye'nin kendi stratejik bağımsızlığını güçlendirmesi hayati önemdedir.
Türkiye İçindeki Tehlike: Sözde Din Adamları
Bu coğrafyanın en büyük talihsizliklerinden biri de dinin siyasallaştırılmasıdır.
Bazı sözde din adamlarının, emperyalist saldırıları adeta alkışlayan bir dil kullanması sadece yanlış değildir.
Bu açık bir zihinsel işgal göstergesidir.
İslam, emperyalizmin bombardımanlarını meşrulaştıran bir araç değildir.
Bu tür söylemler hem dine hem millete ihanettir.
Türkiye’de Milli Cephe Gereklidir
Türkiye'nin iç siyasetinde farklı ideolojiler olabilir.
Laikler…
Atatürkçüler…
Milliyetçiler…
Solcular…
Muhafazakârlar…
Ama mesele vatanın ve bölgenin kaderi olduğunda herkes aynı cephede buluşmalıdır.
Türkiye'nin milli menfaatleri ideolojilerin üzerindedir.
Aynı şey İran için de geçerlidir.
Ortadoğu Emperyalizmin Laboratuvarı Değildir
Halil Mert'in yaptığı uyarılar işte bu yüzden son derece önemlidir.
Çünkü bu uyarılar yalnızca Türkiye için değil, bütün bölge için stratejik bir çağrıdır.
Ortadoğu bir laboratuvar değildir.
Bu topraklar:
Sümerlerin
Perslerin
Türklerin
Arapların
Selçukluların
Osmanlı'nın
medeniyet kurduğu bir coğrafyadır.
Bu coğrafyanın kaderi Washington'da yazılamaz.
Londra'da çizilemez.
Tel Aviv'de planlanamaz.
Türkiye ve İran Aynı Gerçeği Hatırladığında
Türkiye ve İran bir gerçeği hatırladığı gün emperyalizmin bütün planları çöker.
O gerçek şudur:
Bu coğrafyanın gerçek gücü medeniyet hafızasıdır.
Eğer bu hafıza yeniden dirilirse;
mezhep savaşları biter,
etnik tuzaklar çöker,
emperyalist projeler çöpe gider.
Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir:
Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı asla unutmaz.
Bugün yapılması gereken şey geçmişin ayazını hatırlamak ve aynı tuzaklara bir kez daha düşmemektir.
Türkiye de İran da bu sınavı aklıselimle geçmek zorundadır.
Çünkü mesele yalnızca iki devletin meselesi değildir.
Mesele Ortadoğu'nun kaderidir.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk






