Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı kapitalist-emperyalist dünya, ulus devletimizi yıkmak ve Atatürk’ü halkımızın belleğinden silmek için olağanüstü bir çaba göstermekte. Ne yazık ki bunu yaparken de içerde işbirlikçileri kullanmakta. Bu işbirlikçilerin çoğunun iktidara gelmiş ve Türkiye’yi yöneten kişilerin olması ise çok düşündürücü.
Ne yazık ki Atatürk’ün aramızdan ayrılışından sonra, adım adım onun yaptıklarının altı oyulmaya başladı. Onun kapitalist-emperyalist sisteme karşı tam bağımsızlıkçı duruşuyla devrimci ülküleri, halka unutturulmaya çalışıldı. Bunların yerine, kapitalist-emperyalist dünyanın batıcılığı getirildi. Üstelik bu batıcılık da Atatürkçülük diye topluma kabul ettirildi. Üzülerek söyleyeyim ki kendini, Atatürkçü olarak görenler de Atatürk’e karşı bir yerde konumlananlar da batıcılığın Atatürkçülük olduğunu sanmakta. “Ağacın kurdu içindedir.” der atalarımız. Evet, Atatürk’ün ideolojisi olan Kemalizm’i yok etmede önemli görevi de onu batıcı sanarak Cumhuriyet Devriminin içini bir kurt gibi kemirenlerdir. Atatürk’e karşıt olanlar ise zaten emperyalist sistemin yıkıcı propagandasının gönüllüleridir öteden beri.
Peki, şu soruyu sormak niye kimsenin usuna gelmiyor: Kapitalist-emperyalist sistem niye Atatürk’e karşı? Niye Atatürk’ün yapıtlarını yok etmek istiyor batılılar ve onların yerli işbirlikçileri?
Atatürk’ün devletçi ekonomisinin yıkılması için kapitalist sistem düşmeye bastı. Devletçiliğin modasının geçmiş olduğu düşüncesi yayıldı topluma. Resmen halkın beyni yıkandı. Sonunda devletin bin bir emekle kurduğu başta fabrikalar olmak üzere bütün kuruluşlar yok pahasına satıldı. Satılanların büyük çoğunluğu üretim yapmayı sürdürmedi. Çoğunun yerine, AVM’ler ya da pahalı konutlar yapıldı. Böylece ulusal ekonomimiz dışa bağımlı duruma getirildi.
Evet, kapitalist-emperyalistler niye Atatürk’e düşman? Çünkü o, bu sisteme karşı bir Kurtuluş Savaşı yaptı ve kazandı. Bu savaş, bütün ezilen uluslara örnek oldu. Düşmanlıklarının asıl nedeni bu.
Atatürk, 20 Temmuz 1920’de Hâkimiyeti Milliye gazetesinde yazdığı başyazıda şunları söylüyor: “En büyük düşman, düşmanların düşmanı ne falan ne de filen millettir; bilakis bu, adeta dünya çapında bir […]hudi (Sözcüğün ilk hecesi okunamadı, bizce sözcük ‘Yahudi’ olacak. AH) saltanatı halinde bütün dünyaya hâkim olan ‘kapitalizm’ afeti ve onun çocuğu olan ‘emperyalizm’dir. (Kurtuluş Savaşı’nın İdeolojisi/Hâkimiyeti Milliye Yazıları, Kaynak Yayınları, s.79)”
Türkiye, henüz işgalden kurtulmamış, emperyalistler ve onların piyonlarınca parçalanmaktaydı. Düzenli ordunun kurulması için önemli hazırlıklar yapılıyordu Ankara’da. Yurttaşlarımızın çoğu kurtuluştan umudunu kesmişti. İstanbul hükümeti kayıtsız koşulsuz teslim olmuştu işgalcilere. Düşman her gün yurt topraklarından bir başka yeri işgal etmekteydi. Bu olumsuz koşullara karşın Atatürk, kapitalizm ve emperyalizmi baş düşman olarak göstermekte hem ulusumuza hem de bütün dünyaya. Bir “Yahudi saltanatı”ndan söz etmekte. Gazze için içten ya da sahte gözyaşı dökenler, Atatürk’ün bu ideolojik duruşundan haberdar mıdırlar acaba? Gazze’yi savunurken Atatürk’e küfretmek, Siyonistlerin denetimindeki kapitalist-emperyalist sisteme hizmet değil de nedir?
“Bugünlerde başımıza musallat edilen Yunan, bütün düşman âleminin parçasından başka bir şey değildir. Daha doğrusu, kapitalizm saltanatının mazlum milletlere karşı gönderebileceği son kuvvet, son ordudur! Nitekim bundan evvel üzerimize ordular[ile-AH] saldırmış olan düşmanlar yine böyle kapitalizm saltanatının ordularından başka bir şey değildi. Moskof orduları, İtalyan orduları, Bulgar ve Yunan orduları, kısaca bütün düşmanlarımız tamamen ‘kapitalizm’ tarafından ayaklandırırlardı. Bir zamanlar, tarihin eski devirlerinde dünya birtakım despot hükümdarların istibdatları altında ezilirdi. Sonraları milletler bu istibdadı yıktılar. Fakat bu defa da onun yerine paranın, sermayenin zulmü geçti. Sermaye, bugüne kadar dünyada yapılmış olan bütün fenalıkların yegâne etkeni, yegâne mesulü idi; bugün de odur; eğer bütün dünyayı süratle istila eden kapitalizm aleyhtarlığı olmasaydı, bu zulüm yarın da devam edecekti. Çok şükür, zulüm devrinin son günlerindeyiz. Kapitalizm sade falan filan milletin düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır: Milletleri birbirine düşüren kuvvet o, kardeş kanları döktüren fesatlar ondan, dünyayı kaplayan sefaletin müsebbibi, özetle bütün insanlığı inleten zulmün yegâne zalimi odur. (Aynı yapıt, s. 79-80)”
Atatürk, yukarıdaki sözleriyle günümüze ışık tutup bizlere yol göstermekte. Hem kapitalizmi uygulayarak hem de emperyalistlerle kol kola girerek mazlumlara yapılan zulüm durdurulamaz. Önce düşmanını saptayacaksın. Sonra da mazlumlarla sırt sırta vereceksin. Kapitalistlerden borç dilenerek, onları çürümüş sömürü sistemini uygulayarak ülke egemenliğini onlarla paylaşmayacaksın. Bu konuda, tarihten ders çıkaracaksın.
“Memleketimize bakınız: Rejiler, Duyunu Umumiye’ler, kapitülasyonlar, şimendiferler, limanlar, gemiler, bankalar, ticaret evleri, bütün müesseseler, Avrupa kapitalizminin bizi mahvetmek için senelerden beri kullandığı iblisane bir makinenin parçalarıdır. Sade bizim memleketimizde değil, yeryüzünde bu makine devam ettikçe sade biz değil, bütün dünya zulüm altında ezilecek, sefalet arşa çıkacak, insan felaketten felakete yuvarlanacaktır. (Aynı yapıt, s. 80)” Bu sözleri her yurttaşımız özellikle de kapitalizmin dışında başka bir seçeneği düşünemeyen siyasetçiler defalarca okumalılar. Belki bazı siyasetçiler emperyalizmle işbirliğinden vazgeçip ülkemizin yararına işler yaparlar. Emperyalizmle kol kola yürüyerek onun yıkımına karşı savaşılamaz.
“Zenginlerimizi dolandıran o, fukarımızı soyan o, mal ve mülkümüzü çalan, haysiyet ve namusumuzu mahveden, bizdeki faziletleri şeytan gibi birer birer iknaya çalışan, bizi birbirimize düşüren hep odur. (Aynı yapıt, s. 80)”
Ülkemiz, yıkıcı bir ekonomik bunalımdan geçmekte. Nedeni de dışa bağımlılık… Ne yazık ki bunu dile getiren yok! Uyuşturucu, almış başını gidiyor, toplumu tutsak ediyor. Yolsuzluklar, önlenecek gibi değil. Bahis soruşturmalarının ardı arkası gelmiyor. Ekran bağımlılığı, çocuk ve gençlerimiz tutsak etmekte. Emperyalizmin buyruğundaki terör örgütleri askerimizi, polisimiz, yurttaşlarımız öldürmekte. Ne yazık ki başımıza gelen bu toplumsal felaketleri kapitalizm-emperyalizm belasına bağlayan kişi sayısı çok az. Bataklığı kurutmak yerine, sinekleri tek tek öldürmekle kurtulacağımızı sanıyoruz. Oysa bataklığı kurutmalı..
İktidarda ya da muhalefette olsun siyasetçilerin çoğu, hâlâ batıya yürüyerek sorunların aşılacağını düşünmekte ne yazık ki. Oysa kurtuluş, Atatürk’te ve onun tam bağımsızlıkçı düşüncesinde…
Adil Hacıömeroğlu
30 Aralık 2025




