Yorumlar (0)

Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar


Emeğin Tartısı Bozuldu: 3600 ile 7000’in “20 Bin” Dramı!


​Türkiye’de bugünlerde matematik dertli, vicdanlar yaralı. Emeklilik sistemi, uzun yıllardır "ne kadar çok çalışırsan, o kadar karşılığını alırsın" ilkesi üzerine kurulu bir teraziydi. Ancak bugün geldiğimiz noktada o terazinin ayarı kaçtı, ibresi tek bir rakama sabitlendi: 20.000 TL.
Gelin, bu rakamın ardındaki "haksızlık matematiğini" birlikte inceleyelim.

​Emeklilik sistemi aslında ne kadar prim öderseniz o kadar maaş almanız üzerine kuruludur. Ancak enflasyonist ortamda düşük maaşlı emeklileri korumak için getirilen "taban aylık" (20.000 TL) uygulaması, gerçek maaşları (kök maaşları) birbirine yaklaştırdı.
* ​Örnek: 3600 gün prim ödeyenin kök maaşı 12.000 TL ise devlet bunu 20.000 TL'ye tamamlıyor.
* ​Örnek: 7000 gün prim ödeyenin kök maaşı 18.000 TL ise devlet onu da 20.000 TL'ye tamamlıyor.
* ​Sonuç: 3400 gün (yaklaşık 10 yıl) daha fazla çalışan kişi, fiilen hiçbir avantaj elde etmemiş oluyor.

​Matematik Artık "Daha Çok Çalış" Demiyor

​Bu sistem, şu an çalışanlar için de bir risk oluşturuyor. Çalışanlar; "Daha fazla prim ödesem de daha yüksekten sigorta bildirilse de sonunda en düşük maaşı alacağım" düşüncesiyle asgari ücretten bildirilmeye veya kayıt dışı çalışmaya yönelebiliyor. Bu da SGK’nın prim gelirlerini uzun vadede düşüren bir döngü yaratıyor.

​Eskiden bir çalışana "Daha çok prim öde, emekliliğinde rahat edersin," denirdi. Şimdi rakamlar tam tersini söylüyor. Tablo o kadar vahim ki 3600 gün prim ödeyen (yaklaşık 10 yıl çalışan) bir vatandaşımız ile 7000 gün prim ödeyen (yaklaşık 20 yıl çalışan) bir vatandaşımız, ayın başında aynı ATM'nin önünde aynı parayı çekiyor.

​Sormak gerekmez mi:
* ​On yıl fazladan ter dökenin, sabahın köründe on yıl daha fazla yollara düşenin emeği nerede?
* ​Devletine on yıl daha fazla prim ödeyenin, sistemin çarkını daha uzun süre döndürenin hakkı nerede?

​"Yoksullukta Eşitlenmek" Adalet Değildir

​En düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılması, kâğıt üzerinde "dar gelirliyi korumak" gibi görünse de aslında orta direğin ve gerçek hak sahibinin tasfiyesi anlamına geliyor. Biz buna ekonomide "Yoksullukta Eşitlenme" diyoruz.

​7000 gün prim ödeyen birinin kök maaşı, primleri düşükten yattığı için 17-18 bin liralarda kalıyor. Devlet, "Gel seni 20 bine tamamlayayım," diyor. Öte yandan, sadece 3600 gün çalışmış olanı da aynı 20 bin liraya getiriyor. Bu durum, ömrünü çalışmaya adamış bir insan için sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda ağır bir manevi yıkımdır.

​Sistemin Altı Oyuluyor

​Bu adaletsizlik sadece bugünün emeklisini değil, yarının Türkiye'sini de tehdit ediyor. Genç bir çalışan; "Nasıl olsa 10 yıl çalışsam da 20 yıl çalışsam da aynı maaşı alacağım," diye düşünmeye başladığı an, kayıt dışı ekonomi hortlar. Kimse fazladan prim ödemek istemez, kimse sistemin içinde kalmak için çabalamaz.

​İntibak Şart, Adalet Farz!

​Bu adaletsizliğin giderilmesi için yıllardır konuşulan çözüm İntibak Yasası'dır. İntibak; prim günü ve ödenen miktara göre maaşların yeniden hesaplanıp aradaki farkın (derece/kademe gibi) maaşlara yansıtılması anlamına gelir. Ancak şu anki düzenlemeler daha çok "en alttakini yukarı çekme" odaklı olduğu için, orta ve üst segmentteki emekliler bu durumdan dolayı mağduriyet yaşıyor.

​Aklıselim diyor ki: Sosyal devlet, en düşük maaşı alan vatandaşını elbette korumalıdır; ancak bunu yaparken daha çok prim ödeyenin hakkını gasp etmemelidir. Çözüm bellidir: Kademeli bir geçiş ve acil bir İntibak Yasası. Emeklilik bir "lütuf" değil, yıllarca ödenmiş bedellerin bir "hakkıdır". 3600 günün hakkı ile 7000 günün hakkı aynı kefeye konulamaz. Aksi takdirde biz buna "sosyal denge" değil, olsa olsa "emeğin değersizleşmesi" deriz.

​Özetle: Teknik ve sosyal açıdan bu durum ciddi bir hakkaniyet tartışması yaratıyor. Devlet, bu uygulamayı "sosyal devlet" gereği en düşük gelirlileri korumak için yapsa da sistemin kendi içindeki "çok ödeyen çok alır" mantığıyla çelişiyor.

​Tam da bu noktada sesimizi yükseltiyoruz: Maaşta adalet istiyoruz. Arada yıllarca süren emek ve binlerce günlük prim farkı olmasına rağmen, tüm maaşların aynı noktada düğümlenmesi adalet duygusunu derinden zedeliyor. Bu terazi artık bu yükü çekmiyor! Emekli maaşları arasındaki bu hakkaniyetsiz tablonun; prim gün sayısını, ödenen miktarı ve gerçek emeği esas alan adil bir zeminde ivedilikle çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz.

Mithat Güdü