Yorumlar (0)

Necat Kacan


Egemenliğin Sarı Öküzü: Venezuela, Dünya Liderleri ve Teslimiyetin Anatomisi


Bir zamanlar güçlü bir sürü vardı; birlikte durdukça saldırganlara karşı koyabiliyor, ortak zeminde hayatını sürdürebiliyordu. Fakat dışarıdan gelen aslanlar, giderek saldırı gücünü yitirdikçe hileye başvurdu: “Barış istiyoruz, bize Sarı Öküz’ü verin.” Sürünün liderleri, barış ve korunma beklentisiyle bu talebe boyun eğdi. Sonrasında sıra geldi diğer öküzlere… ve her defasında yeni tavizlerle sürü biraz daha zayıfladı. Sonunda, güçleri tükenmiş, aslanların keyfi kararlarına teslim olmuş halde buldular kendilerini. Sürü liderleri gözyaşları içinde anladı ki; savaşı kaybettikleri an, Sarı Öküz’ü teslim ettikleri gündü. 

Bu basit ama derin fabl, bugün dünyanın yaşadığı en ciddi uluslararası krizlerden birini — Venezuela krizi ve ABD’nin müdahale tehditlerini — anlamak için metaforik bir çerçeve sunuyor.


Maduro hükümetinin bir anda dış baskı ve yaptırımlarla karşı karşıya kalması, sadece Venezuela’nın iç dinamiklerinden kaynaklanmıyor; aynı zamanda dünyanın egemenlik ve dış politika paradigmasının çöküşünü de gösteriyor. Bir ülke lideri, kendi ülkesinin egemen yargı mekanizmalarından önce yabancı bir gücün yargı yetkisine teslim edilmekle karşı karşıya bırakılıyorsa, uluslararası düzen artık kağıt üstünde bile var olmadığına işaret eder.

Günümüz dünyasında hiçbir devlet başkanı gerçekten güvende değil. ABD’nin, başka bir ülkenin liderini kendi sınırları içerisine çekme cesaretini göstermesi; uluslararası hukuka, BM ilkelerine ve devlet egemenliğine yönelik doğrudan bir ihlaldir. Yine de ne Birleşmiş Milletler ne de büyük uluslararası aktörler bu olaya yüksek sesle ve caydırıcı bir tepki verdi. Bu suskunluk, egemen devletlerin egemenliklerini koruma iradesinin çöküşünü yansıtıyor.

Bu, yalnızca Venezuela’nın dramatik bir olayı değil; küresel siyaset arenasında yeni bir normun doğuşudur: güçlüye boyun eğmek, büyük gücü kızdırmamak, kendi halkını değil dış aktörleri öncelemek.


Dünya liderleri, devlet adamları ve diplomasi çevreleri şunu çok iyi anlamalıdır: Sarı Öküz’ü teslim ettiğiniz gün, sadece bir lideri değil, kendi egemenlik anlayışınızı ve ulus devletinizin geleceğini kaybetmiş olursunuz.

Bu kriz, sadece birkaç Latin Amerika ülkesini ilgilendiren yerel bir mesele olarak görülemez. Aksine, küresel aktörlerin fiili müdahalelerine sessiz kalmanın neden olduğu domino etkisi tüm ülkeleri potansiyel zayıflık alanına itmiştir. Bugün Maduro’ya reva görülen, yarın farklı bir lider veya ülke için bir emsal teşkil edebilir.

Sarı Öküz metaforu bu nedenle sadece eski bir hikâye değil; bağımsızlığını korumak için direnç göstermemenin trajik bir alegorisidir. Bir kez taviz verirseniz, güç zehirlenmesi yaşayan diğer aktörler yeni taleplerle geri döner. Bu talepler başlangıçta “barış” ve “uzlaşma” adı altında gelir, ama nihai hedef tam kontrol ve bağımsızlığın ortadan kaldırılmasıdır. 


Bugün dünya liderlerinin çoğu, ABD’den gelecek yaptırımları, askeri müdahale tehditlerini veya diplomatik izolasyonu kendi çıkarları için bir risk olarak görüyor. Bu korku, devlet adamlarını egemenlik haklarını geri planda tutan davranışlara itiyor. Korkunun olduğu yerde kararlılık olmaz; egemenliğin olmadığı yerde bağımsız ulus devlet de olmaz.

Uluslararası toplumun, Venezuela örneğinde olduğu gibi egemenlik ihlallerine karşı net bir duruş göstermemesi, sadece aynı baskının diğer ülkelere yönelmesini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda uluslararası hukukun temellerini de yerle bir eder.


Bugün egemenlik; güçlülerin rızasıyla değil, hukukun üstünlüğüyle korunmalıdır.
Bugün liderlik; dış baskılardan korkmakla değil, halkının hak ve onurunu savunmakla ölçülmelidir. Fakat birçoğu bunu yapamaz ya korkuyorlar ya da kendi ikballeri için susmak zorundalar çünkü birçoğu yarın önüme hangi dosyaları koyarlar beni neyle yargılarlar korkusu ve endişesi içindeler. Hal böyle olunca ses çıkarmaları da mümkün olmaz  
Bugün devlet egemenliği; tavizle değil, kararlılıkla ayakta tutulmalıdır.

Çünkü bir kez Sarı Öküz’ü verdiğinizde, sadece bir lideri değil, tüm ulusun kaderini teslim etmiş olursunuz.


Necat KACAN

Eğitimci Araştırmacı Yazar