Dünya bir eşikten geçiyor.
Bu sıradan bir kriz değil; bu bir tükeniş.
Kurulan düzen çöktü. Maskeler düştü, kavramlar içini kaybetti. Demokrasi söylemde kaldı, insan hakları seçici hale geldi, ekonomi ise yalnızca güçlülerin oyuncağına dönüştü. Bugün dünyanın en büyük sorunu para değil; vicdanın yokluğudur.
Avrupa, bir zamanlar başkalarına akıl veren kıta, bugün kendi ruhsal çöküşünü yaşıyor. Sokaklar düzenli olabilir ama kalpler dağınık. Değerler aşınmış, insan yalnız. Tarihte başkalarına yakıştırdığı “hasta adam” tanımı artık kendi gerçeğidir.
Amerika güçlü görünse de yönünü kaybetmiş durumdadır. Güç var ama hikmet yok, teknoloji var ama merhamet yok. Dünyayı yönettiğini sanıyor ama insanlığı taşıyamıyor.
Ve bize “küresel ekonomi” diye anlatılan şey…
Sayılar büyürken insanlar küçülüyorsa, bu bir başarı değil; ahlâkın çöküşüdür. Aç çocukların olduğu bir dünyada refahtan söz edilemez.
Bugün dünyaya hâkim olan bir söz var:
“Büyük balık küçük balığı yer.”
Bu anlayış orman için geçerli olabilir, okyanusta balıklar için de. Güçlünün zayıfı ezdiği bir doğa düzeni… Ama bu söz bizim dünyamızda tutmaz.
Çünkü dünyada tek bir halk, tek bir duruş bu anlayışı reddeder:
Türk-İslam medeniyeti.
Bu anlayışın geçmediği, kabul görmediği tek ülke vardır: Türkiye.
Biz bu dünyaya güçlü olmak için değil, faydalı olmak için geldiğimize inanırız. Varlığı yük değil, umut olsun isteriz. Gücü paylaşır, imkânı saklamayız. Bizim kültürümüzde büyüklük; ezmekle değil, korumakla ölçülür.
Türkiye’nin dostluğu da yardımı da sadece çıkar hesaplarıyla sınırlı değildir. Yardımın pasaportuna, dinine, rengine bakılmaz. Acı varsa oraya gidilir. Bugün dünyada, yardımlarını bu bakış açısıyla tüm insanlığa ulaştıran başka bir ülke bulamazsınız.
Türkiye’den başka.
İşte bu yüzden mesele sadece bir ülke meselesi değildir. Dünya yeni bir denge arıyorsa, bu denge Türk Devletler Birliği gibi değer temelli bir birliktelikle mümkündür. Bu birlik, büyük olanın küçük olanı yuttuğu bir yapı değil; güçlü olanın zayıfı ayağa kaldırdığı bir anlayış üzerine kurulabilir.
Yeni dünya düzeni silahla değil, vicdanla kurulacaktır.
Ve vicdan, hâlâ bu topraklarda canlıdır.
Eski düzen bitti.
Yeni düzen yazılıyor.
Bu kez kalemi eline alanlar, insanı unutmayanlar olacak.
Çünkü bazı devletler güç üretir,
bazıları ise insanlık.




