Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Dilde Hakîm, Hayatta Mahkûm: Kur’an’ın Prangalı Yalnızlığı

21.03.2026 11:42:00


Kur’an-ı Kerim, sadece okunup sevap kazanılacak bir metin değil, bizzat hayata hükmetmek, ona yön vermek ve nizam kurmak için indirilmiş bir ilâhî iradedir.

​Namazlarımızda veya tilâvetlerimizde sıkça tekrarladığımız "Yâsîn vel Kur’ân-il hakîm" âyetini düşünelim. Buradaki "Hakîm" sıfatı; hikmet dolu olan, kesin hükümler veren, helâl ve haramı belirleyen, her işi yerli yerince yapan ve yasalar koyan demektir. Peki, bir an için yanıldığımızı ve bu âyeti "Yâsîn vel Kur’ân-il mahkûm" şeklinde okuduğumuzu farz edelim. Şüphesiz her mümin hemen müdahale eder: "Hocam yanlış okudunuz! O kelime 'mahkûm' değil, 'hakîm' olacak" diye düzeltir.

​İşte tam bu noktada kendimize şu can yakıcı soruyu sormamız gerekir: Okuyuştaki hatayı anında fark edip düzeltecek kadar titiziz de; Kur’an’ın emirlerini hayatın dışına iterek onu fiilen "mahkûm" edişimize neden aynı refleksi göstermiyoruz?

​Kelimelerin Ötesindeki Gerçek: Teori ve Pratik Çatışması

​Lafızda (sözde) yanılmıyoruz, Kur’an’ın "Hakîm" olduğunu dilimizle ikrar ediyoruz. Ancak sosyal, ekonomik, hukukî ve ahlâkî düzlemde Kur’an ne kadar "hakîm"? Eğer Allah’ın kelâmı evimizin baş köşesinde asılı duruyor ama çarşımızda, pazarımızda, mahkememizde ve aile hayatımızda sözü geçmiyorsa; biz o kitabı pratik hayatta "hükümlü" hâle getirmişiz demektir. Onu hayatın merkezinden alıp sadece merasimlere, mezarlıklara veya duvarlara hapsetmek, ona yapılabilecek en büyük sessiz darbedir.

​Aynı çelişkiyi "Vehüve alâ külli şey'in kadîr" (O’nun her şeye gücü yeter) derken de yaşıyoruz. Dilimiz Allah’ın sonsuz kudretini tesbih ederken, dünya işlerimize gelince sanki –hâşâ– Allah’ın ilmi ve kuralı bu çağa yetmiyormuş gibi davranıyoruz. İşimize O’nu karıştırmıyor, kendi dar kalıplarımızı O’nun hikmetinin önüne geçiriyoruz.

​Şahitliğin Sorumluluğu ve Zulmün Tanımı

​Minarelerden günde beş vakit yükselen nidâ şudur: "Eşhedü enlâ ilâhe illallâh" ve "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah". Yani; Allah’tan başka otorite (ilah) tanımadığıma ve Hz. Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna şahitlik ederim! Bu sözü hem camide hem namazda binlerce kez söylüyoruz. Peki, bu şahitliğimizin hakkını veriyor muyuz, yoksa dilimizle söylediğimizi hâlimizle yalanlıyor muyuz?

​Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi 86. âyette bu vahâmeti şöyle dile getirir:

​"İman edip bu Resûlün hak olduğuna şahit olduktan ve kendilerine apaçık kanıtlar geldikten sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidâyet nasîp eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

​Buradaki "zulüm" kavramı üzerinde durmak gerekir. İslâm literatüründe zulüm, sadece birine eziyet etmek değil; "bir şeyi bulunması gereken yerden alıp başka bir yere koymaktır." Kur’an’ı "yöneten" ve "yol gösteren" konumundan indirip, onu "yönetilen" veya "yok sayılan" bir yere koymak, varlık hiyerarşisine karşı işlenmiş en büyük zulümdür.

​İlâhi Lânet ve Kurtuluş Reçetesi

​Bakara Sûresi 161. âyette, hakikati örtenlerin ve bu hâl üzere ölenlerin üzerine Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların lânetinden bahsedilir. Bu sert ifade, İslâm’ın sadece bireysel bir ritüeller bütünü değil, bir medeniyet ve adalet iddiası olmasından kaynaklanır. Bu iddia terk edildiğinde, geriye sadece ruhsuz bir şekilcilik kalır.

​Tarih boyunca bu topraklarda "Peygamberin izindeyim" diyenler, Kur’an’ın izzetini savunanlar bedeller ödedi. Bugün bizler, İslâm’ın hükümlerini hayattan kovan anlayışlara karşı durmadıkça, bu mânevî ağır yükün altından kalkamayız. Duâlarımız neden kabul olmuyor, neden topraklarımızdan bereket çekiliyor, neden adalet mekanizmamız can çekişiyor diye sormadan önce kendimize bakmalıyız: Allah’ın yardımı (nusret), ancak O’nun çizdiği istikâmette yürüyenlere vaat edilmiştir. Kendi hevâ ve heveslerini, beşerî yasalarını Kur’an’ın önüne geçiren bir toplumun ilâhî yardımı beklemesi, sünnetullah’a (evrensel ilâhî kanunlara) aykırıdır.

Bir Tercih Kavşağındayız

​Kur’an, tozlu raflarda saklanmak veya sadece melodik bir sesle okunmak için değil; yaşanmak, yaşatılmak ve hayatın her alanına ruh üflemek için indirilmiştir. Mahkûm edilen bir kitap, artık yol gösteren bir fener değil, sadece geçmişin hatırası olan bir antika değerindedir.

​Aklımızı başımıza almanın vakti gelmiştir. İslâm’ın aslına, Kur’an’ın hükmüne ve Peygamber’in (sav) rehberliğine dönmeden gerçek bir kurtuluş mümkün değildir. Çözüm; dildeki "Hakîm" nidasını, hayattaki "Hâkim" sıfatıyla yeniden birleştirmekte saklıdır.

​Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben Kur’an’ı hayatımda "Hakîm" mi kılıyorum, yoksa tercihlerimle onu "mahkûm" mu ediyorum?

Mithat Güdü


EMEĞİN, SABIR VE KARDEŞLİĞİN BAYRAMI MÜBAREK OLSUN”

Erzurum’un Siyaset Kürsüsü: İftar Sofrasından Gönül Köprülerine…

Bu bayramda kadim şehir Erzurum'un sıkıntıları bitsin artık…

Başkan Oral'dan Ramazan Bayramı mesajı

Atatürk Üniversitesi Ev Sahipliğinde Dev Organizasyon: KUDAKAF'26 Kapılarını Açıyor

"Çanakkale” bir milletin diriliş mührüdür…

Şehit Emanetlerine Erzurum’da Anlamlı Dokunuş

ÇANAKKALE RUHU BU MİLLETİN KALBİNDE HÂLÂ ATIYOR...

Kadir Gecesi’nde Oltu’da Gönüller Bir Oldu

“Vekillere” ayrıcalık…

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 27 18 3 6 24 60
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 27 15 5 7 18 52
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 27 12 8 7 14 43
6.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 27 9 12 6 -9 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.CORENDON ALANYASPOR 27 6 8 13 1 31
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
12.TÜMOSAN KONYASPOR 27 7 11 9 -8 30
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 27 6 14 7 -9 25
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 27 6 14 7 -18 25
15.KASIMPAŞA A.Ş. 27 5 13 9 -15 24
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 27 4 12 11 -27 23
17.İKAS EYÜPSPOR 27 5 15 7 -19 22
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 27 4 18 5 -23 17

YAZARLAR