"Küçük insanlar kişileri, orta insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri tartışır."
Yıllardır bir mühendis titizliğiyle toplumsal dinamikleri gözlemliyorum. Gördüğüm en büyük yapısal hata; fikirden yoksun, sadece hakaret ve hedef gösterme üzerine kurulu o "sığ tartışma kültürüdür." Oysa bir davanın, bir düşünce ürününün arkasında duramayanların zikzakları, sadece kendi karakter erozyonlarını ele verir.
21. Yüzyılda Bir Sistem Hatası: Siyasal İslam ve Kimlik Kaybı
20 yılı aşkın süredir Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kolonlarını sarsmaya çalışan bu "çürümüş zihniyet", ne yazık ki Türk kimliğini bir yük gibi görme gafletine düşmüştür. Siyaseti bir rant kapısı, dini ise bir baskı aracı haline getirenler; 21. yüzyılın bilgi çağında bu millete verebilecekleri hiçbir "katma değere" sahip değildirler. Atatürk Devrimlerine ihanet edenler, aslında Türk milletinin geleceğine (istikbaline) ihanet etmektedirler.
Türk Olmak: Bir Genetik Kod Değil, Bir Uygarlık İradesidir
Türklüğü sadece soy bağına (DNA) indirgemek, bu kimliğin tarihsel derinliğini kavrayamamaktır. Türk olmak; 16 devletin mirasını omuzlarında taşımak, emperyalizme karşı ilk bayrağı açan Mustafa Kemal’in izinde, "çağdaşlık" ateşini yakmaktır. "Keşke Yunan kazansaydı" diyen fesli hainlerin ve onlara rahmet okuyanların aksine; Türk olmak, bu toprakların namusuna, bilimine ve kadınlarının özgürlüğüne sahip çıkmaktır.
Filenin Sultanları: Laboratuvarın Başarısı
Türk Kadın Milli Voleybol Takımı’nın zaferleri, sadece bir skor başarısı değildir. Bu başarı; Atatürk’ün "kadın" üzerine kurduğu o büyük medeniyet projesinin, yani Kemalist devrimlerin bir "çıktısıdır." Yobaz zihniyetin kadını eve hapsetme çabalarına karşı, Türk kadınının dünyayı dize getirmesi; bir milletin özüne dönüş coşkusudur.
İhanetin Mabedi: Anıtkabir’e Sırt Dönmek
Kendi kurucusu olan Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri’nin başında olup, 43 ülkeyi gezip de bir kez olsun Anıtkabir’e uğramayan zihniyet, bu sistemin en büyük "kaçak akımıdır." Kurucusuna hürmeti olmayanın, o kurumun başında durması liyakat cinayetidir. Bizler 500 yıl geriden gelmiyoruz; bizler, Atatürk’ün 100 yıl önce çizdiği o "muasır medeniyet" hedefine, bugün bilimle ve akılla koşanlarız.
Sonuç olarak; Pire için yorgan yakmayacağız ama bu yorganın içindeki asalakları da temizleyeceğiz. Bir mühendis olarak biliyorum ki, doğru statik üzerine kurulan hiçbir bina yıkılmaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin statiği Mustafa Kemal Atatürk’tür. Biz bu statiği korudukça, hiçbir çürümüş zihniyet bizi yıkamayacaktır.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı.




