MaraşKatliamı
Maraş Katliamını Unutmak İhanettir.
Yüz yıllık Cumhuriyet tarihimizin en karanlık dönemeçlerinden biri olan son elli yılımıza baktığımızda; başta Maraş Katliamı olmak üzere, bu toprakların aydınlık yüzü olan Alevi yurtsever yurttaşlarımıza karşı işlenen insanlık dışı suçları unutmak mümkün müdür?
Sivas’tan Çorum’a, Gazi’den Maraş’a uzanan bu acı silsilesi; doğrudan toplumsal barışı hedef alan, karanlık odaklarca planlanmış birer insanlık suçudur.
Karanlık Senaryonun Başlangıcı 1978 Aralık ayında Kahramanmaraş’ta, resmi rakamlara göre 111 canımız yitip gitti. 19 Aralık gecesi Çiçek Sineması’na atılan o provokatif bomba, sadece bir binayı değil, komşuluğu ve huzuru da hedef almıştı. "Kanımız aksa da zafer İslam’ın" sloganlarıyla uykudaki hücreler uyandırıldı; faşist militanlarca şehir adeta bir kuşatma altına alındı.
Vahşetin Boyutu: İnsanlık Askıya Alındı
Katliam günlerce sürdü. Cami minberlerinden "Bir Alevi öldüren beş kez hacca gitmiş sayılır" yalanlarıyla halk kışkırtıldı. 24 Aralık günü sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen, güvenlik güçlerinin geri çekilmesiyle meydan tamamen saldırgan gruplara bırakıldı. Kadın, çocuk, yaşlı, hamile demeden masum insanlarımız sokak ortasında, kendi evlerinde katledildi. Alevi mahalleleri kundaklandı, hastaneler kuşatıldı, yaralıların kurtulmasına dahi izin verilmedi.
Siyasi Sorumluluk ve Savunmasız Bırakılan Halk Dönemin hükümetine ve emniyet güçlerine yönelik yapılan tüm yardım çağrıları karşılıksız kaldı. Şehir adeta kaderine terk edildi. Olayların ardından binlerce Alevi yurttaşımız, bin yıldır yurt bildikleri Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı.
Bu sadece bir göç değil, açık bir "sosyolojik tasfiye" ve yerel bir soykırım girişimiydi. Dönemin sağ siyasetçileri ve bazı basın organları ise bu vahşeti "milletin şahlanışı" diyerek kutsayacak kadar ileri gittiler.
Tarihsel Yüzleşme: CIA ve Derin Odaklar Uluslararası raporlar ve dönemin tanıklıkları, Maraş’ta yaşananların sadece yerel bir huzursuzluk olmadığını; CIA gibi dış odakların ve yerli işbirlikçilerin "iç savaş" çıkarma provokasyonu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Faşizmin tırmandırıldığı bu süreç, Türkiye’yi 12 Eylül karanlığına götüren en önemli basamaklardan biri olmuştur.
Anma ve Kararlılık: Maraş’tan Yarınlara Maraş Katliamının yıl dönümünde; ırkçı faşistlerin kalleşçe pusu kurarak hedef aldığı, yüz yıllık Cumhuriyetimizin çağdaş ve aydınlık yüzü olan Alevi yurttaşlarımızdan, başta Maraş Katliamı olmak üzere tüm insanlık dışı saldırılarda yaşamını yitiren tüm canları saygı ve özlemle anıyoruz.
19-26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta yaşanan katliam, tarihe kara bir leke olarak kazındı. Kardeşi kardeşe düşman eden bu vahşet; yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine, binlercesinin yaralanmasına ve göç etmesine neden oldu. Bu katliam sadece bir şehirde değil, tüm Türkiye’de toplumun vicdanında derin yaralar açtı.
Maraş Katliamını unutmadık, unutturmayacağız!
Bu hain katliamları unutmadan ve unutturmadan; ülkemizi ve yurttaşlarımızı kirli emeller için karanlığa sürüklemek isteyen Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı gerici, ırkçı ve faşist yapılanmalara karşı aydınlık yarınlar için Türk milleti olarak uyanık olmalıyız.
Yeni bir Maraş, Sivas, Çorum veya Gazi gibi katliamların önünü kesecek olan bu farkındalıktır. Karanlık mutlaka aydınlığa yenilecek; adaletin bu Cumhuriyette mutlak yerini bulması ve karanlığa inat aydınlığın galip gelmesi için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
SONUÇ:
Bir İnsanlık Ödevi Olarak Unutmamak
Maraş’ta yaşananlar, yalnızca o günün siyasi çekişmelerinin bir sonucu değil; toplumsal barışa, bir arada yaşama kültürüne ve Cumhuriyet’in aydınlık değerlerine yönelik doğrudan bir saldırıdır. Yüzlerce masum insanın hayatına mal olan bu karanlık tablo, adaletin tam anlamıyla tecelli etmemesiyle toplumsal hafızamızda kanayan bir yara olarak kalmıştır.
Bugün bize düşen görev; bu katliamları unutmamak, unutturmamak ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için laik, demokratik ve tam bağımsız bir hukuk devletine kararlılıkla sahip çıkmaktır. Geçmişin karanlığıyla yüzleşmek, geleceğin aydınlığını kurmanın ilk şartıdır.
Laik Sosyal Hukuk Devleti Olan Bu Cumhuriyette Asla Aydınlığın Meşalesi Sönmeyecek!
Maraş Katliamı, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk sınavındaki en ağır yaralarından biridir. Adaletin tam anlamıyla sağlanmadığı her gün, bu yara kanamaya devam etmektedir. Ancak bilinmelidir ki; Alevi yurttaşlarımızın temsil ettiği o çağdaş, laik ve demokratik değerler, her türlü karanlık tertibe rağmen sönmeyecek bir meşaledir.
Geçmişin bu acı gerçeğiyle yüzleşmek, failleri ve azmettirenleri vicdanlarda mahkûm etmek, geleceğin huzurlu Türkiye’sini kurmanın tek yoludur. Maraş’ı unutmadık, unutturmayacağız!
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı




