Ankara siyaseti, 7 Şubat 2026 gecesi saat 23:59’da gelen bir iddiayla sarsıldı. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa ederek AK Parti’ye geçişi, beraberinde yenilir yutulur cinsten olmayan iddiaları getirdi. Sormak gerekir: Bir Genel Başkan, nasıl olur da kendi belediye başkanına hakaret edebilir?
Bu tablo, siyaseten nasıl bir akıl tutulmasının ürünüdür?
İstifanın Perde Arkası: Mesajlar ve İddialar
Özarslan’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama, Türk siyasi tarihinde benzerine az rastlanır türden ithamlar barındırıyor. Özarslan, CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel tarafından gönderildiği iddia edilen mesajların; siyasi nezaket, parti ahlakı ve kamu sorumluluğuyla bağdaşmadığını, ailevi değerlerine kadar uzanan ağır küfürler ve tehditler içerdiğini ifade ediyor.
Burada asıl mesele şudur: Bir belediye başkanı hangi suçu işlemiş veya hangi hukuksuz talebi reddetmiş olabilir ki, bir Genel Başkan "aile değerlerini" hedef alacak kadar öfke kontrolünü kaybedebilir? Eğer bu iddialar doğruysa, karşımızda siyasi bir krizden öte, derin bir "yönetim ve üslup çürümesi" var demektir.
Sandığın İradesi ve "Emanet" Kavramı
Mesut Özarslan’ın istifası ve parti değiştirmesi meselesinin bir diğer yüzü ise Keçiören halkının iradesidir. Keçiören seçmeni, son yerel seçimlerde tercihini net bir şekilde ortaya koymuş ve ilçenin yönetimini CHP’ye emanet etmiştir.
Şimdi Sormak Hakkımızdır:
Eğer Keçiören halkı ilçenin AK Parti tarafından yönetilmesini isteseydi, bunu sandıkta zaten yapmaz mıydı?
2023 sonrası CHP belediyelerini kaosa sürükleyen bu "transfer" siyaseti, seçmenin iradesine yapılmış bir saygısızlık değil midir?
Sandık milletin sözüdür; o sözün üstünde hiçbir hesap, hiçbir kişisel küskünlük olamaz. Verilen yetki bir emanettir; bu emanet keyfi bir biçimde devredilemez, el değiştirilemez ve şahsi hırslara kurban edilemez.
Siyasetin Çürümesi ve Tarihin Hafızası
Yıllardır dile getirdiğimiz "siyasetin çürümesi" tezi, maalesef bu olayla bir kez daha tescillenmiştir.
Makamlar ve mevkiler gelip geçicidir; ancak alınan kararlar hafızalara kazınır. Türk milleti ve özellikle gerçek Atatürkçü, vatansever CHP seçmeni; kendisine yapılanı da, kendisini aldatanı da, iradesini yok sayanı da asla unutmaz. Tarih, bu tür vakalarla ve bu vakaların aktörlerinin siyaset çöplüğüne atılmasıyla doludur.
Sonuç Olarak :
Mesut Özarslan; tepkisinin CHP’nin kurumsal kimliğine veya seçmenine değil, "devlet ciddiyetini yitirmiş mevcut yönetim anlayışına" olduğunu belirterek yolunu ayırmıştır.
Ancak bu ayrılışın ardından geride kalan etik enkaz, kolay kolay temizlenemeyecek kadar ağırdır.
Siyaset nezaketle büyür, hakaretle değil. Keçiören halkının iradesinin bu denli ağır iddialar ve "transfer" hamleleri arasında ezilmesi, Türk demokrasisi adına büyük bir kayıptır.
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı