Bir şehrin adıyla oynamak kolaydır.
Ama o şehrin kaderiyle oynamak ağır bir vebaldir.
CHP Erzincan İl Başkanlığı’nın paylaştığı TBMM basın bülteninde, milletvekili Mustafa Sarıgül’ün Erzincan’ın adının “Canerzincan” olarak değiştirilmesi için kanun teklifi verdiği ifade ediliyor. Gerekçe olarak da marka şehir oluşturmak, cazibeyi artırmak ve depremde kaybedilen canların hatırasını yaşatmak gösteriliyor.
Sorulması gereken soru şudur:
Bir şehrin ekonomik çöküşüne, yatırım eksikliğine, göç problemine, işsizlik oranına, üretim kaybına çözüm üretemeyen bir siyaset; isim değiştirerek mi vizyon ortaya koyuyor?
Sembolik Hamle ile Gerçeklik Arasındaki Uçurum
Erzincan’ın makine fabrikası taşınma tehdidiyle karşı karşıya.
Sulama projeleri bitmiyor.
Yüksek Hızlı Tren yıllardır “iz ödenekle” programda bekliyor.
Uzman hekim açığı var.
Gençler iş için başka illere gidiyor.
Şehir her yıl biraz daha kan kaybediyor.
Bütün bu tablo ortadayken merkezi hükümetten “şehrin adının önüne can ekleyelim” talebinde bulunmak siyaset değil; gerçeklikten kopuştur.
Canını çıkardığınız şehre “can” ekleyince şehir dirilmiyor.
İsmin başına kelime koyarak marka olunmaz.
Marka üretimle olur, yatırımla olur, istihdamla olur.
Vizyon Bu mu?
Bir milletvekili, merkezi hükümetten isteye isteye şehrin adını mı değiştirmeyi talep eder?
Bir ilin temel sorunları çözülmemişken öncelik isim mi olur?
Bu faaliyet değildir.
Bu gündem değiştirmedir.
Bu, yapısal sorumluluktan sembolik hamleye kaçıştır.
Sorumluluk Sadece Muhalefetin mi?
Mesele yalnızca muhalefet değildir.
İktidar partisinin milletvekili Süleyman Karaman’ın da ortaya koyduğu somut, dönüştürücü bir vizyon görünmüyor.
Erzincanlı olan eski başbakan Binali Yıldırım’ın dahi şehrin kronik meselelerinde kalıcı bir sıçrama oluşturamadığı ortada.
Ortaya çıkan tablo şudur:
Erzincan yıllardır büyük sözler duyuyor, küçük sonuçlar görüyor.
Sahipsizlik Hissi
Belediyenin kayda değer bir atılımı yok.
Valiliğin koordinasyon gücü görünür bir kalkınma modeline dönüşmüş değil.
Siyasi aktörler arasında ortak bir vizyon yok.
Şehir adeta kendi kaderine terk edilmiş bir görüntü veriyor.
Sorulması gereken ağır ama haklı soru şudur:
Biz bunları ne için seçtik?
Hangi yaraya merhem oldular?
Hangi projeyi bitirdiler?
Hangi genci şehirde tuttular?
Hangi sanayi hamlesini gerçekleştirdiler?
İsim değiştirerek tarih yazılmaz.
Yatırım yapmadan kalkınma olmaz.
İstihdam oluşturmadan göç durmaz.
Erzincan’ın ihtiyacı tabela siyaseti değil; üretim siyaseti.
Algı değil; altyapı.
Slogan değil; sanayi.
Şehrin adının önüne “can” eklemekle şehir canlanmaz.
Şehre can verecek olan; plan, proje, yatırım ve iradedir.
Aksi hâlde geriye sadece sert bir soru kalır:
Erzincan gerçekten sahipsiz mi?
Necat KACAN
Eğitimci Araştırmacı Yazar