
Cadillac, beş lira, İstanbul derhal ilgimi çekiyor. Anlatmasını istiyorum Vahit Özdemir’den.
Tebessüm ediyor, gözleri parlıyor ve anlatıyor.
Vahit Özdemir:
Sene 1965 Suat Hayri Ürgüplü koalisyon Hükümeti iş başında.
Bölükbaşı’nın Millet Partisi’nin dört bakanı var hükümette.
Bakanlardan biri İçişleri Bakanı İsmail Hakkı Akdoğan, Bayındırlık Bakanı Orhan Alp, Turizm Bakanı Ömer Zekai Dorman ve Devlet Bakanı Hüseyin Ataman.
Şimdi Karanfil Sokaktaki ( ZAFİR İŞ MERKEZİ )Millet Partisi Genel Merkezi’nin önünde hazırlık yapıldı, ben İstanbul’a gidileceğini bilmiyorum.
Deniz Bölükbaşı geldi: “Aşiret Sen de gel!” dedi.
Biz üç-beş kişi arkaya doluştuk. Koca Cadillac, 1959 model.
Zaten zayıfız, açlıktan nefesimiz kokuyor. Şoför de Fatin Rüştü Zorlu’nun eski makam şoförü Cemal Ağa gözlüklü, babacan bir adam.
Deniz Bölükbaşı onun yanına oturdu. Osman Bölükbaşı da oğlunun yanına öne sağ kapı tarafına oturdu.
Osman Bölükbaşı arabanın arkasına oturmayı sevmezdi.
Sorduğumda; “ön taraf daha güzel daha manzaralı” derdi. Arabanın önünde de Selçuklu Kartalı amblemi taşıyan parti bayrağı dalgalana dalgalana gidiyoruz.
Sayamadım, soruyorum.
Özlem Pekcan: Kaç kişisiniz arabada?
Vahit Özdemir: Üç kişi önde, beş veya altı kişi de arkada. Demek ki sekiz-dokuz kişiyiz. 1959 model Cadillac’la gidiyoruz.
Çok geniş ve konforlu bir otomobil.
1960’lı yıllarda benzin çok ucuz.
Cebimde sadece beş lira para var.
Gülveren Bahçelerüstü’nde oturuyoruz.
1960’lı yıllarda telefon çok lüks ve pahalı.
Evde telefon yok, ailem de İstanbul’a gideceğimi bilmiyor. Hem nereden bilsinler, benim bile haberim yoktu!
Deniz Bölükbaşı’ya dedim ki: “Adamlarınızdan birine söyle de bizimkilere haber ulaştırsınlar.”
“Nasıl? Evinizde telefon yok.”
“Sen onlara söyle, onlar hallederler!”
Evin adresini Deniz’in adamlarına verdim.
Gerçekten de bir şekilde halletmişler.
Biz bu arada yoldayız. Bolu Dağı’nda güzel bir yemek yedik ardından İstanbul’a vardık.
Park Otel’e gittik. Daha önceleri burada Menderes’in kaldığını duymuştum.
Bölükbaşı’nın etrafını bir sürü insan sardı. İş adamları, milletvekili adayı olmak isteyenler. Deniz’in önünde fır dönüyorlar.
İzzet ikram o biçim.
Tabii o nimetten biz de faydalanıyoruz.
Bu aşırı ilginin sebebi, Deniz gidecek: “Baba filan kişi seni çok seviyor,” diyecek. Halbuki Bölükbaşı oğlunu dinlemez ki, öyle bir huyu yok. Ama o sayede birkaç gün krallar gibi yaşadık. Üstelik cebimizdeki beş liraya da hiç dokunmadık. Aynı Cadillac’la da geri döndük.
Zamanda yaptığımız geliş-gidişlerden birini daha tamamlıyoruz ve bıraktığımız yere dönüyoruz.
NEREDEN NEREYE?
Vahit Özdemir
(E) Diplomat
Editör Özlem Pekcan’ın kaleme aldığı ÇARIKLI DİPLOMAT kitabından alıntıdır.