Sana sesleniyorum zeki insan…
Takvim değiştiğinde rahatlayan zihin, aslında görevini bırakmıştır çünkü hiçbir gerçeklik, rakam değişince kırılmaz.
Kutlama dediğin şey ne zaman başladı? Bir sorunun çözümü bulunamadığında mı, yoksa soru sormaktan vazgeçildiğinde mi? Yeni yıl, umut değil; unutma ritüeli olarak sunulduğunda tehlikelidir. Çünkü unutulan şey sorunsa, o sorun kalıcılaşır.
Şunu bil zeki insan:
Zaman kendiliğinden yenileyerek iyileştirmez bir prospektüsü vardır , yenilenen sadece algıdır. Algı yenilendiğinde, hatalar dinlenir ama yok olmaz.
Soruyorum:
Hangi akıl, bitmemiş hesapları “geride kaldı” diye mühürler? Hangi strateji, sebepleri ortadan kaldırmadan ve sorunları çözmeden sonuç kutlar?
Yeni yıl gecesi sana coşku verilir zeki insan çünkü coşku düşünceyi susturur. Düşünce sustuğunda, yönlendirme konuşmaya başlar.
Bir tanım bırakıyorum sana:
Kognitif mimari, bir topluma ne zaman sevineceğini değil, ne zaman sorgulamayacağını öğreten sistemdir. Yeni yıl gecesi bu sistem tam kapasite çalışır.
Sen zeki insansın, anlarsın;
Bu gece sana gelecek anlatılır ama geleceği kimin yazdığı sorulmaz. Umut verilir ama hesap kapatılmaz.
Soruyorum:
Neden her yıl “yeni” denir ama aynı problemler hiç yaşlanmaz? Neden takvim ilerlerken muhakeme yerinde sayar?
Kutlama gürültülüdür çünkü ve sessizlik farkındalık üretir. Farkındalık üretildiğinde ise mimari çatlar.
Bir tanım daha bırakıyorum sana:
Algısal boşluk, toplumun zihninin soruyla değil duyguyla doldurulmasıdır. Yeni yıl gecesi bu boşluk özellikle inşa edilir.
Zeki insan, kendine hiç şunu sordun mu:
Eğlenmek mi serbesttir, yoksa düşünmemek mi teşvik edilmektedir? Ve asıl soru: Bu ikisi neden aynı anda pazarlanır?
Bir toplum ne zaman zayıflar biliyor musun? Aklını eğlenceye rehin verdiğinde değil; eğlenceyi sorgulamayı ayıp saydığında. Yeni yıl, istihbarat için bir tarihten ibaret değildir. Bir testtir. Toplumun dikkat eşiği ölçülür. Hafıza direnci tartılır. Ve kimlerin hâlâ ayık olduğu sessizce not edilir.
Soruyorum zeki insan, bak bu sorum hiç hafif değil;
Bir toplum her yıl aynı ritüelle kendini rahatlatıyorsa, neden her yıl daha fazla yönlendirilmektedir? Çünkü rahatlayan zihin, savunma üretemez. Savunma üretemeyen zihin, karar da üretmez. Karar üretemeyen kitle, hakkında karar verilen kitleye dönüşür.
Bir tanım daha sana, bu satırlarımın kilidi olsun:
Zamansal illüzyon, değişmeyeni değişmiş sanma hâlidir. Yeni yıl bunun en estetikli kılıfıdır.
Şimdi dur ve düşün zeki insan:
Saat mi değişti, yoksa sana ayrılan düşünme alanı mı daraldı? Kutladın mı, yoksa kutlama aracılığıyla pasifize mi edildin?
Gerçek yeni yıl, takvimle başlamaz. Gerçek yeni yıl, “bana bu duygu neden her yıl veriliyor?” sorusuyla başlar.
Unutma:
Takvimler masumdur. Ama takvimler üzerinden kurulan zihin düzenekleri masum değildir. Ve sana son cümlemi bırakıyorum zeki insan, aklında olsun:
Eğlenebilirsin!
Ama aklını teslim ettiğin an, yıl değil; sen değişirsin.
Gürkan Karaçam




