Yılın yarısını kar altında geçiren bölgemizde etkisini yeniden his ettiren kışın yaratığı muhteşem kareleri fotoğraflarken, bilmeden birer poster ve çekilenleri çektiğinizi anlamazsınız..
Her karesi bir poster olan karlı Ardahan’ın güzelliğinin yanında o karelere takılan insan figürleri de birçok şeyi anlatır.
Yoksulluğun, zor doğal şartların altında yaşamanın sıkıntısını gözler önüne serer Çıldır’da her çektiğiniz kar fotoğrafları..
İşte onlardan biri bu karelerde her şeyi anlatır gibi..
Bir dönem Kürt kelimesi için kullanılan karlarda, kart-kurt diyen adımlar atıp , tutmayan dizlerle zorla yürüyen bacakların taşıyan sırtına attığı bir tutam çuval ot ile tek geçim kaynağı olan hayvanına götürmek için bata çıka ahırına gitmeye çalışan bu Damal ve Arhavi’de bana gelen iki kare fotoğrafta ki insan gibi altı ay boyunca altında kalıp, yorulduğumuz kış hepimizi ağlatır..
Köylünün tek geçim kaynağı olan hayvanları için yem sıkıntısı, esnaflık yapan şehirlinin çekini, senedini ödeyememe sorunu yaşadığı kış boyunca bölgede yaşanan zorlukları anlatır işte yukarıda ki kare gibi Ardahan’ın her hangi bir yerinde çektiğiniz her fotoğraf..
Ve her çekilen kar fotoğrafların da biri demiryolu olmak üzere üç gümrük kapısı olmasına karşın ithalatın, ihracatın istenen seviyede yapılmadığı, sınır ticaretinin yapılmadığı, kış aylarında donup doğal bir buz pisti haline gelen Çıldır gölünün Erzurum’da yapılan kış etkinliklerine alınmadığı, ama Erzurum’dan getirilen ciritcilerle tanıtılmaya çalışılır olduğunu anlarsınız..
Onca kale, kulesi yani tarihi ve kültürel güzellikleri olmasına rağmen hava durumlarında adı geçen kayak tesissilerinde arasında adı bile anılmayan, Dağ oteli kapalı, bir çay içecek cafesi olmayan Yalanızçam kayak tesisi gibi tanıtılıp, anlatılmadığı Çıldır başta olmak üzere Ardahan hatta tüm bölge de her çektiğiniz kar fotoğrafları karesi bu bölgede yaşamanın getirdiği güzelliklerin yanı sıra zorlukları da anlatır durur ..
Albaylarını da öldürmüşler..
Bölgede çekilen üstteki yazımda bulunan karlı insan fotoğrafına bakınca ve bir önceki valimiz Hayrettin Çiçek’in yeni valimiz, Mehmet Fatih Çiçekli ile yer değiştirdiği ve o da Ardahan gibi yeni İL olmuş olan Karaman’da gelen ‘Kemik fışkıran dehşet çiftliğinden haber var!’ başlıklı bir haberi okuyunca nedense bu hala faili kalan onca olay karesi de aklıma takıldı..
Buna neden olan ise; Gerek her kazınan inşaat temelinde çıkan ve DNA testi yapılmadan hemen ‘Ermenilerin öldürdükleri’ diye kamuoyuna pompalanıp, Ermeni düşmanlığına kapı açan toplu mezarlar mı yoksa barış dendi mi bir anda beklenmedik failli ölümler yada Ardahan’ın Göle İlçesinde açılması için bir dönem yani birinci barış sürecinde sıkça dile getirilen ama nedense açılmayan toplu mezarlık denen konumu bu düşünceme neden oldu anlayamadım.
Ama başta Ape Musa olmak üzere Uğur Mumcu, Hrant Dink gibi gazeteci meslektaşlarımın ölüm yıl dönümlerinde hep dile getirilen ve bir kaç gün sonra unutulan ama aralarında Göleli Berfo nenenin, oğlu Cemil Kırbayır’ın da olduğu öne sürülen 17 bin faali meçhul cinayetin hala meçhul kaldığı ülkede diğer bir faili meçhul olayı ile ilgili yıllar önce yani 2012 yılın da yani bugün, 4 Şubat’ta ele aldığım bir yazımı yeniden okuyunca, ‘bu ülkede faili, karanlık kalmasın..’ diyerek bir kez daha yayınlayayım dedim..
Evet, başbakan asan Albaylar Cuntasının da yaşandığı bu ülkede 36 yıldır yazan bir gazeteci olarak 14 yıl önce bugün ele aldığım ve ‘Albaylarını da öldürmüşler..’ başlıklı dünü ve aslında bugünü de sanki anlatır gibiydi..
Geçtiğimiz gün ele aldığımız. ‘Daha fazla kazımayın’ başlıklı yazımız ardından art arda ortaya atılan iddiaları görünce bu ülkede sadece sivillerin, siyasilerin değil, bizzat bu ülkenin askeri, polislerinin de faali meçhul cinayetlere gittiğini de görüyoruz.
Son olarak ailesinin şikâyeti üzerine yıllar sonra mezarı açılıp, DNA testi yapılan Albay Kazım Çillioğlu’nun ve onun gibi birçok görevlinin ölüm şekillere tartışılıyor.
‘Çillioğlu Tunceli İl Jandarma Alay Komutanıydı… 3 Şubat 1994 günü odasında kafasına sıkılmış tek kurşunla ölü bulundu… İntihar ettiği açıklanan Albay Çillioğlu, sağ elini kullanıyordu, oysa silah sol tarafında bulundu’ başlıklı haberler ardından harekete geçen savcıların açtığı mezarlarda bu ülkenin emniyetinin üst görevlerinde bulunanlarında karanlık oyunlara kurban edildiğini görüyoruz.
Özelikle Çiller dönemi olarak bilinen ve günde en az birkaç kişinin faali meçhul cinayete kurban gittiği bu ülkede kazınan toprakların altında çıkan insan kafataslarının sayısının da her geçen gün artarak devam etmektedir.
‘Yeter artık kazımayın’ diyerek suçlarını ört bas etmek isteyenlerin neden bu kadar bağırdığını da anladığımız bir süreci yaşayan ülkede barışa sıkılan her kurşunun arkasında kimlerin olduğu da ortaya çıkmasını umut ediyoruz. Her işi yarım yamalak olarak yapan bir anlayışında hüküm sürdüğü bu ülkenin topraklarında fışkıran insan kemiklerinin hesabının sorulmasını umut ederken, Ardahan’ın Göle ilçesinde bulunan toplu mezarların da açılıp, açılmayacağını merak ediyoruz.
Gazetelerimiz ısrarla üzerinde durduğu bu mezarların açılması halinde birçok insanın kemiklerinin bulunacağını belirten kayıpların aileleri çocuklarının birer mezarının olmasını isterlerken, o çocuklarını vahşice öldürüp, yerleri belli olmayan yerlere gömenlerin ve Eşref Paşa gibi onun Albayların kimler tarafından öldürüldüğünün de bulunup, katillerinin adalet önüne çıkarılması bekliyorlar. 04.02.2012 Yazıyorsam Sebebi Var/Fakir Yılmaz/Gazeteci