Türk milleti tarih boyunca nice evlat yetiştirdi.
Kimi kalemiyle savaştı, kimi fikriyle, kimi de gerektiğinde canını ortaya koyarak…
Bazı isimler vardır ki yalnızca bir insan değildir.
Onlar bir dönemin ruhudur, bir milletin öfkesidir, bir milletin onurudur.
İşte o isimlerden biri de Abdullah Çatlı’dır.
1970’li ve 80’li yıllar…
Türk milletinin evlatları dünyanın dört bir yanında hedef alınıyordu.
Türk diplomatları; Paris’te, Viyana’da, Madrid’de, Los Angeles’ta sokak ortasında katlediliyordu.
Bu saldırıların arkasında ise kanlı bir terör örgütü vardı: ASALA.
Onların amacı sadece bir diplomat öldürmek değildi.
Onların hedefi Türk milletinin onurunu, devletinin itibarını ve tarihini hedef almaktı.
Fakat unuttukları bir şey vardı.
Bu milletin evlatları gerektiğinde dünyanın öbür ucuna kadar giden bir iradeye sahiptir.
İşte o iradenin sembollerinden biri Abdullah Çatlı idi.
Kimi zaman gölgede kaldı, kimi zaman tartışıldı, kimi zaman hakkında çok şey söylendi.
Ama inkâr edilemeyen tek bir gerçek vardı:
O, Türk milletine yönelen saldırılara karşı sessiz kalmayı reddeden adamlardan biriydi.
Çünkü bazı insanlar için hayat;
sadece yaşamak değildir.
Bazıları için hayat bir davadır.
Ve o dava söz konusu olduğunda
ölüm bile küçük bir bedel sayılır.
Bugün o yılları bilmeyen gençler var.
Türk diplomatlarının birer birer şehit edildiği günleri hatırlamayan nesiller büyüyor.
İşte tam da bu yüzden Abdullah Çatlı’nın hayatını ve mücadelesini anlatan film yalnızca bir sinema eseri değildir.
Bu film;
Bir dönemin karanlığını,
Bir milletin öfkesini,
Ve bazı insanların nasıl ölümü göze alarak mücadele ettiğini anlatan bir hatırlatmadır.
Çatlı ailesinden gelen özel fragman için Gökçen Çatlı’ya ayrıca teşekkür etmek gerekir.
Çünkü bazı hikâyeler anlatılmadıkça, bazı gerçekler hatırlatılmadıkça milletlerin hafızası eksik kalır.
Bugün bu film vizyona girerken hepimize düşen bir görev var.
Sadece bir film izlemek için değil…
Bir dönemi anlamak için sinemaya gitmek.
Sadece bir insanın hayatını görmek için değil…
Bir milletin verdiği mücadeleyi hatırlamak için o salonda olmak.
Çünkü tarih sadece kitaplarda yazılmaz.
Bazen bir film perdesinde,
bazen bir hatırada,
bazen de bir milletin yüreğinde yaşamaya devam eder.
Ve unutmayalım:
Türk milleti;
kendisini hedef alanlara karşı
her zaman bir evlat yetiştirmiştir.
Dün Abdullah Çatlı vardı.
Yarın da olacaktır.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk