Yorumlar (0)

Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar


Betonun Üzerindeki Onur: Bir Avuç Rızkın Anatomisi


​Fotoğrafa iyi bakın. Soğuk bir kaldırım kenarı, bir parça plastik örtü ve üzerine titizlikle dizilmiş birkaç kilo nar, kestane, biraz zeytin, üç-beş parça sabun... Ve tüm bunların arkasında, dünyayı heybesine sığdırmış asil bir bekleyiş. Bu fotoğraf sadece bir "pazar yeri" karesi değil; günümüz dünyasının vicdan testidir.

​Etikete Eğilen Başlar, Tezgaha Dikilen Gözler

​Modern insan, devasa alışveriş merkezlerinin pırıltılı koridorlarında, lüks markaların kasalarında sessizleşir. Oralarda fiyatları sorgulamak "ayıp", etikete itiraz etmek "sınıf kaybı" sayılır. Kimse o devasa cam binaların sahiplerinden indirim istemez. Ancak ne hikmetse, rızkını topraktan tırnağıyla kazıyan, ayağı aksasa da, beli bükülse de el açmayıp "satış yapan" o kadim ellerin başına gelince herkesin aklına birden "pazarlık" gelir.
​Yere serilen o bir avuç ürün, aslında bir evin kirasıdır, bir çocuğun okul harçlığıdır ya da çoktan bozulmuş bir bilgisayarın tamir parasıdır. Bizim için "birkaç bozukluk" olan o miktar, o tezgâhın arkasındakiler için bazen bir günün, bazen bir geleceğin bedelidir.

​Varlık İçinde Yokluk Çeken Vicdanlar

​Varlıklı olmak, sadece banka hesaplarının doluluğuyla ölçülmez. Gerçek varlık; elindeki imkânla, bir başkasının hayatındaki "yokluğu" örtme nezâketidir. Lüks evlerden, mangal partilerinden, tatil planlarından bahsederken; bir annenin çocuğunun eğitimi için soğuk kaldırımda beklediği gerçeğini görmezden gelmek, ruhsal bir fakirliktir.

​"Kurtarmaz" diyen o titrek sese kulak verin. O ses, "Kâr etmiyorum" demiyor; "Emeğim bu kadar ucuz değil" diyor. Bir kilo kestanenin fiyatını aşağı çekmeye çalışırken aslında o insanın haysiyetini ve mücadelesini aşağı çektiğimizi unutuyoruz.

​Bir Umut Olabilmek

​Bazen pazardan aldığınız şey sadece meyve değildir. O ürünün karşılığında verdiğiniz bedel, bir çocuğun hayallerine dokunur, bir evin sönmek üzere olan ocağını tüttürür. Gerçek asalet; pazarlık yapmaya gücünün yettiği yerde bile, emeğe hürmeten o cüzdanı cömertçe açabilmektir.

​Unutmayalım ki; zincir marketlerin raflarına boyun eğip, köylü kadının bir avuç emeğine göz diken her pazarlık, vicdanımızdan bir parçayı daha koparıp götürür.

Yazıktır, günahtır... Kıymayın bu anaların, bu emektarların alın terine. Onlar bizden sadaka değil, sadece hak ettikleri o küçük bedeli ve birazcık saygıyı bekliyorlar.

​Mithat Güdü