Bugün milyonlarca insan, cebindeki telefonda “bedava” bir mucize taşıdığını sanıyor.
Yazı yazıyor, çeviri yapıyor, fikir üretiyor, hatta karar veriyor.
Ama kimse sormuyor:
Milyarlarca dolarlık bu teknoloji bize neden bedava?
Tarihte hiçbir imparatorluk, hiçbir küresel güç, hiçbir finans karteli insanlığa bedava güç dağıtmadı.
Güç ya satın alınır ya da karşılığında itaat alınır.
Bugün yapay zekâ adı altında önümüze konulan şey bir yardımcı değil, yavaş yavaş kurulan bir dijital tahakküm düzenidir.
Biz kullanıcı değil, eğitim işçisiyiz
Bu sistemler biz konuşurken öğreniyor.
Biz düzeltirken gelişiyor.
Biz yazarken güçleniyor.
Yani biz müşteri değiliz.
Biz bu makinenin bedava iş gücüyüz.
Dünyanın dört bir yanındaki insanlar kendi meslek bilgilerini, kelime haznelerini, muhakeme biçimlerini bu sistemlere aktarıyor.
Avukatın dili, öğretmenin pedagojisi, gazetecinin kalemi, mühendisin hesaplama yöntemi…
Hepsi yükleniyor.
Sonra ne oluyor?
Aynı mesleklerin sahipleri birer birer gereksiz ilan ediliyor.
İnsan kendi yerine geçecek mekanizmayı kendi elleriyle besliyor.
Düşünen insan, talimat alan kullanıcıya dönüştürülüyor
Yapay zekâ bir araç gibi pazarlanıyor ama gerçekte bir beyin ikamesi kuruluyor.
Hesap makinesi zihinsel aritmetiği öldürdü.
GPS yön bulma refleksini köreltti.
Şimdi sıra akıl yürütmeye geldi.
Yapay zekâsız e-posta yazamayan,
metin üretemeyen,
kendi fikrini toparlayamayan
bir nesil hızla oluşuyor.
Bu sadece tembellik değildir.
Bu, zihinsel egemenliğin el değiştirmesidir.
Düşünemeyen toplum, yönetilmeye hazır toplumdur.
Gerçek kimin elinde olacak?
Düne kadar insanlar bir bilgiyi teyit etmek için farklı kaynaklara bakardı.
Bugün tek bir ekrana soruyorlar.
“Bu olay neydi?”
“Bu ülke suçlu mu?”
“Bu fikir doğru mu?”
Cevabı artık bir algoritma veriyor.
O algoritmanın hangi verilerle eğitildiğini, hangi politik filtrelerden geçtiğini, hangi güç merkezlerine hizmet ettiğini kimse görmüyor.
Ama herkes onun ürettiğini “bilgi” kabul ediyor.
Böyle bir düzen, gerçeklik üzerinde fiilî tekel demektir.
Dijital manda düzeni
Bu hız, bu ücretsiz erişim, bu agresif yayılma rastlantı değildir.
Amaç dünyanın zihin altyapısını tek bir merkezden yönetilebilir hale getirmektir.
Eğitimden sağlığa, hukuktan medyaya kadar her alan bu yapay zekâ sistemlerine bağlandığında artık ülkeler değil, abonelikler ayakta kalır.
Faturayı kesen, kimin düşüneceğine de kimin susturulacağına da karar verir.
Bugün bu sistemle eğlenen, ona metin yazdıran, ona karar aldıran her insan;
aslında kendi zihinsel alanından bir parçayı teslim ediyor.
Toprak işgali haritayla yapılır.
Zihin işgali fark edilmeden olur.
Ve bu süreç, alkışlarla ilerliyor.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk




