BAYRAM O BAYRAM OLA…
.
22.03.2026 11:41:00
BAYRAM O BAYRAM OLA…
Ömür sayfamızdan bir ramazan daha geçti.
Orucun en keyifli olduğu insana neşe verdiği Erzurum'da bu ayı yaşamak ise bir başka duygu!
Az önceki satırları, bazı okurlarımızın okuyunca yapacağı serzenişleri duyar gibiyim. Hatta ‘garip bir gerginlik var ‘ diye başlayan cümleleri ben de çokça aşinayım. Son zamanlarda da daha çokça duyar olduk. Ama çoğu insan içinde bulunduğu şartlarda var olanlar üzerinden değil de yoklar üzerinden konuştuğunu da unutmamak gerekir. Yoklardan konuşa konuşa elindeki varın kıymetini bilmeyip, elindeki varı kaybettikten sonra büyük bir yokluğun içine düştüğünü de hepimiz bizzat müşahede ediyoruz.
Özellikle gurbete çıkıp gelenlerin memleket sevdasının nasıl arttığını tanık olmuyor muyuz?
Elindekinin kıymetini bilmemek ciddi bir hastalık, özellikle Ramazan aylarında bir başka iklime geçen şehrin ana sokaklarına kadar sinmiş ‘Ramazan neşesini’ görmemek için kör olmak gerekir herhalde.
Bazen dışarıdan bir göz bizi bize anlatır ve hatırlatır. İslam'la huzur bulan İsviçre'nin Zürih kentinde yaşayan; Türkiye'yi, özellikle de Erzurumlu kızından dolayı ziyaret etmek zorunda kalan teyzeye kulak vermek lazım. Türkiye'ye gelip Ramazan ayında orucun insanlar üzerindeki bıraktığı neşeyi görünce kendi kendine sormuş.
Hem akşama kadar aç kalıp, hem de insan nasıl bu kadar mutlu olur?
Dadaşlar diyarında yaşayanların üzerindeki o sekinet ve huzuru görünce, Müslüman olan teyzenin akleden kalbinden okumak lazım gelir belki de bu günleri.
Okumak demişken, dünyayı zulme boğan özellikle rahmet ayında kan emici yarasalar gibi Müslüman ülkelere çöken, büyük şeytan Amerika ve onun çomarı sözde İt-rail Devleti'nin her zaman olduğu gibi neşemize ümidimize doğru direk saldırılarını da unutmamalıyız. Allah'a teslim olmaya çalışan müminleri bin bir türlü hileyle, fitne ve fesatla birbirine düşürüyor.
Sözde barış söylemleri ile iyiliği başkalarına bırakmayıp ve kardeşleri bile birbirine ötekileştiren ortamları çoğaltıyor.
Ramazan neşesini kana kine fitneye boğanlara karşı niye duramıyoruz. İşin garip tarafı hiçbir ağıt İngilizce yakılmıyor. Ağıtın sahipleri hiç değişmiyor ve son yıllarda Ramazan orucumuzun iftarının saatini top sesi belirlemiyor. Atılan füzelerin paramparça ettiği bedenlerin çıkardığı sesler ve akrabalarını, umutlarını kaybedenlerin feryatları ile açıyoruz oruçlarımızı. Bu zillet hali böyle devam edemez.
En geç bir dahaki Ramazan’a kadar elimizden gelen her şeyi yapmamalıyız!
Rabbimiz tez zamanda bize birlik ve dirlik nasip etsin inşallah.
Bölmeye ve parçalamaya çalışanları kâfirlerin münafıkların ve müşriklerin şerlerinden bizleri muhafaza eylemesi için bol bol fiili ve kavli dua edelim.








