Bayram yaklaşıyor. Müjdeler de öyle…
Ama bu kez müjde değil, “müjde yok” haberi geldi. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, emekliye verilen 4.000 TL’lik bayram ikramiyesine bu yıl zam yapılmayacağını açıkladı.
Demek ki ekonomi öyle bir şahlanmış ki, 4.000 TL artık zirve kabul ediliyor. Dokunulmaz. Artırılamaz. Kutsal bir denge unsuru gibi korunmalı.
Bir zamanlar “ikramiye” denilen şey, en azından adında bir gönül alma hissi taşırdı. Şimdi ise adı ikramiye, kendisi sabır testi. Bayram sevincine katkı sunması beklenen bu ödeme, artık en fazla bir faturaya selam veriyor. Elektrik mi, doğalgaz mı, su mu? Hangisine nasip olursa.
İşin ironisi şu: Ekonominin büyüdüğü, ihracat rekorlarının kırıldığı, mega projelerin ardı ardına sıralandığı bir ülkede; emekliye 4.000 TL’ye zam yapılamaması “bütçe disiplini” olarak anlatılıyor. Demek ki disiplin hep dar gelirlinin cebinde başlıyor.
Emekliye verilen bayram ikramiyesi aslında sosyal devletin bir jesti olmalıydı. Fakat geldiğimiz noktada bir çeşit “lütuf” psikolojisine sıkıştırılmış durumda. Oysa bu insanlar ömür boyu prim ödedi. Çalıştı, üretti, vergi verdi. Şimdi aldıkları, enflasyon karşısında buharlaşan bir rakam.
Piyasa başka bir gezegende yaşıyor sanki. Etiketler her ay değişiyor. Enflasyonla mücadele kararlılığı anlatılırken, emeklinin sofrası küçülüyor. Asgari ücretli ayın ortasını zor görüyor. Kiralar uçmuş, gıda fiyatları yarış halinde. Ama 4.000 TL sabit. Ekonomik istikrarın sembolü gibi.
Sorulması gereken soru şu: Eğer 4.000 TL’ye dahi artış yapılamıyorsa, sorun gerçekten bütçe mi, yoksa öncelik mi? Kaynak bulunamadığı için mi artmıyor, yoksa başka yerlere rahatlıkla bulunabildiği için mi burada tasarruf ediliyor?
Devlet yönetmek, rakamlarla oynama sanatı değildir. Öncelik belirleme sanatıdır. Eğer bir ülkede emekli, bayramda torununa harçlık verirken hesap yapmak zorunda kalıyorsa; mesele yalnızca ikramiye değildir. Mesele, ekonomik düzenin kime göre çalıştığıdır.
Bayram ikramiyesi artık bir ekonomik gösterge haline gelmiştir. Çünkü küçük rakamlar, büyük gerçeği ele verir.
Büyüyen ekonomi anlatısı ile küçülen alım gücü arasındaki makas açıldıkça, vatandaşın sabrı enflasyondan daha hızlı yükseliyor.
Belki de mesele 4.000 TL değildir.
Mesele, o 4.000 TL’nin neyi temsil ettiğidir. Kötü yönetildiğimizin işaretidir.
Necat KACAN
Eğitimci Araştırmacı Yazar