Mensubu olmaktan şeref duyduğum yüce Türk milleti…
Bugün önümüze konulan tablo sıradan bir toplumsal tartışma değildir. Bu; bilinçli, planlı ve uzun vadeli bir çözme operasyonudur. Boy üzerinden, mezhep üzerinden, bölge üzerinden ayrıştırılan bir millet; üretimde geri kalır, siyasette savrulur, stratejide zayıflar.
Ve zayıf milletlere merhamet edilmez.
Asırlardır at sırtında nizam kurmuş bir milletiz biz. Devlet kurmayı bilmiş, adalet dağıtmayı öğrenmiş, gerektiğinde küllerinden doğmuş bir millet…
Fakat tarih bize bir şeyi de öğretmiştir: Dışarıdan yıkılamayan Türk devleti, içeriden çözülürse sarsılır.
Bugün yapılan tam da budur.
Doğulu–Batılı diyerek,
Alevi–Sünni diyerek,
Karadenizli–Akdenizli diyerek,
“Sen şuradansın, ben buradayım” diyerek zihnimize görünmez duvarlar örüyorlar.
Bu duvarlar yükseldikçe üretim düşer.
Bu duvarlar yükseldikçe güven azalır.
Bu duvarlar yükseldikçe millet olma şuuru zayıflar.
Unutmayın…
Çanakkale’de siperde yan yana yatanların kimlik kartına bakılmadı.
Sakarya’da “hangi mezheptensin” diye sorulmadı.
Dumlupınar’da “hangi aşirettensin” denilmedi.
O gün tek kimlik vardı: Türk.
Bugün “Türk” adını daraltmaya çalışanlar, aslında bu milleti küçültmeye çalışıyor. Türk adını ortak payda olmaktan çıkarıp tartışma konusu hâline getirmek; emperyalizmin en eski taktiğidir. Böl, ayrıştır, zayıflat, yönet.
Strateji uzmanı olarak söylüyorum: İç kavga yaşayan hiçbir millet küresel rekabette var olamaz. Bilimde geri kalır, teknolojide bağımlı olur, ekonomide savrulur. Sonra da başkalarının yazdığı senaryoda figüran olur.
Biz figüran olmayacağız.
Türk milleti; cemaatlere, kliklere, hiziplere bölünecek bir kalabalık değildir. Türk milleti bir devlettir. Türk milleti bir medeniyet iddiasıdır. Türk milleti bir kader ortaklığıdır.
Soyumuzla gurur duyalım; ama soy üzerinden saflaşmayalım.
İnancımızı yaşayalım; ama inanç üzerinden ayrışmayalım.
Memleketimizi sevelim; ama memleket üzerinden kutuplaşmayalım.
Çünkü düşman dışarıda değilmiş gibi davranan gafiller, içeride cephe açıyor.
Artık net olma zamanıdır.
Ya birlikte güçleneceğiz…
Ya da bizi bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ süreceğiz.
Ortası yok.
Nötr alan yok.
Bekleme lüksümüz yok.
Bu millet defalarca küllerinden doğdu. Ama her diriliş bir bilinçle oldu. Her diriliş bir birlikle oldu. Her diriliş “biz” diyebilenlerin omuz omuza vermesiyle oldu.
Şimdi yeniden “biz” deme vaktidir.
Kimlik siyaseti yapanlara, ayrılık tohumu ekenlere, “Türk” adını tartıştıranlara bu millet prim vermeyecektir.
Çünkü bu topraklar; bölünenlerin değil, direnenlerin vatanıdır.
Ve unutmayın…
Türk milleti diz çökmez.
Ancak birbirine düşerse tökezler.
Buna izin vermeyeceğiz.
Ne mutlu birliğini koruyana.
Ne mutlu Türk’üm diyene.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk