Kazım Karabekir Stadyumu bu gün sadece bir futbol sahası değildi.
Ayazın yüzleri kestiği, yüreğin ise harlandığı bir hesaplaşma alanıydı.
Trendyol 1. Lig’in 21. haftasında Erzurumspor FK, Diyarbakır temsilcisini ağırlarken mesele yalnızca üç puan değildi. Mesele; inançtı, sabırdı, karakterdi.
Yoğun güvenlik önlemleri, dolu tribünler, tek yürek olmuş bir şehir…
Erzurumspor taraftarı soğuğu umursamadı, mesafeyi umursamadı, şartları umursamadı. Çünkü bu şehir beklemeyi bilir. Çünkü bu şehir, sevincini de acısını da sessizce içinde büyütür. Ve zamanı gelince haykırır.
İlk yarı dengeliydi. Sahada ölçen, tartan, sabreden bir Erzurumspor vardı.
İkinci yarıysa bambaşka bir hikâye yazıldı.
63 dakikada Eren Tozlu’nun golü sadece ağları değil, zirve yarışını da sarstı. O andan itibaren sahada tek bir gerçek vardı: Bu maç Erzurum’un maçıydı.
Diyarbakır temsilcisinin iki kırmızı kartla 9 kişi kalması elbette maçın seyrini etkiledi. Ama kimse yanılmasın: Bu galibiyet rakibin eksilmesinden değil, Erzurumspor’un çoğalmasından doğdu.
İnanç çoğaldı.
Baskı çoğaldı.
İrade çoğaldı.
Ve uzatmalarda Brandon Baiye sahneye çıktı.
90+3…
Soğuk havada içimizi ısıtan o gol, “Bu yarışta ben de varım” diyen bir haykırıştı.
Bu takım bugün ligde 2. sırada. Ama mesele sıralama değil.
Mesele verilen mesajdır.
Ayazı sert, yolu uzun bir şehrin çocuklarıyız.
Sevinmeyi de beklemeyi de sabırla öğrendik.
Bu galibiyet; futbolcuların alın teridir.
Bu galibiyet; teknik heyetin aklıdır.
Bu galibiyet; yönetimin emeğidir.
Bu galibiyet; 90 dakika susmayan tribünlerin yüreğidir.
Erzurumspor FK ailesi, bu şehre sadece üç puan değil, onur, gurur ve umut verdi.
Ve şunu herkese net biçimde gösterdi:
Zirve uzakta değil.
Bu şehir pes etmez...
Kalın sağlıcakla..