Yorumlar (0)

Kadir Uğur Yılmaz


Atatürk Heykeli Yıkılırken Verdiğimiz Tepkiyi...


Atatürk heykeli yıkılırken verdiğimiz tepkiyi, Atatürk ilke ve inkılapları yıkılırken vermeyi öğrendiğimiz gün kazanacağız.
Bugün meydanlarda bir heykel devrildiğinde öfkeleniyoruz. Sosyal medyada dalga dalga tepkiler yükseliyor. Bayraklar asılıyor, nutuklar atılıyor, “Biz Atatürk’ün askerleriyiz” diyen sesler yankılanıyor. Fakat o heykelin temsil ettiği değerler, o taşın içinde saklı duran fikirler bir bir yıkılırken, aynı öfkeyi gösteriyor muyuz?
Cumhuriyet’in özünü, laikliğin ruhunu, halk egemenliğinin temelini, akıl ve bilimin rehberliğini unutturmak isteyenlere karşı aynı direnci gösterebiliyor muyuz?
Bugün bir anıtın devrilmesine karşı ayağa kalkan millet, yarın bir fikrin yıkılışına karşı da aynı kararlılıkla durabiliyor mu?
Atatürk’ün mirası ne bir taşta ne bir caddede ne bir isim tabelasında saklıdır. O miras; düşüncede, karakterde, vicdanda yaşar.
O miras, gençlerin gözlerinde, öğretmenlerin yüreğinde, çiftçinin alın terinde, askerin duruşunda yaşar.
O miras, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesillerin cesaretinde hayat bulur.
Heykelleri korumak kolaydır. Fakat fikirleri yaşatmak emek ister, mücadele ister, bilinç ister. Çünkü bir heykel bir kez yıkılır, yeniden yapılır; ama bir milletin fikri yıkıldığında, yeniden inşa etmek nesiller alır.
Atatürk’ün heykeline uzanan el bir vandaldır; ama onun ilkelerine uzanan el bir ihanettir.
Ve ihanet, sessizliğin gölgesinde büyür.
Bugün bize düşen, o sessizliği bozmaktır.
Nutuk’u yeniden açmak, Cumhuriyet’in temellerini yeniden hatırlamaktır.
Kurtuluş Savaşı’nı kazandıran ruhu, bugünün mücadelesine taşımaktır.
Zira Atatürk’ü sevmek heykeline çiçek koymakla değil, fikirlerini hayata geçirmekle mümkündür.
Bir gün gelecek, bu millet Atatürk’ün fikirlerine saldıranlara karşı da aynı öfkeyi duyacak.
O gün, yalnızca bir heykeli değil, bir fikri de korumanın onurunu yaşayacağız.
Ve işte o gün, kazanan yalnız Atatürk değil, Türk Milleti olacaktır.