Yorumlar (0)

Rafet Ulutürk


Ahlakla Değil, Sistemle Temizlenen Devlet


Toplum olarak sıkça aynı hataya düşüyoruz: Sorunu kişilere, niyetlere ve ahlaka yüklüyoruz. Oysa modern devletler ahlaka güvenerek değil, sistemi sağlam kurarak ayakta kalır. Çünkü insan değişkendir; sistem ise doğru kurulursa kişiyi hizaya sokar.

Bugün Türkiye’nin temel meselesi, “kötü insanlar” değil; kötülüğe imkân veren yapılardır.

Bir kamu görevlisinin yolsuzluk yapabilmesi için önce şu ortam gerekir:

Denetimin zayıf olması

Hesap sorulmaması

Şeffaflığın olmaması

Cezanın gecikmesi ya da uygulanmaması

Yani mesele niyetten önce mekanizma meselesidir.

Bu yüzden çözüm, bağırmakta ya da suçlu aramakta değil; akıllı bir temizlik modelini kurmakta yatıyor.

Öneri nettir:
Devlette görev alan herkes için otomatik ve düzenli bir varlık-yaşam uyumu denetimi yapılmalıdır. Bu denetim:

Siyasi iradeden bağımsız olmalı

Dijital veriye dayanmalı

Herkes için aynı şekilde işlemelidir

Kimsenin “namuslu görünmesi” yeterli olmamalıdır. Namus, ölçülebilir şeffaflıkla ispat edilir.

Bu sistem kurulduğunda ilginç bir şey olur:
Kimseye “hırsız” demeye gerek kalmaz.
Kimseyi hedef göstermeye gerek kalmaz.
Çünkü sistem zaten şunu söyler:

“Bu gelirle bu yaşam olmaz.”

İspat edebilen yoluna devam eder.
Edemeyen ise makamdan değil, milletin hakkından çekilir.

Bu yaklaşımın en büyük avantajı şudur:
İntikam üretmez, korku salmaz, kamplaşma yaratmaz.
Ama disiplin üretir.

İşte bu noktada refah meselesi başlar.

Dünya ülkeleri, sloganlara değil kurallara bakar.
Yatırımcı, nutuklara değil öngörülebilirliğe gelir.
Halk ise söyleme değil adaletin işlemesine güvenir.

Bir ülkede:

Kurallar netse

Denetim eşitse

Ceza kesinse

Ahlaksızlık pahalı, dürüstlük kazançlı hale gelir.
İşte gerçek dönüşüm budur.

O zaman beyin göçü durur.
O zaman sermaye gelir.
O zaman gençler “gitmek” değil, “kalmak” ister.

Temizlik bağırarak değil, sessiz ve kararlı bir sistemle yapılır.
Refah ise afişlerle değil, güvenle gelir.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni sloganlar değil;
işleyen, kimseye ayrıcalık tanımayan bir düzendir.

Bunu başaran ülkeler büyür.
Başaramayanlar ise hep aynı tartışmaları tekrar eder.

Karar bizimdir.