Yorumlar (0)

Burhan Uçaner


ABD’nin Venezuela Müdahaleleri:


Tarihsel Bir Analiz ve Jeopolitik İmparatorluk Stratejileri

Bu makale, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Venezuela’ya yönelik müdahalelerini, 19. yüzyılın sonlarından 2026’nın başlarına kadar kronolojik bir çerçevede incelemektedir. Monroe Doktrini’nin diplomatik temellerinden başlayarak, Soğuk Savaş dönemindeki darbeler, Chavez-Maduro dönemindeki yaptırımlar ve Trump’ın 2025-2026 müdahalelerine odaklanarak, bu eylemlerin petrol hakimiyeti, jeopolitik rekabet ve ideolojik çatışma bağlamında nasıl bir imparatorluk stratejisi oluşturduğunu tartışmaktadır. Araştırma, deklasifiye belgeler, resmi raporlar ve güncel medya kaynaklarından yararlanarak, ana akım anlatıların ötesinde gözden kaçan ekonomik sabotaj, istihbarat operasyonları ve hukuki ihlalleri vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu müdahalelerin kısa vadeli kazanımlar sağlasa da uzun vadeli bölgesel istikrarsızlığa yol açtığını savunmaktadır.

ABD’nin Latin Amerika politikası, tarih boyunca “arka bahçe” metaforuyla tanımlanmıştır. Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olması nedeniyle bu politikada merkezi bir rol oynamıştır. Bu makale, ABD’nin Venezuela müdahalelerini sistematik bir şekilde analiz ederek, müdahalelerin evrimini ele almaktadır. Amaç, yalnızca kronolojik bir anlatı sunmak değil, aynı zamanda bu eylemlerin altında yatan motivasyonları –petrol erişimi, anti-komünist ideoloji ve küresel hegemonya– ve sonuçlarını tartışmaktır. Bu yaklaşım, konunun karmaşıklığını yansıtarak, okuyucuya kapsamlı bir bakış sunmayı hedeflemektedir.

ABD’nin Latin Amerika müdahaleleri üzerine literatür, geniş bir yelpazede yer almaktadır. Erken dönem çalışmalar, Monroe Doktrini’ni (1823) ABD’nin kıtasal hakimiyetinin temeli olarak görür; örneğin, Roosevelt Corollary’si (1904) ile ABD’nin “polis gücü” rolünü üstlendiği vurgulanır.  Soğuk Savaş dönemi literatürü, CIA’in rolünü odak alır: Greg Grandin’in Empire’s Workshop (2006) gibi eserler, Guatemala (1954) ve Şili (1973) darbelerini Venezuela bağlamıyla ilişkilendirir. Chavez dönemi için, Eva Golinger’in The Chavez Code (2005) kitabı, 2002 darbe girişimini deklasifiye belgelerle aydınlatır.  Yaptırımlar üzerine çalışmalar, örneğin Francisco Rodríguez’in ekonomik analizleri, yaptırımların Venezuela’nın GSYİH’sını %40 düşürdüğünü gösterir. Güncel literatür, Trump’ın 2025-2026 politikalarını “naked imperialism” olarak niteler; örneğin, The Guardian’ın analizleri, bu eylemleri 19. yüzyıl müdahaleleriyle karşılaştırır.  Bu makale, literatürü sentezleyerek, gözden kaçan unsurları –gizli fonlamalar ve dijital varlık stratejileri– eklemektedir.

Tarihsel Temeller: 19. ve Erken 20. Yüzyıl Müdahaleleri

ABD’nin Venezuela ilgisi, 19. yüzyılın sonlarında Monroe Doktrini ile başlamıştır. Bu doktrin, Avrupa müdahalelerini engelleme bahanesiyle ABD’nin kıtasal egemenliğini meşrulaştırmıştır. 1895-1899 Venezuela Sınır Anlaşmazlığı, bu stratejinin somut bir örneğidir: İngiltere’nin Guyana sınırını zorlamasıyla başlayan krizde ABD, Britanya’yı destekleyerek Venezuela’nın altın zengini topraklarını kaybetmesine neden olmuştur.  Bu diplomatik müdahale, doğal kaynakların dolaylı kontrolünü sağlamıştır.

1902-1903 deniz ablukası, bir başka kritik olaydır. ABD, Almanya ve İngiltere ile birlikte Venezuela’yı borç ödememesi nedeniyle ablukaya almış, ülkenin bağımsızlığını aşındırmıştır.  Bu eylem, Roosevelt Corollary’sini doğurmuş ve ABD’yi Latin Amerika’da “polis” konumuna getirmiştir. Bu dönemde Standard Oil gibi ABD şirketleri, Venezuela petrol endüstrisine sızmış, yerel elitleri finanse ederek uzun vadeli etki yaratmıştır. Deklasifiye belgeler, bu şirketlerin hükümetle iç içe çalıştığını doğrulamaktadır, ki bu, sonraki müdahalelerin ekonomik temelini atmıştır.

Soğuk Savaş Dönemi: Darbeler ve İstihbarat Oyunları

Soğuk Savaş, ABD’nin müdahalelerini ideolojik bir boyuta taşımıştır. 1948 darbesinde ABD desteğiyle, Venezuela’nın ilk demokratik başkanı Rómulo Gallegos devrilmiş, Marcos Pérez Jiménez diktatörlüğü kurulmuştur.  Jiménez, daha sonra ABD’den sığınma almış ve Venezuelan halkının 200 milyon dolarını kaçırmıştır. CIA belgeleri, ajansın yerel orduyu eğittiğini ve finanse ettiğini gösterir; amaç, komünizm tehdidini bertaraf etmektir. 

1958’de Jiménez’in düşüşüyle demokrasi geri dönse de, ABD’nin petrol ilgisi devam etmiştir. Venezuela’nın 1960’ta OPEC kurucusu olması, petrol fiyatlarını kontrol ederek ABD’yi rahatsız etmiştir.  Az bilinen bir operasyon: 1960’larda CIA, sendikaları ve muhalif grupları gizlice fonlamış, solcu hareketleri bölmüştür. Operation Mongoose gibi Küba odaklı operasyonlar Venezuela’ya sıçramış, petrol tesisleri sabotaj amacıyla izlenmiştir. Bu dönem, ABD’nin Latin Amerika’da rejim değişikliği stratejilerini konsolide etmiştir.

Chavez ve Maduro Dönemi: Yaptırımlar, Darbe Girişimleri ve Ekonomik Savaş

Hugo Chavez’in 1999 seçimi, ABD-Venezuela ilişkilerini kökten değiştirmiştir. Chavez, petrol gelirlerini sosyal programlara yöneltmiş ve ABD şirketlerini millileştirmiştir. 2002 darbe girişimi, CIA destekli bir operasyondu: Ordu ve medya üzerinden kısa süreli bir rejim değişikliği yaşanmış, ancak Chavez geri dönmüştür. Deklasifiye belgeler, ABD’nin darbecilere önceden destek verdiğini kanıtlar.  Darbe sonrası, National Endowment for Democracy (NED) ve USAID üzerinden muhalefete milyonlarca dolar akıtılmış; 2002-2019 arası 213 milyon dolar, muhalif partilere ve NGO’lara gitmiştir.  Bu fonlar, ekonomik sabotajı içermiş: Muhalifler gıdaları stoklayarak kıtlık yaratmıştır.

Yaptırımlar, 2014’te Obama dönemiyle başlamış, Trump ve Biden ile yoğunlaşmıştır. Petrol ihracatı %90 düşmüş, ekonomi çökmüştür.  İnsani yardım muafiyeti sunulsa da, bankacılık blokajları ilaç ve gıda ithalatını engellemiştir.  2019’da Juan Guaidó’nun “geçici başkan” ilan edilmesi, diplomatik bir darbe niteliğindeydi; arkasında CIA’in “Operation Money Badger”ı vardı, Maduro’yu suçlamak için uyuşturucu bağlantıları kurulmuştur. 

 

Son Dönem: CIA Onayları ve Askeri Müdahale (2025-2026)

Trump’ın 2025’te dönmesiyle müdahaleler askeri boyuta evrilmiştir. Ekim 2025’te CIA’e gizli operasyon yetkisi verilmiş, öldürücü eylemler dahil.  Eylül’den itibaren Karayipler’de 5’ten fazla tekne imha edilmiş, 27 ölü rapor edilmiştir; Trump bunu “uyuşturucu savaşı” diye sunmuştur. Tren de Aragua çetesi “yabancı terör örgütü” ilan edilerek operasyonlar meşrulaştırılmış, ancak deklasifiye memo’lar bağlantıları abarttığını gösterir.

2026 Ocak’ta zirve: ABD, Maduro’yu yakalayarak New York’a getirmiştir; “Operation Absolute Resolve” benzeri bir operasyonla.  Maduro’nun son anda petrol, altın ve mineral hakları teklif ettiği, Rusya-Çin bağlarını keseceğini söylediği ancak reddedildiği belirtilir.  Bu, Çin’in Venezuela petrol bağımlılığını kesmeyi hedefler; Çin, yaptırımlara rağmen ana alıcıydı.  USAID’in 2025’te Küba, Nikaragua ve Venezuela’ya 400 milyon dolar yönlendirmesi, sol hükümetleri hedef almıştır. 

Ana akım medya, müdahaleleri “demokrasi ihracı” diye sunar, ancak özünde petrol hakimiyeti yatar. Orinoco rezervleri, dünyanın en büyüğüdür; ABD, bunu ele geçirerek Rusya ve İran’ı zayıflatır.  CIA’in psikolojik operasyonları, Caracas’a broşür atma ve yerel toplulukları terörize etme.  Hukuki ihlaller –Kongre onaysız savaş yetkisi, BM Şartı’na aykırılık– bölgesel istikrarsızlığa yol açar.  Analiz olarak, bu eylemler hegemonyayı korur ancak ters tepebilir: İran gibi Venezuela direnç geliştirirse, bataklık oluşur. Maduro sonrası, ABD şirketleri petrolü yeniden yapılandıracak, ama yerel direniş artabilir. 

Sonuç

ABD’nin Venezuela müdahaleleri, imparatorluk stratejisinin bir yansımasıdır: Tarihselden güncele, petrol ve güç odaklıdır. Kısa vadeli kazanımlar (Maduro’nun yakalanması) sağlasa da, göç krizi, ekonomik çöküş ve jeopolitik gerilimler uzun vadeli riskler taşır.  Gelecek çalışmalar, dijital varlıkların rolünü incelemelidir. Bu hikaye, petrol ve hegemonya oyunu olarak devam edecektir; ancak adil bir geçiş olmadan istikrarsızlık kaçınılmazdır.