“HUKUK” DEVLETİ NASIL GANGSTER ÜLKESİNE DÖNÜŞÜR?
Son beş yıldır ülkemizde -vücutta beliren enfeksiyonun vücut boyu her yerinde, her alanında artan virüsler misali -akıl almaz derecede çoğalan cinayetler ve büyük çoğunluğunun 18 yaş altı çocuklar tarafından ya da o yaş grubundaki çocuklara karşı işlenmesi, düşman öldürür gibi kadınların eski eşleri tarafından acımasız ve vahşice katledilmesi cinayetlerinin alıp başını yükselen hızla gitmesi, sosyal medya “özgürlüğü” sayesinde reşit olmamış çocukların terör örgütlerince ve çetelerce yetiştirilip sokaklara korku salması gibi beş vakit ezan okunan ve hutbelerinden “insanlık” vaazları verilen bir İslam ülkesinde yaşanmasının hangi mantıklı açıklaması ola bilir? İşte bu hakta uzun süredir düşünüyorum. Devrimlerden sonra belki de Türkiye hiçbir zaman bu kadar karanlık dönem yaşamamıştır. Adalet Bakanı çıkıp: “Burası hukuk devletidir. .. Gereği yapılır…” dediği ile sadece son 1 yılda yaşanan cinayet olaylarına bakacak olursak örtüşmüyor.
15 yaşında çocuk, çalıştığı yerde işkence ile, cinsel saldırı ile, sigortasız tabi ki çalıştırılarak, hürriyetinden yoksun bırakılarak öldürülüyor, ki bu açık –alenen ortada olan birkaç ağır cinayet maddesi ile dosya açılacakken, caninin “şaka yaptım” diye beyan etmesi ile beyanını esas alarak serbest bırakan yargıçlar, Rojin Kabataş cinayetinin 1 yıldan fazladır hala aydınlatılmadığı ki, bir üniversite öğrencisinin bulunduğu alanlarda belki kaç kamera vardır, mutlaka bir yerde görüle bilir görüntüler vardır, telefonunu yurt dışına göndermeye karar veriyorlar, 1 yıl sonra halbuki, ülkemizde kaç kişi çıktı dedi ki, telefonun şifresini kıra biliriz, ona rağmen uzak diyarlara güya incelenmesi için gönderdiler, belki caniler için zaman kazanmak gerekir değil mi? Kadını 9 kurşunla acımasız şekilde öldüren şahıs ifadesinde “ Öldürme kastım yoktu, korkutmak istedim” diye saçmalığın tavanı bir beyan verdiği o beyanla hayatını kaybeden kadın gerçekliği bir tarafta kalıyor, beyan vereni “iyi hal indirimi ” diye cinayetlerde bu iyi hal ne demek oluyor anlamadığım bir ironi ile, evet -bu iyi hal indirimi mağdur ve hakkı çiğnenmiş, hayatı elinden alınmış insana “adalet sisteminin” verip vereceği en bedbaht ironik cevap olarak kabul ediyorum çünkü, caniyi serbest bırakıyorlar.
Diğer yandan “demokratik ülkede” fikrini ifade eden insanları -halkı kin, nefrete sürüklüyor- diye hal, mal indirimi yapmadan hapse atıp, “kanunu birebir uygulayan” yargıçlar, ne hikmetse mağdur olan, hayatı mahvolan, acısı yürekleri dağlayan acılı aileler kaybettiği evladı, yakınına ağlamakla kalıp, ülkemizde korkusuz ve gaddarca çetelerin elinde tetikçi gibi yetiştirilen, insanlığa düşman olarak örgütlenen çocukları eğiten o çeteler serbestçe sosyal medya hesaplarından çocukları ağına düşüre biliyor. Peki, bir hukuk devletinde tüm bunlar nasıl yaşana biliyor? Bu hukuk devleti kimin için, kime ve neye göre hukuk devletidir, onu da açılasanız halk başının çaresine baksa, artık herkes kendi adaletini mi sağlasın, yoksa “din tüccarlığı” ile uyuşturulan toplum bunu da kadere bağlayıp kurban olmaya razı mı gelsin, ne yapsın?
Bir hukuk devletinde neden mağdurlar sürüm –sürüm sürünür, acıdan yüreği dağlanır, derdini söyleyip hakkını bulamıyor da caniler, katiller bilmem kaç sabıka kaydı ile aramızda dolaşa biliyorlar?
Başka bir mesele aylarca bir cinayetin halk arasında sürekli sosyal medya aracılığı ile dillendirilip ülkemizin şu an karşı –karşıya kaldığı bir savaş tehdidini halka açık ve olanca gerçekliği ile anlatılmıyor?
Ceviz kabuğunu doldurmayan konuları uzun uzadıya tartışarak asıl ülkemizin dört bir yandan saldırı tehdidi ile yüz –yüze kaldığını neden açıklamıyorlar?
Uyuşan halka Allah korusun bir anda –Savaş Seferberliği ilan edilirse bu halk demez mi, kiminle , niye savaşıyoruz? Psikolojik olarak bir harp vaziyetine hazırlanmayan halk hezimete uğramaz mı? Şok etkisi ile neler oluyor diye paniğe kapılmaz mı?
Ya da şöyle sorayım- sırf 2025 yılında 202 binden fazla çocuk çetelerin elinde ülkesine düşman olarak yetiştiriliyor, malum sinsi aşılardan sonra 25- 45 yaşa arası erekler kalp krizinden hayatını kaybediyor, ya da bir yerlerde görev sırasında habire şehit haberi alıyoruz, gencecik evlatlarımız açıklanmayan sebeple- rahatsızlık geçirip ölüyor. Ya da geçim darlığından başka ülkelere işçi olarak gidenler her geçen gün artarken, ya da cinayetlere kurban giden nice gençlerimizden dolayı savaşa gidecek yaş grubunu oluşturan kesim keskin sayıyla azalırken bir anda savaş çıksa cepheye kim gidecek? Hukuk devletinde hiç olmazsa bunlar dikkate alınamaz mı? Cepheye bakanların yurt dışı ülkelerde keyifli yaşam kalitesi süren çocukları mı gidecek yoksa? Ülkemizin başının üzerinde kara bulutlar var, oysa halk farkında değil. Halk Güllü cinayeti ile yatıp kalkıyor, halk Güllü’yü çocukları mı öldürdü yoksa balkondan düşerek mi öldü diye düşünüyor, neden bizim ülkemiz hukuk devleti iken, demokratik ülke iken cinayetler bu kadar çoğaldı diye sorgulayamıyor, halk son iki yıldır artan cinayet haberleri ile kafayı yemiş be. Savaş çıkarsa cepheye hangi milli şuurla gidecek gençler? Sokakta yanından geçen okullu “bebeler” cümlenin başında, ortasında, sonunda ağır argo küfür saçarak damağında da sigara ile bir meziyet sergilediğini sanıyor. Onlar mı gidecek cepheye savaşmaya? Kadercilik oyunu ile halkı öyle bir mayıştırmış ki, çürük düzen kalkıp da biri de demiyor ki, bu Hukuk Devleti neden fakir fukaraya, mağdura, haklıya, kimsenin sırtından geçinmeyip helal kazancı ile birilerinin “oltasına” düşüp mercilerde yıllarca hakkını arayarak olanca parasını da hakkını alacak diye harcayan vicdanlı, dürüst vatandaşa neden işlemiyor?
Vüsale ALİ
Kayseri




