Öncelikle ben de her erkeğin yaptığı yalakalığı (!) yaparak, Dünya Kadınlar Günü olan 8 Mart Gününü, 14 Şubat Sevgililer Gününü kutlamak için 40 yıldır hep yanımda olan kadınım, çocuklarımın annesi, torunlarımın nenesi, bir Şubat gününde sevgili amcasını kayıp eden sevgili eşimin olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü ve 14 Şubat Sevgililer Gününü kutluyor ve bu günler gibi hayatları boyunca mutlu bir gün olmasını diliyorum.
Tabi bu arada bende bir erkek olarak yalakalık moduna girmeden bir erkek, bir baba, bir gazeteci olarak 56 yıllık bir yaşam sürecimde işgal adına onca saldırıya uğrayan ve zaman zaman içine sızılıp, yakılıp, yıkılan ve bal hazinesinden aldıkları zevkle terkedilen ve yara, bere içinde geride kalsa da 40 yıldır ayakta ve yanında duran kalesini kimseye teslim etmeyen annenin bana hediye ettiği ilk damlam Yağmur kızımın, kendisi kadar sevgili olan Miray torunumun annesi Yaprak kızımın, 7. torunu bana hediye etmek üzere olan Şeyma kızımın ve Makedonya’ya uçan ve bana, senden başka sevgilim yok’ diye beni kandıran Nazomun bu güzel gününü kutlarken, gelinim değil, ilk kızım dediğim Asya’mın da kendilerine, kadınlara hediye edilen bu günde bir kez daha günlerini kutlayıp, alınlarından öpüyorum.
Çiçekçi ve hediyeci esnafında mutlu olduğu bu Anneler günü gibi heyecan yaratan günlerde en zorda olanların nazı, cazı çekilemeyen ve hayatınıza girdiğinde tüm hayatı allak, bullak eden sevgilileri olanların olduğunu da unutmayıp, onlara da ‘Üsküdarları geçemeyen Attan düşmüş’ bir erkek olarak geçmiş olsun diyorum.
Evet, her 8 Mart veya 14 Şubat gibi bu resmi günlerde hatırlananlar gibi bugün devletin en üst makamından en sade vatandaşa kadar herkes öyle ya da böyle bu günü yani 14 Şubat’ı kutlama yarışına girecek..
Ve benim de içinde bulunduğum erkeklerin ‘Bizi eziyorsunuz’ deyip, aslında aynı, hatta onlarla girilen ilişkide daha beter erkeklerinde ezildiğini anlamayan kadınlardan çektiklerini bir kenara itip, anamız, eşimiz, bacımız, kızımız, sevgilimiz olan kadınlara methiyeler dizeceğiz bir günü daha, 14 Şubat Sevgililer Gününü kutluyoruz..
Bu yazıyı okuyanlar gibi bugün hemen herkes öyle ya da böyle sevdiğini değil, sevgilisini hatırladığını ve ‘sevgili’ dediği kadına, erkeğe yönelik ya hazır bir mesajı ya da da bir karanfil hediye etmiş olmanın rahatlığı içinde olacak. Ve Kimimiz uzakta olanı, kimimizin ulaşamadığı, kimimizin ise yanında olan kadınını mutlu etmeye çalışacak.. Kimi de yaşanmışlıkları hatırlayıp, üzülecek..
Ama ağırlıkta anılacak olan sevgili denen kadınların da bir insan olduğunu ve biz erkeklerden daha zor insanlar olduğunu dillendirme cesaretinde bulunmayacak, ‘Siz de suçladığınız erkekleri en çok üzenlerisiniz..’ diye gündeme taşımayacak.
Ve biz erkeklerin olmazsa olmazları olarak gördükleri kadınlara yönelik çok kötü insan tarafı olduğumuzu da dillendirip, bugün kadınlarla ilgili yaşanabilecek olan olaylarla ilgili bir gelişme olduğunda ya da duyduğumuzda, ‘Sevgilerle gününde sevgilisine ele etti, bele etti’ başlıklı haber ve dedikodularla erkekleri suçlayacağız..
Yani olmazsa olmaz denen kadınları birer melek, erkekleri ise şeytanlaştırıp, ‘her konuda biz beceriksiz, vahşi, kavgacı, kıskanç, var-yemez ve aldatan, sapık..’ diye ‘eşitiz, aynı insanız’ denen terazinin kefesine konulan erkekleri suçlayan kadınları bugünlük baş tacı edeceğiz. Çünkü bugün sadece onlarınmış gibi, bugün onları yarın ve diğer günlerin hepsi biz erkeklerinmiş gibi…
Yani babalar günü gibi biz erkeklerle ilgili günlerin neden, 8 Mart, Anneler Günü veya 14 Şubat Günü gibi olmadığını, ‘erkeğin olmadığı bir dünyada kadının ne kıymeti var?’ diye sorulmadığı bugün, ‘ kadın aşağı, kadın yukarı’ pardon, ‘Sevgilim iyi ki hayatıma girdin, sen olmasaydın ben ne yapardım’ nakaratlarını dinleyip, bunları diyenin yarın yelkenleri açıp yeni okyanuslara açılacağını ve suni Alman aşısı değil, iğnesi en uzun arılardan olan Kafkas arısının ürettiği Ardahan balının angeje edildiği aşının verdiği güç ile kıp kırmızı güller, sarı ay çiçekler gibi solup, gidenler gibi olacaklarını anlamadan gün boyu bu yönde acı çeken duyguları bastırma adına yalancı mutluluklarla kendimiz tatmin edeceğiz..
Kadınların içine sevgilerini tuz, biber olarak ekledikleri yemek yapmalarını sağlayan gıdaları, yaşamlarını idame eden tırları, gemileri yani namus denen kavramın güvenliği dahil sınır bekçiliği gibi askerliğin de içinde olduğu tüm zor işleri yapan erkeklerin kadınında içinde olduğu ailesi, ülkesi hatta dünyası için ne yaptığını unutup, yaşanan olumsuzluklar da erkek gibi insan olan kadını hiç günahı, suçu yokmuş gibi bu günü, 14 Şubat’ı unutan, utandığından çiçekçiye gidip, bir gül bile almayı beceremeyen değil, aslında kadından daha utangaç olan erkekleri suçlayacağız..
Yani mahalle diliyle diyecek olursak bugün biz tüm erkekler kadınlara yağ yapacağız, yalakalık edeceğiz, hatta takla atacağız..
Ama erkeklerin ömrünü tüketen diğer önemli bir faktöründe kadın değil, erkeğin kendisinin suçuymuş gibi kıvransakta tüm erkeklerin kadınlardan çektiğini de dillendirme cesaretinde bulunacağız desem ‘Aha işte erkeğin ta kendisi’ denip, yine biz erkekler suçlanacağız..
Ayağı öpülesi, ilgi gördü mü erkeği cennete yollayan ananın hiç biz erkekleri dövmediğini, kız kardeşin erkek kardeşi hiç üzmediğini, sevgili denen kadınların erkeğin 32 dişi söktürüp,, cinnet geçirtecek kadar germediğini, kandırmadığını hatta aldatmadığını ve kadınların Allah’ın en güzel kulları hatta perileri olduğunu yalandan da olsa kabul edip, ses çıkarmayacağız.
Çünkü her yıl 14 Şubat’ta dünya kırmızıya boyanıyor, vitrinler kalplerle doluyor; peki bu romantik tablonun arkasında Roma İmparatoru tarafından kafası kesilen bir rahibin olduğunu biliyor musunuz? Ve Sevgililer Günü’nün modern ambalajını söküp altındaki kanlı ve mistik tarihe iniyor muyuz? Antik Roma’nın vahşi Lupercalia festivallerinden Aziz Valentinus’un gizli ilişki ve evliliklerine, Orta Çağ’daki kura ile eşleşme adetlerinden Sanayi Devrimi’nin ticarileşen aşkına kadar her detayını bile sormayacağız..
Yani bugün onların günü, 14 Şubat, Anneler Günü ve 8 Mart Kadınlar Günü..
Dün olduğu gibi bugünde olacakları 15 Şubat’a, 9 Mart ya da sonrasına mı bıraksak derken kadınında erkekler kadar insan ve erkekler kadar zor insanlar olduğunu saklamamak ve yaşamın sadece erkeklerce cehenneme çevrilmediğini padişahların, uçakta basının önünde cumhurbaşkanı olmuş olan eşine tokat atan Fransalı kadın misali başkanların, başbakanların anaları, eşleri, sevgilileri dahil tüm kadınlar da bilmeli ve varsa günah o günahın sadece erkekte olmadığını da belirtmek gerçek anlamda insanlık değil mi?
Yani kısacası; Sanki yine biz erkeklerin ulaştığı uzayda da varmışlar gibi bugün, sevgilim, eşim, annem, eşim, kız kardeşim, torunlarımızın nenesi yani kadın olarak, ’14 Şubat yada 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü’ diyerek günlerini kutladığımız kadınlarımızın da,’ birer insan olduğunu ve erkekler kadar sevaplarının yanında günahlarının da olduğunu belirtilmesi, masaya yatırılması, konuşulup, tartışılması gerekir..’ diye düşünenlerdenim, bugün, her gün olsun dediğimiz 14 Şubatlar insanların yani kadın, erkeklerinin bir birbirlerini mutlu ettiği, acı vermediği ve en önemlisi bir birini suçlamadığı hiç bir şey olmazsa da yaşanan anın en güzel yaşandığı günlerinin çok olması dileğiyle..