-DÜNYACI ÜNLÜ BEYİN CERRAHI PROF.DR.GAZİ
YAŞARGİL NEDEN BAKANLAR KURULU KARARIYLA TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞINDAN ÇIKARILDI?
-MUAMMER VE AHMET SEVER
-GAZETECİ MEHMET ALİ BİRAND
1977’de hâlen Brüksel’de genç diplomatımız ve bir gün beklenmedik bir telefon geliyor kendisine.
Vahit Özdemir: Brüksel Büyükelçimiz Sulhi Dişlioğlu’nun sekreteri beni aradı. “Büyükelçi sizi istiyor,” dedi. Büyükelçi çağırdığı zaman genellikle fırçalar. “Allah Allah, biz ne yaptık?” diye düşüne düşüne, okuya üfleye yanına gittik. Baktım çay, kahve içiyor, yüzü güleç. Beni oturttu, çay getirtti. “Evladım, sana özel bir görev vereceğiz,” dedi.
“Seni Zürih’e göndereceğiz. Orada bir ses sanatçısı var, beyin ameliyatı olacak. Sen o tatlı dilinle, güler yüzünle Prof.Dr. Gazi Yaşargil’le görüşeceksin, bize yardımcı olmasını isteyeceksin.” Otel rezervasyonunu çoktan yaptırmışlar. Bir zarf çıkardı. “Uçak biletin, harcırahın hazır. On, on beş gün kalsan yeter,” dedi. “Zürih Başkonsolosu’na uğrama, gazetecilere açıklama yapma sakın!” diye tembihledi. “Git orada hayatını yaşa,” diye de ekledi.
Daha önce uçakla gittim ama Zürih’i hiç gezmemiştim. Neyse Zürih’e vardık, beş yıldızlı oteldeyim. Oraya karargâhı kurduk. Ardından hastaneye gittim. Yalnız Zürih Alman bölgesi ve ben o zaman Almanca bilmiyorum. Fransızca konuşuyorum, sekreter Almanca konuşmaya devam ediyor. Neyse sonunda anlaştık. “Ben Brüksel Büyükelçisi’nin özel temsilcisi olarak geldim, Sayın Gazi Yaşargil’le görüşeceğim,” minvalinde bir şeyler söyledim.
PROF.DR.YAŞARGİL’DEN VATANDAŞLIK SİTEMİ
Vahit Özdemir: Yaşargil bir iki defa beni atlattı, bir şekilde ikna ettim, nihayetinde beni kabul etti. Daha içeri girer girmez, “Kardeşim ne diye sürekli buraya geliyorsun, beni rahatsız ediyorsun!” dedi. “Ben şu an vatandaşınız bile değilim. Beni Türk vatandaşlığından attınız! İsviçre pasaportu kullanıyorum, bununla seyahat etmekten utanıyorum!”
Ne yapayım? “Efendim bunlar benim kabahatim değil,” diye alttan aldım. “Ben size bir konuyu arz etmeye geldim.” Konuyu biliyormuş. “Sen şarkıcı kadın için geldin. Durumu iyi, ameliyatını en iyi şekilde yapacağız, merak etme!” dedi.
Bunu bizim büyükelçiye bildirdim. Sonra Yaşargil’in ifadesiyle “şarkıcı kadının” yanına gittim. Meğer çok ünlü bir ses sanatçımızmış ama ben tanımıyorum. Bu biraz canını sıktı. “Beni tüm Türkiye tanıyor, sen nasıl bilmezsin?” diye sitem etti.
Sonra başına gelenleri anlattı. Herhâlde doğrudur. Ünlü bir kabadayının oğlu onu takunyayla dövmüş. Beyinde bir zedelenme olmuş. Buna mukabil şuuru, endamı yerindeydi. Fazla eğitimi yoktu. “Denizciler Caddesi’nde yetiştim,” diye anlattı. Daha sonra Türkiye’nin zenginlerinden biriyle evlenmiş ve ayrılmış. Refakatinde yaşlı bir kadın vardı, başında tülbent, tam Anadolu kadınıydı.
Özlem Pekcan:
Sanatçımızın ameliyatına Gazi Yaşargil girdi değil mi?
Vahit Özdemir: Evet. Masrafı Mc Donalds’a fatura ettiler. Fatura bir Amerikalı’nın adına kesildi. Konu hakkında çok konuşuldu. Kimi Çağlayangil’le ilişkisi olabilir , kimi örtülü ödenekten ödenmiştir , kimi Amerikalı bir sevgilisi var dedi.
Bu arada Gazi Yaşargil bana, “Ben Türk oğlu Türk’üm! Beypazarı’lıyım. (Kürtler ona sahip çıkıyorlar da onun için anlatıyorum.) Babam Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kaymakam iken orada doğmuşum. Bu yüzden doğum yerim Diyarbakır Lice’dir,” dedi.
Kürt isyanı sırasında devlete şantaj yapmak amacıyla onu kaçırmışlar. Daha ufak, annesini emiyor. Oradaki insaflı bir Kürt kadını da çocuk açlıktan ölmesin diye onu emziriyor. “Bu sebepten Kürt tarafım da var,” dedi.
Sonra Türk vatandaşlığından atılmasını anlattı. Bunda kendi hatası da var. Türkiye resmî işlemlerde onun şöhretli bir adam olduğuna bakmaz ki!
1111 sayılı Askerlik Kanunu’na göre askerliğini yapmayan Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan atılır. Öte yandan Bakanlar neye imza attığını bilmez. Başbakanlık’taki uzman kararnameyi hazırlar, elden götürür, Bakan zaten yorgun-argın, Başbakan imzalamış mı ona bakar, varsa o da imzalar.
Yaşargil’in sıkıntısını da rahmetli Özal hâlletti, onu tekrar Türk vatandaşı yaptı. Hâlbuki Gazi Yaşargil’in yerinde ben olsaydım, giderdim Zürih Başkonsolosluğu’na, derdimi anlatırdım, Ankara’ya gelir, Milli Savunma Bakanı’yla görüşürdüm. Bir çare bulunurdu. O bunu yapmıyor, bizimkiler de konuyu bilmiyorlar. Yani bir kasıt olduğunu zannetmiyorum, dünya çapında beyin cerrahını kim mağdur etmek ister?
Sanatçının başarılı geçen beyin ameliyatından sonra Prof. Dr. Gazi Yaşargil’e Türkiye’den bir arzusu olup olmadığını sordum. “Bana bir Kürt kilimi getirebilirsen memnun olurum,” dedi.
Daha sonra Van’dan temin edilen bir Kürt kilimi Prof.Dr.Gazi Yaşargil’e ulaştırıldı.
Özlem Pekcan:
Bu ünlü ses sanatçısı Özal döneminde de ameliyat oldu galiba, öyle değil mi?
Vahit Özdemir:
Evet. Semra Hanım’la ahbapken de ameliyat geçirdi.
O vakti ve Özal ailesine duyduğu minneti ifade edişini ben de hatırlıyorum. Sanatçımız şimdilerde sonsuz uykusunda. Huzur ve rahmet olsun.
MUAMMER SEVER VE OĞLU AHMET SEVER
Vahit Özdemir:
Meşhur gazeteci Ahmet Sever’in babası Muammer Sever, Brüksel Büyükelçiliği’mizde garson olarak hizmet etmiş, daha sonra Belçikalı bir at yetiştiricisinin evine hizmet elemanı olarak girmişti.
Yakın hukukumuz vardı. Saygılı bir insandı. Bir gün bana dert yandı. “Oğlum lise son sınıfta, Türkiye’de sağ-sol olayları var. Bizim oğlan Ahmet de koyu Ecevitçi, başına bir hadise gelmesinden korkuyorum. Sen ne yapabilirsin?” dedi. “Sene 1978. Muammer abi, liseyi bitirir bitirmez senin oğlanı buraya getirelim,” dedim ben de.
“Olur mu?”
“Olur tabii. Ben yardımcı olurum.”
Nitekim oğlu 1978’de liseyi bitirdiğinde hemen Brüksel Üniversitesi lisan kursuna kaydını ben yaptırdım.
Gazeteci Mehmet Ali Birand’la aram çok iyiydi. “Bu çocuk bizim emektar garsonun oğlu, ona sahip çık,” dedim.
Akabinde İran Urumiye’ye (Rızaiye) tayinim çıktı, oraya gittim. (Kasım-1978)
Bunlarla irtibatım kesildi. Yıllar sonra Ahmet Sever, Abdullah Gül’ün basından sorumlu başdanışmanı olduğunda ziyaretine gitmek, kendisini tebrik etmek istedim. Bana randevu dahi vermedi.
Tesadüf ya bir gün yolda rastladım. “Yahu sen nasıl adamsın! Seni tebrik etmeye gelecektim, başka maksadım yoktu. Senin baban benim dostumdu,” dedim.
Bir mazeret uydurdu. Ama ben kani oldum ki vefasız bir insan.
Nitekim onu bu duruma getiren Mehmet Ali Birand’ın cenaze törenine katılmadığını da yakın arkadaşlarından öğrendim.
MEHMET ALİ BİRAND
Vahit Özdemir: 1975’te Brüksel Başkonsolosluğu’nda göreve başladığımda Mehmet Ali Birand birkaç yıldır oradaydı. O günlerde kendi ifadesine göre Milliyet gazetesinden 500 dolar maaş alıyordu. Eşi Cemre Hanım da gazetenin patronunun üvey kızıydı ve Ecevit’in yardımıyla Uluslararası memur olarak NATO’da çalışıyordu.
Oğulları Brüksel’de doğdu, nüfusa kayıt işlemlerini ben yaptım.
Birand sık sık konsolosluğa geliyordu, ben de imkânlarım ölçüsünde ona destek oluyordum. O zaman şöhret sahibi değildi, sıradan bir muhabirdi. Bu nedenle büyükelçilikteki davetlerin bir kısmına onu çağırmıyorlardı. O vakitlerde benden yardım istiyordu. Büyükelçinin sekreteriyle aram iyiydi, böyle durumlarda onu arayıp rica ediyordum. “Abla, çok iyi adam…” diyordum. O da, “Bıktım senden,” diye söyleniyordu ama eksik olmasın yine de beni kırmıyor, davetiye veriyor, davetli listesine de Birand’ın ismini ekliyordu. Bu şekilde üç-beş defa resepsiyonlara katılmasına katkı sağladım. O zaman Alman Radyosu’na, Amerika’nın Sesi Radyosu’na servis yapıyordu. “32. Gün” programıyla ünlendi. Daha sonra 2004 ya da 2005 yılında kendisini Esenboğa Havalimanı’nda gördüm. Havası tamamıyla değişmişti. Bir daha görüşmedik.
Mehmet Ali Birand, Galatasaray Lisesi mezunu. Bir ara İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi’nde okuyor ama bırakıyor. Ankara’ya DTCF Fransız filoloji bölümüne naklen geliyor. Öte yandan askerliğe elverişli değil. Lise mezunu ve Belçika vatandaşı olarak öbür dünyaya göç etti.
Belki de gündemde olan konudan yararlanmak için kendisine, “Asimile olmuş Kürt’üm,” diyordu. Tek kelime Kürtçe bilmiyordu. İstanbul’da doğmuş, büyümüş, dayısı emekli Büyükelçi Mahmut Dikerdem okumasını sağlamış. Dikerdem de Marksist. Buna rağmen devrin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil onu Gana’ya, Tahran’a büyükelçi olarak gönderiyor.
NEREDEN NEREYE?
Vahit Özdemir
03 Mart 2026
EDİTÖR ÖZLEM PEKCAN TARAFINDAN KALEME ALINAN ÇARIKLI DİPLOMAT KİTABINDAN ALINTIDIR. (devam edecek)