17218,55%-0,18
43,75% 0,08
51,62% -0,45
7024,68% 2,45
11636,31% 0,68
Birileri Mars’a arsa bakıyor.
Birileri kira günü ev sahibinin kapıyı çalmasından korkuyor.
Dünya artık sadece gelir eşitsizliği yaşamıyor.
Gelecek eşitsizliği yaşıyor.
Zenginlerin çocukları “insanlığın yeni ufku” diye uzay projelerini izlerken, yoksulların çocukları okul servisi parasını hesaplıyor. Kimisi roket teknolojisini konuşuyor, kimisi tüp fiyatını.
Bu çağın en trajik ironisi şu:
İnsanlık tarihinin en gelişmiş dönemindeyiz ama adalet duygusu tarih öncesi çağlarda.
Mars Hayali Satılıyor
Elon Musk Mars’a koloni kurmaktan söz ediyor.
SpaceX roketleri birbiri ardına fırlatıyor.
Anlatılan hikâye büyük:
“İnsanlık çok gezegenli bir tür olacak.”
Ama kim bu insanlık?
Asgari ücretli mi?
Borç batağındaki esnaf mı?
Depremde evini kaybetmiş aile mi?
Yoksa serveti devlet bütçesiyle yarışan birkaç yüz kişi mi?
Bugün dünya nüfusunun önemli bir kısmı temiz suya erişemiyor. Ama Mars’ta yaşam modülleri tasarlanıyor. Dünya’nın yarısı açlık sınırında. Ama uzay turizmi biletleri milyon dolardan başlıyor.
Bu artık bilim değil;
Bu, sınıfsal kaçış planı.
Dünya Çökerken Çıkış Bileti Arayanlar
İklim krizi büyüyor.
Ormanlar yanıyor.
Seller şehirleri yutuyor.
Fakat krizden en az etkilenenler, krizden ilk kaçış planını yapanlar oluyor.
Zengin için felaket bile yatırım fırsatı.
Yoksul için felaket, mezar provası.
Pandemi dönemini hatırla. Kim evine kapanıp “home office” çalıştı? Kim sabahın köründe servise binip fabrikaya gitmek zorunda kaldı?
Birileri için kriz, Netflix maratonuydu.
Birileri için işsizlik, borç ve icra dosyasıydı.
Şimdi tablo daha da netleşti:
Dünya yaşanmaz hale gelirse, parası olan gidecek.
Olmayan, kalacak.
Gelecek Bile Parayla
Eskiden derlerdi ki, ölüm eşitler.
Artık o bile tartışmalı.
En iyi hastaneler, en pahalı tedaviler, en ileri teknoloji… Hepsi satın alınabilir. Yaşam süresi bile gelir düzeyiyle paralel ilerliyor.
Bir çocuk iyi beslenirse büyüyor.
Beslenemezse istatistik oluyor.
Bu çağda fakirlik sadece maddi bir durum değil;
Ömür kısaltan bir kader haline getirildi.
Mars’a gitmek bir yana,
Ay sonuna gidemeyen milyonlar var.
Asıl Soruyu Soralım
Mars’a gitmek gerçekten insanlığın kurtuluşu mu?
Yoksa sorumluluktan kaçış mı?
Dünya’yı kirleten sistem değişmeden, başka bir gezegene taşınmak neyi çözecek?
Aynı hırs, aynı açgözlülük, aynı sınıfsal kibir Mars’a da taşınmayacak mı?
Belki mesele gezegen değil.
Mesele zihniyet.
Zenginler Mars’a giderse ne olur biliyor musun?
Dünya ilk kez gerçekten insanlara kalır.
Ama o zamana kadar yoksulların omzunda taşınan yük, gezegenin kendisinden ağır olacak.
Bu çağda sınıf farkı sadece mahalle farkı değil.
Bu çağda sınıf farkı, gezegen farkı.
Birileri Mars’a hazırlanıyor.
Birileri mezar parasını denkleştirmeye çalışıyor.
Ve biz hâlâ buna “ilerleme” diyoruz.