17132,20%0,11
43,72% 0,19
51,92% -0,02
7075,01% 2,56
11673,05% -0,41
Bir insanı tanımak eskiden zaman alırdı. Şimdi bir kartvizite bakmak yetiyor. Ünvanı varsa saygı hazır, etiketi varsa soru sorulmaz. Ne bildiği, nasıl biri olduğu, neyi hak ettiğiyle ilgilenen yok. Önemli olan vitrin. İçerisiyle kimse uğraşmak istemiyor.
Bu ülkede etiket, içeriğin önüne geçti. “Ne iş yapıyorsun?” sorusu yerini “kimsin?” sorusuna bıraktı. Ama kimsin derken kast edilen şey insanlık değil; hangi koltukta oturduğun, hangi kurumun adını taşıdığın.
Bugün birçok yerde ünvan, ahlakın yerine geçmiş durumda. Yanlış yapan biri, eğer doğru etikete sahipse yanlış olmaktan çıkıyor. Söylediği söz sorgulanmıyor, yaptığı iş didiklenmiyor. Çünkü “o orada oturuyorsa bir bildiği vardır” deniyor.
Bu düşünce çok tehlikeli. Çünkü sorgulamayı ortadan kaldırıyor. İnsanlar akıllarını etiketlere emanet ediyor. Ünvanlı biri konuştuğunda, içeriğe bakılmadan onay veriliyor. Aynı söz, etiketsiz birinden gelse ciddiye alınmıyor.
Etiketlerin çoğalması içerik üretmiyor. Tam tersine, içi boş insanların sayısını artırıyor. İnsanlar kendini geliştirmek yerine etiket toplamaya çalışıyor. Çünkü biliyorlar ki bu düzende bilgi değil, rozet işe yarıyor.
Sonuçta ortaya şık görünen ama dokununca dağılan bir yapı çıkıyor. Kurumlar var ama kurumsallık yok. Ünvanlar var ama sorumluluk yok. Yetki var ama yetkinlik yok.
Mesele birkaç kişinin şişirilmiş egosu değil. Bu, toplumsal bir tercih. Biz etiketlere değer verdikçe, içerikten vazgeçtik. Sormadık, sorgulamadık, kabullendik. Kolayımıza geldi.
Çünkü etiketle yaşamak rahat. İnsan düşünmek zorunda kalmıyor. Kimin haklı, kimin haksız olduğuna kendisi karar vermiyor. Etiket karar veriyor.
İçerik kriz anında lazımdır. Etiketler düşünce, vitrin kırıldığında…
İşte o zaman kim ne biliyor, kim neye yarıyor ortaya çıkar. Ama genelde çok geç olur.
Bu ülke etiketle idare ediyor.
Ama etiketler ülke taşımaz.
İçerik taşır.
Ve içerik ihmal edildikçe, vitrin ne kadar parlak olursa olsun, çöküş kaçınılmaz olur.