Varlık Muhasebesi ve Zihin İşgali: Mefkuresi Çinlileşmiş Mankurtluğun İhanet Estetiği

Varlık Muhasebesi ve Zihin İşgali: Mefkuresi Çinlileşmiş Mankurtluğun İhanet Estetiği

Siyasetin o kaba ve satıhta kalan tariflerinde işgal; yalnızca bir toprak parçasının kirli çizmeler altında ezilmesi yahut fiziki bir tahakkümden ibaret sayılır.

Yazar: Mirkamil Kaşgari

Siyasetin o kaba ve satıhta kalan tariflerinde işgal; yalnızca bir toprak parçasının kirli çizmeler altında ezilmesi yahut fiziki bir tahakkümden ibaret sayılır. Heyhat! İşgalin en habis, en sinsi ve "muvaffak olmuş" formu; bir milletin kolektif şuurunun, bin yıllık değerler manzumesinin ve topyekûn dünya görüşünün, İşgalci gücün düşünce kalıplarına ram edilmesidir. Cemil Meriç’in tabiriyle "müstağrip" zihniyetin bir başka veçhesi olan bu süreçte; işgal edilen ruh, artık kendi hakikatine celladının aynasından bakmaya, kendi tarihini hasmının paslı terazisiyle tartmaya başlar. Asimilasyonun en az maliyetli ve en dehşetli safhası, işgalci ile mazlum arasında o meşum "fikrî ve itikadi türdeşliği" tesis etmektir. Bir millet ne zaman ki hasmının mantığıyla düşünmeye, onun ideolojisini bir kurtuluş reçetesi gibi yutmaya başlar; işte o an, o milletin manevi istihkamları çökmüş, ontolojik intiharı tamamlanmış demektir.

Millî varlık felsefesinin sarsılmaz bir kanunu vardır: Bir bünyeyi ayakta tutan şey, yabancı unsura karşı gösterdiği mukavemet ve aradaki mesafedir. Bu bir siyasi aksiyomdur. Bu hakikatin Türkiye eksenindeki en ibretlik tezahürü, bir asırdır bu coğrafyada sergilenen o kirli mühendislikte saklıdır. Tarih boyunca Selahaddin Eyyubi’nin izinde, "Din-i Mübin-i İslam" sancağı altında Türk’le etle tırnak olmuş, aynı ruh kökünden beslenmiş olan Kürt unsuru; emperyalist bir cerrahi müdahaleyle bu ortak gövdeden koparılmak istenmiştir. Ayrılıkçı aklın, kendi fıtratına ve sosyolojik asabiyetine tamamen yabancı olan Marksizm-Leninizm’i bir kimlik inşası aracı olarak seçmesi, alelade bir siyasi tercih değil; Türk ile aradaki "İslam kardeşliği" köprüsünü havaya uçurma gayretidir. Bu, egemen güçle arasındaki fikrî ve itikadi benzerlikleri sıfırlayarak, aşılması imkânsız bir "stratejik uçurum" yaratma manevrasıdır. Ne hazindir ki; aynı secdede birleşenlerin arasını açmak için icat edilen bu suni ideoloji, küçük olanı korumak değil, onu büyük olanın manevi muhafazasından koparıp küresel güçlerin iştahına sunmak için kurgulanmıştır.

Fakat bugün Uygur muhacereti içerisinde neşet eden "manevi sefalet" çok daha trajik ve aşağılık bir boyuttadır. Sureti Uygur, sireti ise Çin Komünist Partisi’nin ateist ve materyalist tortularıyla malul o "iman fakiri mankurtlar" güruhu, bizi zalimden ayıran en son kalemizi, yani inanç surlarımızı içeriden kemiren birer "kese kurdu" hükmündedir. Kendilerini "modern", "özgür düşünceli" ya da "Batılılaşmış elitler" maskesiyle pazarlayan bu zümre; hakikatte Çin’in ateist zehriyle uyuşmuş, kendi varlığına düşman (Self-hatred) birer patolojik vakadır. Çin ile aynı "din düşmanlığı" ve "kaba materyalizm" bayrağı altında hizalanarak, Uygur kimliğini Çin’in fikrî ikizine dönüştürmeye yeltenmektedirler. Bu, Çin hesabına vatan dışında yürütülen en sinsi manevi sabotaj, en pespaye "beşinci kol" faaliyetidir.

Büyük mütefekkir Aliya İzzetbegoviç’in o sarsıcı ihtarı, bugün bu fikrî sakatların suratına inen bir şamardır: "Düşmanımıza benzediğimiz gün, asıl yenildiğimiz gündür." Gerçek mağlubiyet toprak kaybetmek yahut cepheden çekilmek değil; düşmanın rezil mantığını, inançsızlık karanlığını ve necis değerler yargısını kendi ruhuna zerk etmektir. Bugün muhacerette "çağdaşlık" makyajıyla milletin manevi direği olan İslam’a saldıran bu "Çinlileşmiş" mahlukat, ruhları çoktan teslim alınmış birer manevi fotokopidir. Onlar, hasmın ateist paradigmasını bayraklaştırıp kendi kardeşlerine "Araplaştınız" diye saldırırken; aslında düşman gibi düşünen, düşman gibi hisseden ve düşman gibi nefret eden birer "canlı cenaze" olduklarını, yani haysiyetlerini çoktan kaybettiklerini ilan etmektedirler. Bu taklitçi maymunların "milli azatlık"tan bahsetmeleri ise; siyaseten bir komedi, kültürel olarak bir cehalet ve milli kimlik noktasında tam bir hıyanettir.

Bu mankurt maymunların, Uygur kimliğinin en aşılmaz zırhı olan İslamiyet’e "Araplaşma" yaftasıyla saldırması, sadece siyasi bir ahmaklık değil, Çin’in ideolojik silahıyla kendi milletini boğan birer cellat yamağına dönüştüklerinin tescilidir. Uygur kimliğinin ontolojik zemini sadece dil veya coğrafya ile mahdud değildir. Onun kalbi; bin yıllık İslam medeniyetiyle yoğrulmuş, Çin’in o yabancı ve vahşi kültürüne bütünüyle zıt olan bir ahlak manzumesidir. Çin bu hakikati bildiği için önce milletin ruh köküne hücum etmektedir. Çin’in bu saldırılarına dışarıdan destek veren o "ateist atıklar", soykırım siyasetinin fikrî payandası ve metodolojik uzantısıdırlar. Onların "Araplaştınız" nidası, aslında "Çin’in dinsizlik potasında birleşelim ve bu asimilasyon kazanına gönüllüce atlayalım" demenin pespaye bir kılıfıdır.

Bu taklitçi, maymun zihniyetli, mertlik fukaraları anlamıyorlar ki; bir Uygur, bin yıllık İslami değerler sisteminden koptuğu an, Çin’in manevi dünyasına iltihak etmiş demektir. Fikir dünyası Çinlileşmiş, milletine Çin’in din düşmanlığı gözlüğüyle bakan, Çin Komünist Partisi’nin ateist ezberleriyle kardeşine saldıran bir bedbahtın, kendisini "Çin karşıtı" gibi sunması, milli davaya hakarettir. Zira onun ruhu çoktan teslim bayrağını çekmiş, vicdanı Pekin tarafından esir alınmıştır.

Netice itibarıyla; işgalden kurtuluş, düşmanın tefekkür kalıplarını, değerler yargısını ve inançsızlık felsefesini kökten kusmakla başlar. Milli varlık kavgamız; düşmanla aramızdaki farkı azamiye çıkarma, kendi manevi köklerimize sımsıkı sarılma kavgasıdır. Kendi kimliğini Çin’in maddi kültürü ve ateist mefkuresi için kurban eden bu taklitçi zümre, milletin istikbalini temsil edemez. Bizim gayemiz; ruhen müstakil, imanen müstahkem ve Çin mefkuresine bütünüyle zıt, yeniden dirilmiş bir milli şuur inşa etmektir. Mefkuresi Çinlileşmiş mankurtların akıbeti ise; milli vicdanın mahkemesinde ebediyen lanetlenmek ve tarihin çöplüğüne gömülmektir.

 



Haber Editörü

admin

Yorumlar (0)

GÜNDEM

Haberi Sesli Oku