ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden şekillendirdiği dış politika çizgisinde Venezuela, Amerikan enerji devleri için yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Ancak Washington’dan gelen mesaj net: Geçmişin bedelini almak isteyen, bugünün riskini üstlenecek.
Trump yönetimi, Hugo Chávez döneminde kamulaştırılan sondaj kuleleri, boru hatları ve petrol sahaları için tazminat talep eden Amerikan şirketlerine açık bir şart sundu. Buna göre, Venezuela’nın yıllardır çöküş yaşayan petrol altyapısının yeniden ayağa kaldırılması için büyük ölçekli yatırımlar yapılmadan herhangi bir ödeme söz konusu olmayacak.
Politico’nun aktardığına göre ABD yönetimi, petrol şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle doğrudan temas kurarak beklentisini iletti. Sürece yakın iki kaynak, mesajın yaklaşık on gündür geçerli olduğunu ve Washington’un bu konuda geri adım atmaya niyetli olmadığını belirtiyor.
Bir sektör yetkilisi, yaklaşımı şu sözlerle özetliyor:
“Paranı almak istiyorsan, ülkeye dönmek zorundasın. Masada oturmanın bedeli sahaya inmektir.”
Ancak şirketler açısından tablo oldukça karmaşık. Venezuela’daki mevcut altyapının büyük bölümü kullanılamaz durumda ve sahaların ne ölçüde onarılabileceği bile net olarak bilinmiyor.
Trump, hafta sonu yaptığı televizyon konuşmasında beklentisini açıkça dile getirdi. Amerikan petrol devlerinin Venezuela’ya milyarlarca dolarlık yatırım yapacağını söyleyen Trump, bu yatırımların ülkenin gelir üretmesini sağlayacağını savundu.
“Dünyanın en büyük Amerikan petrol şirketleri oraya gidecek. Çökmüş altyapıyı onaracaklar. Karşılığını alacaklar ama önce harcamaları gerekiyor.”
Beyaz Saray cephesi ise sürece dair ayrıntılı bir yol haritası paylaşmış değil. Görüşmelerin hâlen erken ve dağınık bir aşamada olduğu belirtiliyor.
Venezuela, petrol sektörünü yaklaşık 50 yıl önce millîleştirdi. Hugo Chávez döneminde bu süreç daha da genişletildi ve yabancı şirketlerin varlıkları büyük ölçüde devlet kontrolüne geçti.
Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olan ülkede:
Yıllarca süren kötü yönetim
Yetersiz yatırım
Uluslararası yaptırımlar
nedeniyle üretim kapasitesi dramatik biçimde geriledi. Günlük üretim, 1970’lerdeki 3,5 milyon varil seviyesinin üçte birinin altına düşmüş durumda.
ABD’li petrol şirketlerinin Venezuela’ya dönüş konusunda çekinceleri sadece siyasi belirsizlikle sınırlı değil. Masadaki başlıca riskler şöyle sıralanıyor:
Personel ve ekipman güvenliği
Yatırımların finansman modeli
Petrol fiyatlarının kârlılık seviyesi
Venezuela’nın OPEC içindeki konumu
ABD’de petrol fiyatlarının varil başına 57 dolara kadar gerilemesi, iştahı daha da azaltıyor.
Görüşmelerde Venezuela’nın devlet petrol şirketi PdVSA’nın geleceği de gündeme geliyor. Yetkililere göre şirketin tamamen özelleştirilmesi planlanmıyor; ancak üst yönetimde kapsamlı bir değişim bekleniyor.
ABD hükümetinden özel lisansla Venezuela’da faaliyet göstermeyi sürdüren tek büyük Amerikan şirketi olan Chevron, çalışanlarının güvenliğinin öncelik olduğunu vurgulamakla yetindi.
Enerji analistlerine göre Venezuela, mevcut koşullarda kısa vadeli bir kazanç alanı değil. Atlantic Council’dan Landon Derentz, düşük petrol fiyatları ve yüksek yatırım ihtiyacı nedeniyle ülkenin şimdilik uzun vadeli bir seçenek olduğunu söylüyor.
“Riskler ortadan kalkarsa Venezuela gerçek bir mücevher olabilir. Ama bugün için olgun bir fırsattan söz etmek zor.”