15418,70%-1,81
44,08% 0,04
51,02% -0,35
7220,21% -1,11
11764,73% -1,51
ABD ve siyonist rejimin İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, askeri hedeflerin ötesine geçerek enerji altyapısı ve ticaret ağlarını hedef alan daha geniş bir ekonomik mücadeleye dönüştü. İran İslam Cumhuriyeti'nde petrol depoları ve lojistik tesislerin vurulmasının ardından başkent Tahran'da yakıt dağıtımı sınırlandırıldı.
Yerel yetkililer, başkentte kimlik kartıyla satın alınabilen yakıt miktarını 30 litreden 20 litreye düşürdü. Yetkililer halka "yalnızca zorunlu durumlarda yakıt alınması" çağrısı yaptı. Bu karar, Tahran ve çevresindeki petrol depoları ile petrol ürünlerinin taşındığı lojistik noktaların hedef alınmasının ardından geldi.
Ekonomi uzmanları, saldırıların artık yalnızca ihracata yönelik petrol üretimini değil, İran'ın iç enerji dağıtım sistemini de hedef aldığını belirtiyor. Analistlere göre depoların ve rafinerilerin hedef alınması, ülkenin başkentteki yakıt yönetim kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan psikolojik ve lojistik bir baskı anlamına geliyor.
Körfez'de enerji tesisleri de hedefte
Savaşın etkileri İran'la sınırlı kalmadı. İran İslam Cumhuriyeti'nin misilleme saldırıları Körfez'deki enerji tesislerini de hedef aldı.
Suudi Arabistan'a ait bir Aramco petrol sahasının vurulduğu bildirilirken, Birleşik Arap Emirlikleri'nin en önemli petrol ticareti ve depolama merkezlerinden biri olan Füceyre'de insansız hava aracının düşmesi sonucu büyük bir yangın çıktı. Yangının ardından bir depolama tesisi ile rafineride faaliyetler geçici olarak durduruldu.
Kuveyt'te ise Mina el-Ahmedi rafinerisinin zarar gördüğü ve artan lojistik sıkıntılar nedeniyle petrol üretiminin azaltıldığı aktarıldı. Uluslararası basında yer alan bilgilere göre sevkiyattaki yavaşlama, depolama tanklarının hızla dolmasına yol açtı.
Deniz taşımacılığı ve ticaret de baskı altında
Savaşın ekonomik etkileri yalnızca enerji üretimiyle sınırlı değil. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri nedeniyle ticaret gemileri ve tankerlerin hareketi de ciddi biçimde yavaşladı.
Uluslararası raporlar, ticari gemilere yönelik saldırıların arttığını ve bölgedeki operasyonel riskin "aktif askeri tehdit" seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor. Bu durum yalnızca petrol ihracatını değil, küresel ticaretin önemli bir bölümünü de etkileyebilecek bir tablo oluşturuyor.
Aynı zamanda hava taşımacılığında da maliyetler hızla yükseldi. Bazı uluslararası hatlarda hava kargo fiyatlarının yaklaşık yüzde 45 arttığı bildirildi. Uzmanlara göre bu gelişme, Asya ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerini de doğrudan etkileyebilir.
Enerji fiyatlarında sert yükseliş ihtimali
Bölgedeki enerji ihracatçıları savaşın uzaması halinde ciddi sonuçlar doğabileceği uyarısında bulunuyor. Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi, savaşın devam etmesi halinde Körfez'deki enerji ihracatçılarının "mücbir sebep" ilan etmek zorunda kalabileceğini söyledi.
El-Kaabi'ye göre Hürmüz Boğazı'nda geçişin aksaması durumunda petrol fiyatı varil başına 150 dolara kadar çıkabilir. Doğal gaz fiyatlarının da ciddi biçimde artabileceği ifade ediliyor.
Siyonist rejim de hedef listesinde
İran İslam Cumhuriyeti'nin misillemeleri siyonist rejimin enerji altyapısını da etkiledi. İran basını, Hayfa'daki petrol rafinerisinin hedef alındığını bildirdi.
Uzmanlara göre enerji tesisleri, limanlar ve sanayi altyapısının karşılıklı saldırıların hedefi haline gelmesi savaşın artık yalnızca askeri cephede değil, ekonomik cephede de yürütüldüğünü gösteriyor.
Üç olası senaryo
Ekonomik analizlere göre savaşın devam etmesi halinde üç temel senaryo öne çıkıyor.
İlk senaryoda saldırılar sınırlı kalır ve enerji tesislerine yönelik saldırılar kısa sürede azalır. Bu durumda lojistik ve sevkiyat sorunlarının birkaç hafta içinde kademeli olarak hafiflemesi bekleniyor.
İkinci senaryoda enerji tesisleri ve limanlara yönelik saldırılar sürer. Bu durumda depolama krizleri büyür, bazı ülkeler üretimi azaltmak zorunda kalır ve petrol fiyatı kısa sürede 150 dolara yaklaşır.
Üçüncü ve en riskli senaryoda ise enerji altyapısı, su tesisleri ve limanların daha geniş ölçekte hedef alınmasıyla büyük bir küresel enerji şoku yaşanabilir. Böyle bir gelişme küresel enflasyonu artırabilir ve dünya ekonomisinde yeni bir kriz dalgasını tetikleyebilir. (İLKHA)