15543,90%0,63
43,27% -0,01
50,33% 0,28
6488,23% 1,78
10510,00% 0,90
Suriye yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan 14 maddelik ateşkes anlaşması, askeri entegrasyondan Kürtlerin kültürel haklarına, sınır kapılarından petrol sahalarına kadar kritik başlıklar içeriyor. Anlaşma, ülkenin kuzeydoğusunda yeni bir dönemin kapısını araladı.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 14 maddeden oluşan kapsamlı bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu. Anlaşma, uzun süredir fiili olarak SDG kontrolünde bulunan bölgelerin kademeli biçimde merkezi yönetime entegre edilmesini ve askeri çatışmaların sona erdirilmesini öngörüyor.
Şara’nın açıklamasına göre, anlaşmanın detaylarını netleştirmek üzere SDG lideri Mazlum Abdi ile bugün bir görüşme yapılacak. Ateşkes, daha önce 10 Mart 2025’te imzalanan ve yıl sonuna kadar entegrasyonu hedefleyen mutabakatın devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Anlaşmanın ilk maddesi, Suriye hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cephelerde derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini kapsıyor. Buna göre SDG’ye bağlı askeri unsurlar, yeniden yapılanma sürecinin ilk adımı olarak Fırat’ın doğusuna çekilecek.
Bu madde, sahadaki sıcak temasların sona erdirilmesi ve siyasi sürecin önünün açılması açısından kritik önem taşıyor.
İkinci maddeyle birlikte Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri kontrolünün tamamen Suriye hükümetine devredilmesi kararlaştırıldı. Bu kapsamda, bölgelerdeki tüm sivil kurumların Şam’a bağlanması ve devlet kadrolarının yeniden yapılandırılması için gerekli kararnamelerin çıkarılması öngörülüyor.
Üçüncü maddede ise Haseke vilayetindeki sivil kurumların merkezi devlet yapısıyla bütünleştirilmesi yer alıyor.
Anlaşmanın en dikkat çeken başlıklarından biri, dördüncü maddeyle düzenlenen enerji ve sınır güvenliği konusu oldu. Buna göre, kuzeydoğudaki tüm sınır kapıları ile petrol ve doğal gaz sahalarının denetimi Suriye hükümetine geçecek.
Bu alanların güvenliği düzenli ordu birlikleri tarafından sağlanacak, ancak Kürt bölgelerinin özel sosyolojik yapısının dikkate alınacağı vurgulanıyor.
Beşinci madde, SDG’ye bağlı askerî ve güvenlik personelinin geleceğini belirliyor. Buna göre, gerekli güvenlik soruşturmalarından geçen SDG mensupları, bireysel esasla Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına entegre edilecek. Entegre olan personele rütbe, maaş ve lojistik haklar tanınacak.
Altıncı maddede ise SDG yönetiminin, eski rejim kalıntılarının kendi saflarına katılmasını engelleme ve bölgede bulunan eski rejim subaylarına ilişkin listeleri Şam’a sunma taahhüdü yer alıyor.
Sekizinci madde kapsamında Ayn el-Arab (Kobani) kentindeki ağır askerî varlığın kaldırılması kararlaştırıldı. Kentin güvenliği, yerel halktan oluşturulacak bir güvenlik gücü ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir polis teşkilatı tarafından sağlanacak.
Dokuzuncu maddede ise IŞİD tutukluları ve kamplarına ilişkin tüm idari ve güvenlik sorumluluğunun Suriye devletine devredilmesi öngörülüyor.
Anlaşmanın 11. maddesi, Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını memnuniyetle karşılayan bir ifadeye yer veriyor. Bu madde, Şara’nın 16 Ocak’ta yayımladığı ve Kürt haklarını düzenleyen 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne atıf yapıyor.
Söz konusu kararnameyle Kürtçe ulusal bir dil olarak kabul edilirken, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eğitimde seçmeli ders olarak okutulmasının önü açıldı. Ayrıca 1962 nüfus sayımı nedeniyle vatandaşlıktan çıkarılan tüm Kürtlere Suriye vatandaşlığı verilmesi kararlaştırıldı. Nevruz Bayramı da ülke genelinde resmî tatil ilan edildi.
maddede, SDG’nin Suriye sınırları dışından gelen PKK mensuplarının bölgeden çıkarılmasını taahhüt ettiği belirtiliyor. Bu adımın, Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla atılacağı ifade ediliyor.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack, anlaşmayı “bir dönüm noktası” olarak nitelendirerek tarafları tebrik etti. Barrack, entegrasyon sürecinin zorlu olacağını ancak birleşik bir Suriye için önemli bir adım atıldığını vurguladı.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ahmed Şara ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Erdoğan, Suriye topraklarının tamamen terörden arındırılmasının bölgesel güvenlik için hayati olduğunu belirterek, Türkiye’nin Suriye’ye desteğinin süreceğini ifade etti.
10 Mart 2025 mutabakatının uygulanmasında ciddi sorunlar yaşanmış, SDG’nin Halep’ten çekilmesinin ardından Suriye ordusu Fırat’ın doğusuna doğru ilerlemişti. Şam’a bağlı güçler, 18 Ocak’ta SDG kontrolündeki ülkenin en büyük petrol sahasını ele geçirerek sahadaki dengeleri değiştirmişti.
Yeni ateşkes anlaşması, bu gerilimin ardından gelen en kapsamlı uzlaşı olarak değerlendiriliyor.