Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı, Türkiye’de sağlık hizmetlerine duyulan memnuniyetin son on yılda belirgin biçimde azaldığını resmi verilerle ortaya koydu. Yıllıkta yer alan veriler, hem kamu hem de özel sağlık kuruluşlarında yurttaşların beklentilerinin karşılanmadığını gösterirken, sağlık sistemindeki yapısal sorunlara da ışık tuttu.
2014 yılında tüm sağlık sektörleri genelinde yüzde 70,6 olan memnuniyet oranı, 2024 itibarıyla yüzde 63,2’ye geriledi. Bu düşüş, sağlıkta niceliksel büyümenin, nitelikli hizmet algısını aynı ölçüde beslemediği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Sektör bazında incelendiğinde, en dikkat çekici düşüşlerden biri devlet hastanelerinde yaşandı.
2014 yılında devlet hastanelerinden memnuniyet oranı yüzde 72,4 seviyesindeyken, 2024’te bu oran yüzde 64’e kadar geriledi.
Özel sağlık sektörü ise memnuniyet kaybında daha sert bir tablo ortaya koydu. 2014’te yüzde 57,8 olan özel hastane memnuniyeti, 2024 yılında yüzde 48,6’ya düştü. Uzmanlar, artan maliyetler, katkı payları ve hasta–hekim ilişkisindeki gerilimlerin bu düşüşte etkili olduğunu değerlendiriyor.
Buna karşın, üniversite hastaneleri istisnai bir tablo çizdi.
2014’te yüzde 57,2 olan memnuniyet oranı, 2024’te yüzde 64,5’e yükselerek tüm sektörler arasında artış gösteren tek alan oldu.
Öte yandan 2024 yılı verilerine göre yurttaşların en fazla memnuniyet duyduğu sağlık birimleri aile sağlığı merkezleri olarak kayıtlara geçti.
Yıllıkta yer alan bir diğer çarpıcı veri ise antidepresan ilaç kullanımı oldu.
2013 yılında bin kişiye düşen antidepresan kullanımı 36 iken, bu sayı 2023’te 61’e yükseldi. Uzmanlar, bu artışı yalnızca bireysel ruh sağlığı sorunlarıyla değil; ekonomik baskılar, sosyal stres ve sağlık sistemine erişimde yaşanan zorluklarla birlikte değerlendiriyor.
Verilere göre Türkiye’de uzman hekim sayısı son dört yılda önemli bir artış gösterdi.
2020’de 48 bin 599 olan uzman hekim sayısı, 2024’te 61 bin 248’e yükseldi. Ancak bu artış, uluslararası karşılaştırmalarda tabloyu değiştirmeye yetmedi.
OECD ülkeleriyle yapılan kıyaslamada Türkiye, 100 bin kişiye düşen hekim sayısında alt sıralarda yer aldı. Türkiye’de bu sayı 258 olarak hesaplanırken;
Yunanistan: 661
Portekiz: 581
İtalya: 535
Almanya: 446
İzlanda: 450
Letonya: 336
olarak kayıtlara geçti.
Alan bazlı karşılaştırmalar da dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Türkiye, birçok temel branşta AB ve OECD ortalamalarının altında kaldı:
Pratisyen hekim:
AB ortalaması 109 – Türkiye 77
Çocuk hastalıkları:
AB ortalaması 20 – Türkiye 13
Psikiyatri:
AB ortalaması 19 – Türkiye 9
Bu tablo, özellikle ruh sağlığı ve çocuk sağlığı alanlarında yaşanan hizmet yetersizliğinin rakamlarla da teyit edildiğini gösterdi.
Sağlık alanında çalışan uzmanlar, memnuniyet düşüşünün yalnızca hizmet sayısıyla değil; randevu süreleri, hekim başına düşen hasta yükü, iletişim sorunları ve sistemin sürdürülebilirliği ile doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor.
Artan hekim sayısına rağmen kişi başına düşen hizmet kalitesinin yükselmemesi, önümüzdeki dönemde sağlık politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.