16345,82%-0,38
43,59% 0,14
51,55% 0,32
6942,91% 3,14
11654,37% 0,11
Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin, 6 Şubat depremlerinin yıldönümüne yaklaşılırken yaptığı sert ve sembolik basın açıklamasıyla, Türkiye’nin deprem gerçeği karşısında iktidarın yıllardır değişmeyen politikalarını eleştirdi. “Sesimizi Duymayanlara Düdük Çalıyoruz” başlığıyla yapılan açıklama, yalnızca bir anma değil; aynı zamanda kamu yönetimine yönelik ağır bir ihmal ve rant eleştirisi niteliği taşıdı.
“Deprem Değil, İhmal Öldürüyor” Vurgusu
Tekin’in açıklamasında öne çıkan temel mesajlardan biri, depremin bir doğa olayı olduğu ancak yıkımın ve can kayıplarının siyasi ve idari tercihlerle doğrudan bağlantılı olduğu oldu.
“Deprem gerçektir, ancak yıkılan şehirler tercihtir” sözleriyle konuşmasına başlayan Tekin, özellikle imar afları, denetimsizlik ve rant odaklı şehirleşme politikalarının altını çizdi.
Saadet Partisi Antalya İl Başkanı, 1999 Marmara Depremi’nden bu yana verilen sözlerin tutulmadığını belirterek, aradan geçen onca yıla rağmen Türkiye’nin hâlâ depreme hazırlıksız olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, “Her depremden sonra aynı cümleler kuruluyor ama aynı ihmaller sürdürülüyor” ifadeleriyle iktidarın reflekslerinin değişmediği vurgulandı.
Deprem Düdüğü Simgesel Bir Uyarı Olarak Kullanıldı
Basın açıklamasının en dikkat çekici unsurlarından biri ise deprem düdüğü oldu. Tekin, düdüğün yalnızca bir afet ekipmanı değil, aynı zamanda bir vicdan çağrısı olduğunu ifade etti.
“Henüz enkaz altında değilken düdük çalıyoruz” diyen Tekin, bu sembol üzerinden iktidarı ve karar alıcıları uyarmayı hedeflediklerini belirtti.
Açıklamada kullanılan “Bugün bu düdük duyulmazsa, yarın İsrafil’in suru duyulur” ifadesi, yaklaşan büyük Marmara Depremi başta olmak üzere, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu risklerin ciddiyetine dikkat çeken çarpıcı bir benzetme olarak öne çıktı.
“Bugün Enkaz Altında Olan Beton Değil, Adalettir”
Tekin’in açıklaması yalnızca teknik önlemlerle sınırlı kalmadı; aynı zamanda yönetim anlayışına yönelik sert bir eleştiri içerdi.
“Bugün enkaz altında olan adalettir, liyakattir, denetimdir, vicdandır” sözleriyle mevcut sistemin yalnızca binaları değil, toplumsal güveni de çökerttiğini savundu.
Saadet Partisi’nin yaklaşımı, klasik “afet sonrası yardım” söyleminin ötesine geçerek, önleyici siyaset ve insan odaklı şehircilik talebi etrafında şekillendi. Tekin, “İnşaat değil insan yaşasın istiyoruz” diyerek büyüme ve kalkınma anlayışının yeniden tanımlanması gerektiğini dile getirdi.
İktidara Açık Çağrı: “Rantı Değil, İnsanı Önceleyin”
Basın açıklamasının son bölümünde, karar alıcılara doğrudan çağrı yapıldı.
“Her şey için çok geç olmadan sesimizi duyun” diyen Tekin, denetim mekanizmalarının eksiksiz işletilmesini, bilimsel şehir planlamasının esas alınmasını ve rant odaklı uygulamalardan vazgeçilmesini istedi.
Saadet Partisi’nin bu çıkışı, muhalefetin deprem meselesini yalnızca bir afet başlığı olarak değil, ahlaki, siyasi ve yönetsel bir sorun olarak ele aldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Toplumsal Hafızaya Çağrı
Açıklama, depremde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan dua ile sona ererken, asıl mesajın yas tutmaktan çok unutmamaya ve unutturmamaya yönelik olduğu dikkat çekti.
Tekin’in vurguladığı gibi, Türkiye’nin “ne depremlere verecek canı ne de ihmallere tahammülü” kalmış durumda.
Saadet Partisi’nin Antalya’dan yükselttiği bu düdük sesi, yalnızca bir basın açıklaması değil; yaklaşan büyük riskler karşısında siyasal sorumluluğu hatırlatan güçlü bir uyarı olarak kayda geçti.