17080,16%1,46
43,82% 0,00
51,85% 0,32
7239,70% 0,80
11844,53% 0,00
Batman Bağımlılıklarla Mücadele Derneği Başkanı Psikolog Yasir Atalay, Ramazan ayında televizyon ve sosyal medya kullanımının maneviyat üzerindeki etkilerine ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Atalay, teknolojinin etkisinin kullanım biçimine bağlı olduğunu vurgulayarak, içerik seçiminin belirleyici olduğuna dikkat çekti.
"Hangi içeriği izlediğimiz önemlidir"
"Televizyon ve sosyal medya Ramazan ruhunu güçlendiriyor mu, yoksa zayıflatıyor mu; neler söylersiniz?" sorusunu yanıtlayan Atalay, şunları söyledi:
"Yani teknoloji, bizim onu özellikle nasıl kullandığımızla ilişkilidir. Burada beslendiğimiz kaynak daha önemli. Eğer gerçekten hızlı geçip gitmeyen ve daha kaliteli içerikler olursa durum değişir; yani hangi içeriği izlediğimiz önemlidir. Burada Ramazanın o dinamiğini daha olumlu yönde etkileyecek içerik kaliteliyse faydalı olur. Ama ‘hızlı geçişen’, yani sırf zaman geçireyim diye izlediğimiz içerikler olduğu zaman tabii ki maneviyatı olumsuz yönde etkiler. Bu durum kişiyi etkilediği gibi, süreçle ilgili olarak maneviyatını da etkiler. Bundan dolayı teknoloji araçlarını bazen gerçekten nasıl kullandığımızla ilgili olarak, bu süreçte kendimize dışarıdan bakabilmeliyiz."
"Hangi kaynaklardan beslendiğimiz çok önemli"
Teknoloji kullanımını bir bebeğin yetiştirilmesine benzeten Atalay, şu ifadeleri kullandı:
"Bunu biraz şuna benzetiyorum: Bir bebeği yetiştirirken ona hangi kaynakları verirseniz o şekilde şekil alıyorsa, siz de sürekli olumsuz kaynaklara maruz kalırsanız bu şekilde şekillenirsiniz. Onun için kaynak seçimimize bu konuda kesinlikle dikkat etmemiz gerekiyor. Yani hangi kaynaklardan besleniyoruz, hangi kaynakları dinliyoruz, hangi kaynakları izliyoruz? Bunlar hızlı geçişen kaynaklar mı, yoksa içerikleri dolu mu? Bunlara dikkat edilmeli; çünkü beslendiğimiz kaynak, verdiğimiz tepkilerle doğru orantılı oluyor."
"Aşırı dijitalleşme ibadetleri olumsuz etkileyebilir"
Dijitalleşmenin ibadet alışkanlıkları üzerindeki etkisine de değinen Atalay, şunları kaydetti:
"Dijitalleşme tabii ki etkiliyor. Bu süreçle ilgili ‘hızlı geçişen’ içeriklerden dolayı insanlar artık o an içinde olduğu, eylemini yaşadığı ibadete tahammül edemiyor. Yani ‘bir an önce bitsin’ düşüncesini yaşıyor. Bundan dolayı biraz daha ne yaptığımızın farkında olma uygulamalarını yapmamız, işin içinde olmamız lazım. Bu hem ibadet olur hem de başka bir aktivite. ‘İçinde olmak’ dediğimiz şey; bedenen, ruhen ve varlık olarak gerçekten bizim o eylemin içinde olmamızdır. Ama teknoloji araçlarında sadece izliyoruz, hızlı geçişen bir şeyler var; yani gerçekten içinde değiliz. Yeterince yaşayamıyoruz, beş duyumuzla algılayamıyoruz. Sadece bir veriye maruz kalıyoruz ve bunlar hızlıca geçip giden veriler oluyor. Bundan dolayı bunlar haliyle etkiliyor. O aşırı dijitalleşme, beraberinde ibadetleri de olumsuz yönde etkiler. Bizim teknolojiyi yerli yerinde kullanmamız daha kıymetli olur."
"Teknoloji kullanımı da dengeli olmalı"
Ramazan ayında teknolojinin nasıl dengeli kullanılması gerektiğine ilişkin ise Atalay, şu değerlendirmede bulundu:
"Beslenmeyi nasıl dengeliyorsak öyle. Ramazan ayı biraz daha arzu edilen her şey üzerinde denetim sağladığımız bir ay olduğu için, bence teknolojiyle ilgili de bizim biraz daha yerli yerinde beslenmemiz, daha dikkatli kullanmamız lazım. Hani ara ara ‘teknoloji detoksu’ dediğimiz, hiç kullanmadığımız bir zaman diliminin olması bizi başta huzursuz edebilir ama gerçekten bir şeyleri fark etmemiz lazım. Çünkü huzursuzluk, aslında beraberinde üretmemizi sağlayan bir yapıdır. Bizim o huzursuzluğa tahammül etmemiz, bir şeyler üretmemizi sağlar. Ama ‘bir an önce bir şeyler geçsin’, ‘bir an önce o sıkıntımı gidereyim’ teması, uzun vadede olumsuz bir duruma doğru yol alıyor. Bundan dolayı, nasıl ki gıdalarla dengeli besleniyorsak, aynı şekilde elektronik araçları da dengeli bir şekilde kullanmamız gerekiyor." (İLKHA)