Habertürk yazarı Orhan Bursalı, 4 Ocak tarihli köşe yazısında İran'daki protestoları değerlendirdi. Bursalı'ya göre, yıllardır süren ekonomik abluka, İsrail ve ABD'nin müdahaleleri ve yüzde 50'ye ulaşan enflasyon, halkın dayanma gücünü zorladı. Orta sınıfın büyük ölçüde çökmesi, genç kuşak ve dinamik iş kesimlerinin sokağa çıkmasına neden oldu. Protestolar ülkenin tüm eyaletlerine yayıldı ve silahlı kuvvetlerle zaman zaman çatışmalara sahne oldu.
"Kadın Örgütlenmeleri ve Genç Kuşak Öne Çıkıyor"
Bursalı, özellikle Y ve Z kuşaklarının rejime karşı en dinamik kesimler olduğunu ve gizli kadın örgütlenmelerinin protestolarda önemli rol oynadığını aktararak, "Y ve hele hele Z kuşağı İran rejiminden en nefret eden dinamik kesimler. Ama ekonominin kötüleşmesi esnafı ve pek çok iş kesimini de protestolara kattığına göre, İranlılar dayanma güçlerinin sınırına vardılar. Bu arada gizli kadın örgütlenmelerinin protestolarda önemli rol oynadığı da belirtiliyor" dedi.
Rejim ve Olası Çıkış Yolları
Bursalı, İran rejiminin silahlı örgütlenme açısından güçlü olduğunu ve protestoların daha kanlı aşamalara ulaşması hâlinde uzlaşıya gidip gitmeyeceğinin belirsiz olduğunu vurgulayarak, "Rejim silahlı örgütlenme açısından güçlü. Protestolar giderek yayılır ve çatışmalar daha kanlı aşamalara varırsa rejim yumuşar, uzlaşıya gider ve halkı tatmin edecek yeni bir programla bir uzlaşı hükümetinin kurulmasına razı olur mu, bilmiyoruz. Böyle bir hükümetin ana programı ne olur, bilmiyoruz. Ama İran'ın önündeki en önemli sorun ablukayı kaldırmak ve yaptırımların kısa süre içinde sonlanmasına yönelik adımlar atmak. Peki bu olasılığı rejim kabul eder mi? Bütün sorun burada. Bir dizi analizle İran'daki olasılıklar ve muhtemel gelişmeler üzerine odaklanacağım bir süre" ifadelerine yer verdi.
"Halkın Öncelikleri Değişti"
Halkın nükleer programa pragmatik yaklaştığını belirten Bursalı, Hollanda merkezli bağımsız kuruluş GAMAAN'ın Kasım 2025 tarihli raporunu paylaşarak şu ifadelere yer verdi:
Uranyum zenginleştirme: Katılımcıların yüzde 47'si, "başka bir savaşı önlemek için İslam Cumhuriyeti'nin uranyum zenginleştirmeyi durdurması gerektiğini" düşünüyor.
Nükleer silah karşıtlığı: İranlıların yüzde 49'u (neredeyse yarısı) İran'ın nükleer silah geliştirmesine açıkça karşı çıkıyor. Sadece yüzde 36'lık bir kesim nükleer silah yapılması gerektiğini savunuyor.
Savaşın tanımı: Halkın yüzde 63'ü, yaşanan çatışmaların "İran halkı ile değil, İsrail ile İslam Cumhuriyeti arasında bir savaş" olduğuna inanıyor. Yani halk, rejimin nükleer hırsları yüzünden çıkan bedeli kendi üstüne almak istemiyor.
Doğrudan müzakere: Halkın yüzde 62'si, sorunların çözümü için ABD ile doğrudan müzakerelerin başlatılmasını destekliyor.
Bursalı, İran rejiminin olası çıkış yolunun nükleer programı sonlandırmak olabileceğini ifade ederken, bunun uygulanıp uygulanmayacağının ve rejimin halkı bastırma yolunu mu seçeceğinin belirsiz olduğunu vurguladı.
Kaynak : PERRE