Samsun'un bafra ilçesinde yaşanan ve kamuoyunun yakından takip etmesi gereken bir süreç, yalnızca bir imar ya da orman ihlali meselesi olmanın çok ötesine geçerek; adalet, vicdan, basın özgürlüğü ve kamu gücünün nasıl kullanılması gerektiği sorularını da beraberinde getirdi.
İddialara göre; muhtarlık sıfatı kullanılarak ormanlık alan ve kamusal alan niteliğindeki bir bölgede yapılan yapılar, açıkça hukuka aykırı olmasına rağmen “imar barışı” gerekçe gösterilerek yapı kayıt belgesi alınmak suretiyle meşrulaştırılmak istendi. Ancak gerçekler, belgeler ve sahadaki fiili durum bunu yalanladı. Yapılan incelemeler neticesinde, söz konusu yapıların orman arazisi içinde kaldığı tespit edildi ve süreç mahkeme kararıyla mühürleme noktasına kadar ulaştı.
Bu noktada asıl dikkat çekici olan ise, hukukun işlemesine vesile olan sürecin bir kamu görevlisi ya da siyasi irade tarafından değil, bir gazetecinin kalemi ve vicdanı sayesinde başlatılmış olmasıdır.
**Yeniçağ Gazetesi muhabiri İbrahim Akkuş, kişisel çıkar gözetmeden, makamdan korkmadan, yalnızca kamu yararını ve doğayı koruma bilinciyle hareket ederek bu hukuksuzluğu kamuoyuna taşıdı. Akkuş’un yaptığı şey; ne bir husumet, ne bir hesaplaşma, ne de kişisel bir polemikti. Yaptığı şey yalnızca gazetecilikti. Belgeli, sahaya dayanan, kamu adına yapılan bir gazetecilik…
Ne var ki bu noktadan sonra yaşananlar, kamu vicdanını yaralayan yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. İddialara göre, Bafra Kaymakamlığı makamı, suç unsuru taşıdığı yargı kararıyla ortaya konan bu yapıların sahibi olan muhtara destek vererek, hukukun yanında durmak yerine suçluya arka çıkan bir pozisyon aldı. Daha da vahimi; bu destek sürecinin, gazeteci İbrahim Akkuş’u yıldırmaya, köşeye sıkıştırmaya ve susturmaya yönelik bir tutuma dönüştüğü öne sürüldü.
Oysa kaymakamlık makamı;
➡️ Gücünü hukuktan alan,
➡️ Kamu yararını koruması gereken,
➡️ Devleti temsil eden tarafsız bir makamdır.
Bu makamın, hukuku hatırlatan bir gazeteciye karşı konum alması, yalnızca bir kişiye değil; basın özgürlüğüne, hukuk devletine ve kamu vicdanına karşı durmak anlamına gelir.
Burada altı çizilmesi gereken çok net bir gerçek vardır:
Eğer bugün ormanlık alanlara yapılan kaçak yapılar mühürlenebildiyse, bu bir gazetecinin cesareti sayesindedir.
Eğer bugün kamusal alanların yağmalanması durdurulabildiyse, bu bir basın mensubunun kalemi sayesindedir.
Biz gazeteciler olarak çok iyi biliyoruz ki;
Gazetecilik bazen alkış değil, yalnızlık getirir.
Gazetecilik bazen ödül değil, baskı getirir.
Ama gerçek gazetecilik her zaman onur getirir.
Bu nedenle açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz:
İlkeli, belgeli ve vicdanlı habercilik yapan İbrahim Akkuş yalnız değildir.
Biz gazeteciler; makamdan değil hukuktan yana,
Güçten değil adaletten yana,
Suskunluktan değil gerçekten yana olmaya devam edeceğiz.
Bu haber, yalnızca bir gazeteciye destek değil;
Hukukun, doğanın ve kamunun yanında durma iradesinin ilanıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.